Kültür, bir toplumun özünü oluşturan, onu diğer toplumlardan ayırarak eşsiz olmasını
sağlayan tarihsel süreç içinde toplum üyelerinin oluşturduğu ve geliştirdiği maddi ve manevi
değerlerin toplamından oluşan bir bütündür. Bir toplumun yaşam tarzıdır; kendini ifade ediş
biçimidir. Toplum üyelerinin önceki nesillerden devralması ve kendi birikimlerini
eklemesiyle dinamik ve sürekliliği olan bir yapı sergileyerek geçmişle bugünü buluşturan çok
katmanlı bir yapıdır.
Her toplumun kendine özgü bir kültürü mevcuttur. Küreselleşme süreciyle birlikte
kültürlerarası iletişim ve diyalogların hız kazandığı çağımızda kuruluşların uluslararası
zeminde başarı kazanması, yurt içi ve yurt dışındaki paydaşlarına etkili bir şekilde hitap
edebilmesi faaliyetlerini gerçekleştirdikleri coğrafyadaki toplumların kendine has kültürel
sistemleri hakkında bilgi sahibi olmasını gerekli kılar. Birbirinden farklı yapıdaki maddi ve
manevi kültür öğelerine, lisanlara, estetik unsurlara, kişisel inançlara, tutum ve davranışlara
sahip toplumların yapıları titizlikle incelenmelidir.
Kültürlerarası iletişim sürecinde kültür ve dil farklılıkları, sözsüz iletişim ve beden
dilinden kaynaklanabilecek sorunlar, medyayla ve hükümetle ilişkiler vb. faktörler hassasiyet
gösterilmesi gereken konulardır. Bu noktada halkla ilişkiler uygulayıcılarının üst yönetimle
işbirliği içinde ve çift yönlü simetrik iletişim çerçevesinde paydaşlarıyla iletişim kurması hem
kuruluş hem de paydaşlar cephesinde memnuniyet yaratacak bir yaklaşım izlemesi önem taşır.
Gerek farklı coğrafyalarda başarı sağlayacak projeler geliştirmek ve uygulamak
gerekse çok uluslu kuruşlarda görev yapan farklı kültürlere mensup bireylerle uyum ve
işbirliği çerçevesinde çalışmak kültürlerarası iletişim sürecini başarıyla yönetmeyi gerekli
kılar. Her kültürün kendine has dokusu içinde benzersiz olduğu düşüncesini temel alarak
etnomerkezcilikten uzak bir yaklaşım sergilemek bu süreci başarıyla yönetmede son derece
önemlidir. Halkla ilişkiler uygulayıcıları bu süreçte köprü kurucu misyonlarıyla uyum ve
anlayış ikliminin egemen olduğu, farklılıkların hoşgörüyle yönetildiği, kültürel duyarlılığın
hüküm sürdüğü, yabancılaşmanın yerini aidiyet duygusuna bıraktığı bir çalışma ikliminin
yaratılmasında ve sürdürülmesinde en önemli aktörler arasında yer alır.
Uygulamalar
“Globe” isimli çok uluslu bir kuruluşun bünyesinde Türk, Çin, Japon, Arap, Afrika,
ABD, Kanada, Avustralya orijinli çalışanlar mevcuttur. Kuruluşun halkla ilişkiler müdürü
Pelin Hanım, kurumsal iklimin düzeni ve devamlılığı için farklı kültürlere mensup
çalışanların kültürel geçmişlerini tanımanın önemli olduğunu düşünmektedir. Bu düşüncesini
üst yönetimle paylaşıp onların da onayını ve katılımını sağlayarak haftanın belirli günlerinde
kuruluş çalışanlarının birbirlerini tanımaları ve sıcak diyaloglar geliştirebilemeleri için kurum
içi organizasyonlar düzenlemektedir. Pelin Hanım, ayrıca kültürlerarası diyaloğu sağlamak,
kültürlerarası uyum sürecini hayata geçirmek adına çalışanların mensup olduğu kültürlerin
özelliklerini, öğelerini, toplumsal kültür boyutlarını, hangi bağlam üzerinden iletişim
kurduklarını (söz ya da davranış) açıklayıcı “kültürlerarası eğitim” programları düzenlemenin
yararlı olacağını düşünerek bu programları hayata geçirmiştir.
Uygulama Soruları
1) Pelin Hanım’ın hayata geçirdiği kültürlerarası iletişim programının kurum içi
çatışma ve farklılıkların yönetimi konusunda ne tür avantajlar sağlayabileceğini tartışınız.
2) Globe firmasının bünyesinde farklı ülkelere mensup çalışanların mevcut olması,
küresel çapta başarı sağlayacak projelere imza atılmasında avantaj sağlayabilir mi? Tartışınız.
