Christophe (2015) tarafından yapılan çalışmada, araba kullanma korkusu gibi spesifik fobilerin temelinde genetik yatkınlıktan ziyade, geçmişte yaşanmış bir trafik kazası öyküsü gibi somut çevresel etmenlerin yattığı gösterilmiştir.
Dilbaz (2010) verilerine göre, 65 yaş üzerindeki yaşlılarda en sık görülen fobi türü agorafobidir. Bu fobi genellikle panik bozukluk olmaksızın, düşme veya saldırıya uğrama gibi somut bir travmatik olay sonrasında tetiklenmektedir.
Arslanoğlu (2002) klinik verilerine göre, bir panik atak nöbeti aniden başlayıp birkaç dakikadan 10 dakikaya kadar geçen sürede en yoğun düzeye ulaşır. Genellikle 10-30 dakika sürer, nadiren de olsa 1 saate kadar uzayabilir.
Kaya (2011) çalışmasına göre, uzun yıllar boyunca tedavi edilmeyen ya da düzensiz tedavi edilen panik bozukluğu hastalarında, sürekli stres yüküne bağlı olarak kalp-damar ve beyin hastalıklarına yakalanma riski ciddi oranda artmaktadır.
Bleich ve arkadaşlarının (1997) çalışmasında, kaçınma ve duygusal donukluk yaşayan yaşlıların geçmiş travma öyküleri araştırılmadığında, bu belirtilerin majör depresyon veya uyku bozukluğu ile karıştırılarak yanlış tanılar konulduğu saptanmıştır.
Zelst (2003) ve Mollica (2007) araştırmalarına göre, hayatlarının erken dönemlerinde travmaya maruz kalmış bireyler, ileri yaşlarda yeni bir travma yaşadıklarında, ilk kez travmaya maruz kalan akranlarına göre çok daha ağır şekilde etkilenmektedirler.
Öztürk (1989) klinik gözlemlerine göre, somatizasyon bozukluğu olan yaşlı hastaların geçmişleri incelendiğinde, bu kişilerin delikanlılık veya genç kızlık çağlarından beri sık sık hastalanan ve konversiyon belirtileri gösteren kişiler olduğu görülür.
Arslanoğlu (2002) verilerine göre, konversif bayılmada epilepsinin aksine dil ısırma, altına kaçırma ve ciddi yaralanmalar görülmez. Epilepsi hastası uykuda veya yalnızken de nöbet geçirebilirken, konversif bayılma genellikle başkalarının yanında gerçekleşir.
Köknel (2004) gözlemlerine göre, hipokondriyazis hastaları gazete ve dergilerdeki sağlık köşelerini, ölüm haberlerini saplantılı şekilde takip ederler ve buralarda okudukları tüm olumsuz belirtileri doğrudan kendi üzerlerinde yorumlarlar.