Hayatının önemli bir kısmını siyasi görevlerde, diplomatik ilişkilerde ve akademik çalışmalarda geçiren John Locke, Hollanda sürgününden İngiltere'ye döndükten sonra çalışmalarına devam etmiş ve 1704 yılında İngiltere'de hayatını kaybetmiştir.
Locke, zihnin dış dünyadan gelen izlenimler karşısındaki pasif konumunu açıklamak için ayna metaforunu kullanmıştır. Nasıl ki bir ayna karşısına konulan nesnenin görüntüsünü reddedemez, silemez veya değiştiremezse, insan zihni de duyularla gelen basit ideleri aynı şekilde reddetme veya değiştirme yetisine sahip değildir.
John Locke, İngiliz Aydınlanması'nın ve genel olarak Avrupa aydınlanma hareketlerinin kurucu filozoflarından biri kabul edilir. Onun aklın rehberliğini savunan, sosyal yaşamda her türlü dogmatik otorite ve gelenekten kurtulmayı öngören fikirleri aydınlanmanın temelini oluşturmuştur.
John Locke, 'İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Deneme' adlı eseriyle bilgi teorisini bağımsız bir felsefe dalı olarak kuran ilk filozof olmuştur. Eser, insan bilgisinin kökenini, kesinliğini, kapsamını ve anlama yetisinin sınırlarını ilk kez bu genişlikte ele alan çalışma olarak felsefe tarihinde yer edinmiştir.