Sesli Özet
← Ünite 5

Ünite 5: 1938’den 2002’ye Ekonomik Gelişmeler — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

1938’den 2002’ye Ekonomik Gelişmeler. İkinci Dünya Savaşı'nın başlarında Türk hükûmeti olası bir savaşa girme ihtimaline karşı bir milyon genç insanı silah altına almıştır. Bu durum tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe yetişmiş iş gücü kıtlığına yol açarak üretim ve verimliliğin hızla düşmesine neden olmuştur. Toplam talep artarken üretimin yetersiz kalması, fiyatlarda kontrol edilemeyen yükselişlere ve karaborsanın yaygınlaşmasına zemin hazırlamıştır. Savaş yıllarında yaşanan mal kıtlıkları, fırsatçı üretici ve aracıların haksız kazanç elde ederek hızla zenginleşmesine yol açmıştır. Savaş şartlarının yarattığı olağanüstü ekonomik olumsuzluklarla mücadele etmek amacıyla 26 Ocak 1940 tarihinde Millî Korunma Kanunu yürürlüğe konulmuştur. Bu kanun hükûmete ulusal ekonomiyi, üretimi ve fiyatları denetleme hususunda son derece geniş yetkiler vermiştir. Buna rağmen stokçuluk ve karaborsanın önüne geçilemeyince, Ocak 1942'de Ankara ve İstanbul'da ekmek karneye bağlanmış ve bu uygulama Eylül 1944'e kadar sürdürülmüştür. Ayrıca savaş şartlarında haksız kazanç sağlayanlardan vergi almak, piyasadan para çekerek enflasyonu düşürmek ve devlet gelirlerini artırmak amacıyla 12 Kasım 1942'de Varlık Vergisi kabul edilmiştir. Varlık Vergisi uygulaması kapsamında yükümlülerin %70'i İstanbul'da bulunan ve büyük çoğunluğu gayrimüslimlerden oluşan mükelleflerden teşekkül etmiştir. Belirlenen vergi miktarlarına itiraz hakkının bulunmaması ciddi haksızlıklara yol açmış, iç ve dış tepkiler üzerine hükûmet 1943 yılında bu uygulamayı durdurmak zorunda kalmıştır. Savaş sonrasında, CHP'nin 27 yıllık tek parti yönetiminin son hükûmeti Ocak 1949'da Şemsettin Günaltay tarafından kurulmuş; 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde oyların %53'ünü alan Demokrat Parti iktidara gelmiştir. 25 Haziran 1950'de Kore Savaşı'nın başlamasıyla uluslararası piyasalarda ham madde ve tarım ürünü fiyatları hızla yükselmiştir. Adnan Menderes başkanlığındaki Demokrat Parti hükûmeti, bu uygun ortamda üç temel iktisadi hedef belirlemiştir: Tarıma öncelik vermek, sanayileşmeyi özel kesim öncülüğünde yürütmek ve dış ekonomik ilişkilerde devlet müdahalesini asgari düzeye indirmek. Seçmenden büyük destek alan köylü kesimini memnun etmek için meralar tarıma açılmış, çiftçinin buğdayı dünya fiyatlarının üzerinde satın alınmış ve ucuz dış kaynakla yoğun traktör ithalatı gerçekleştirilmiştir. Tarımda yaşanan hızlı makineleşme bir yandan üretimi artırırken, diğer yandan kırsalda ciddi bir iş gücü fazlası oluşturmuş ve büyük kentlere göçü başlatmıştır. Ancak 1954 yılından itibaren elverişsiz hava koşulları tarımsal üretimi düşürmüş, Türkiye ihraç ettiği tarım ürünlerini ithal eder hale gelmiştir. Bozulan iç ve dış dengeler üzerine 'tarıma dayalı büyüme modeli' terk edilerek sanayiye ve kamu yatırımlarına yeniden ağırlık verilmiştir. 1950'de özel sektörü desteklemek amacıyla Türkiye Sınaî Kalkınma Bankası (TSKB) kurulmuş, döviz darboğazı başlayınca da şeker ve çimento gibi temel malların üretimi için KİT'ler yeniden devreye sokulmuştur. 1958 yılı ortalarında derinleşen döviz darboğazı, mal kıtlığı ve yüksek enflasyon üzerine hükûmet OEEC (Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilatı) raporu doğrultusunda Ağustos 1958 İstikrar Kararları'nı kabul etmiştir. Bu paket kapsamında Türk lirasında %120'ye yakın devalüasyon yapılmış (1 Dolar = 9 TL), katlı kur sistemine geçilmiş, emisyon ve krediler sınırlandırılmış, KİT ürünlerine zam yapılmış ve ithalata kotalar getirilmiştir. Karşılığında vadesi gelmiş 400 milyon dolar borç ertelenmiş ve 359 milyon dolar yeni kredi sağlanmıştır. 27 Mayıs 1960 askerî müdahalesinin ardından plansız yatırım politikalarını eleştiren yönetim, Ekim 1960'ta Devlet Planlama Teşkilatı'nı (DPT) kurmuştur. 