Modern dünya “iş”i ve “iş yeri”ni yaşamın merkezi hâline getirdi. Geleneksel
toplumda “evde çalışan” insanlar, artık “fabrikalarda çalışma”ya başladılar. İş, aileden
ayrıldı. Modern dünyanın adeta merkezi hâline gelen endüstriyel üretim düzeni, eğitimden
aile düzenine kadar tüm kurumların yeniden örgütlenmesine yol açtı. “Büyük aile”
parçalanarak, endüstri toplumunda “çekirdek aile”ye dönüşürken, eğitimde endüstrinin
gereksinimlerine uygun tarzda kitleselleşti. “Kendi işini yapan” ya da “ücretsiz aile efradı”
olarak çalışan insanların yerini, “ücretli” iş gücü aldı. Ekonomi ve toplum kabuk değiştirdi.
Dağınık yerleşim birimlerinde yaşayan insanlar, modern dünyada, büyük kitleler hâlinde,
endüstri merkezlerine akın ettiler. Her alanda gözle görülür bir merkezileşme ortaya çıktı.
Ancak içinde yaşadığımız bu post endüstriyel çağda, tekrar tersine bir eğilim ortaya çıktı: İş,
yeniden eve dönme eğilimine girdi. Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere çok sayıda ülkede
“evde çalışma, “tele çalışma” “uzaktan çalışma” ya da “tele işe gidip gelme/telekomute”
dedikleri çalışma türleri olağan üstü bir hızla artmaya başladı. Sanal/Tele işçiler, esnek iş
yeri uygulamasının bir parçası olan, “telekomute/tele işe gidip gelme” uygulamasında olduğu
gibi, haftanın belli günlerine iş yerinde, kalan günlerinde de evlerinde çalışabilirler veya hiç iş
yeri ve işvereni ile direkt yüz yüze temasa geçmeksizin, tümüyle sanal ortamda, daha çok
proje bazında, faaliyette bulunabilirler.
Tele çalışma düzenin yaygınlaşması, iş gününün sosyal, kültürel ve psikolojik
özelliklerinde çok köklü değişimleri de beraberinde getirecektir. Buna bağlı olarak, eğitim
şekillerinde de yeni durumun yarattığı ihtiyaçlara göre çok köklü değişikliklerin ortaya
çıkması beklenilebilir. İş, bazı klasik sosyologların ifade ettiği anlamda, bir sosyal
entegrasyon işlevini kaybetmektedir. Tele çalışma şeklinin ilk basamağı diyebileceğimiz
“telekomute” uygulamasında çok kısmi firma aidiyetinden bahsedile bile, tümüyle tele/sanal
çalışmada, bu imkânsız hâle gelmektedir. Tele/sanal çalışma bazı avantaj ve dezavantajları da
bir arada getiriyor. Sanal iş gücü, süreyi tümüyle kendi isteklerine göre ayarlayabiliyor.
Geleneksel çalışma şekilleriyle karşılaştırılamayacak kadar esnek. Endüstriyel toplumdan
post-endüstriyel topluma geçiş sürecinde, işin yapısı büyük ölçüde değişmektedir. Bir kez
öğrendikten sonra, yaşam boyu sürdürülen endüstri toplumunun işlerinin yerini,
enformasyon/bilgi toplumunda, part-time ya da geçici/sözleşmeli işler almaya başlamıştır.
İşin sürekliliğini yitirmesine paralel olarak, çalışanlar, yaşamları boyunca yeni işlere uygun
yeni hünerler kazanma ihtiyacı duymaktadırlar. Nitekim geçmiş Amerika Devlet
Başkanlarından Clinton, ortalama bir Amerikalının yaşamı boyunca yedi defa eğitilmek
zorundadır diyordu. Bu oran günümüzde artarak devam etmektdir. Kısaca belirtmek
gerekirse, endüstriyel toplumdan post-endüstriyel dönüşüm sürecinde, eğitim de büyük ölçüde
değişmektedir. Enformasyon çağı, eğitim açısında yeni imkânları da beraberinde
getirmektedir. Yeni teknolojiler, aynı zamanda eğitim maliyetlerinde de düşüşe yol
açmaktadır.