1961 Anayasası ile anayasal bir kurum haline gelen DPT; karma ekonomi düzeni içinde kamu için emredici, özel sektör için yol gösterici olan 5 yıllık makro planlar hazırlamakla görevlendirilmiştir. İsmet İnönü koalisyon hükûmeti döneminde yürürlüğe giren Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1963-1967) döneminde istikrarlı bir büyüme ve düşük enflasyon sağlanmıştır. Batı'dan beklenen finansman gelmeyince Sovyetler Birliği ile iş birliğine gidilmiş; İskenderun Demir-Çelik, Seydişehir Alüminyum ve Aliağa Rafinerisi gibi ağır sanayi tesisleri Sovyet kredileriyle kurulmuştur. Süleyman Demirel hükûmetince uygulanan İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1968-1972) döneminde özel sektörü desteklemek amacıyla 933 sayılı kanun çıkarılmış ve DPT bünyesinde Teşvik ve Uygulama Dairesi kurularak 'Teşvik Belgesi' uygulaması başlatılmıştır. Ancak korumacı ithal ikameci model döviz darboğazına yol açmış ve Ağustos 1970'te %66 oranında devalüasyon yapılarak 1 Dolar 15 TL'ye çıkarılmıştır. 12 Mart 1971 muhtırası ve siyasi çalkantılara rağmen İkinci Plan döneminde ortalama %7 büyüme hedefine ulaşılmıştır. Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı (1973-1977) ise 22 yıllık uzun vadeli bir perspektifle hazırlanmış, Türkiye'nin 1995 yılında İtalya'nın sanayileşme düzeyine ulaştırılması hedeflenmiştir. Ancak 1973 Dünya Petrol Krizi ve 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı'nın getirdiği mali yükler dış ticareti olumsuz etkilemiş, ihracatın ithalatı karşılama oranı %29,6'ya kadar düşmüştür. İşçi dövizlerinin olumlu katkısına rağmen dönem sonunda dış borçlar 11,4 milyar dolara ulaşmış ve Türkiye dış borç anapara ve faizlerini ödeyemez duruma gelmiştir. Dördüncü Plan (1979-1983) dönemi başlangıcında ekonomi tarihin en ağır krizlerinden birini yaşamıştır. Enflasyon 1980 yılında %107 ile rekor kırmış, büyüme hızları negatif gerçekleşmiş, karaborsa ve mal kuyrukları yaygınlaşmıştır. Süleyman Demirel hükûmetinde Başbakanlık Müsteşarı Turgut Özal tarafından hazırlanan '24 Ocak 1980 Kararları' ile ithal ikameci model terk edilerek dışa açık, serbest piyasaya dayalı büyüme modeline geçilmiştir. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası kurulan Bülent Ulusu hükûmeti döneminde de uygulanan bu program sayesinde enflasyon düşürülmüş, ihracat teşvik edilmiş ve Merkez Bankası 1981'de günlük döviz kuru ilanına başlamıştır. Turgut Özal başkanlığındaki Anavatan Partisi iktidarında uygulanan Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1985-1989), planlama tarihinin en istikrarlı dönemi olmuştur; çünkü ilk kez bir siyasi iktidar planı 5 yıl boyunca kesintisiz uygulama imkânı bulmuştur. Bu dönemde serbest piyasa ekonomisine geçiş hızlandırılmış, KİT'lerin özelleştirilmesine başlanmış, altın ve döviz hareketleri serbest bırakılmış ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) faaliyete geçmiştir. Ancak Beşinci Plan döneminde kamu yatırımlarının sanayi yerine otoyol, enerji ve haberleşme gibi altyapı alanlarına kaydırılması sınai üretimi olumsuz etkilemiştir. İhracatçı yerine doğrudan aracı ihracatçı kurumların desteklenmesi 'hayalî ihracat' olgusunu doğurmuştur. Ayrıca enflasyon dönem sonunda yeniden %69,6'ya yükselmiş ve gelir dağılımı yoksul kesim aleyhine hızla bozulmuştur. Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planı (1990-1994) döneminde ortalama %7 büyüme hedeflenmiş olsa da, Körfez Savaşı ve iç siyasi belirsizlikler makro dengeleri bozmuştur. Demirel-İnönü (DYP-SHP) koalisyonu ve ardından Tansu Çiller hükûmeti döneminde artan kamu açıkları, yüksek iç faizler ve Tl'nin aşırı değerlenmesi dış ticaret açığını patlatmıştır. Siyasi iktidarın 1994 yerel seçimleri öncesinde borçlanma faizlerini suni olarak düşürme çabası mali piyasalarda büyük bir krizi tetiklemiştir. Krizi dizginlemek amacıyla Başbakan Tansu Çiller 5 Nisan 1994'te 'Olağanüstü İstikrar Tedbirleri'ni (5 Nisan Kararları) açıklamıştır. Program enflasyonu düşürmeyi, TL'ye istikrar kazandırmayı ve kamunun ekonomideki rolünü daraltmayı hedeflemiştir. Nisan 1994 krizinde dolar kısa sürede fırlamış, bankalardaki mevduatlara %100 devlet güvencesi getirilmiş ve Hazine yıllık %406 bileşik faizle borçlanmak zorunda kalmıştır. IMF ile 8 Temmuz 1994'te Stand-By anlaşması imzalanmıştır. 1994 yılında ekonomi %6,1 oranında küçülmüş, enflasyon ise %149,6 ile rekor kırmıştır. 1995 yılı Yedinci Plan'a hazırlık amacıyla 'Geçiş Yılı' ilan edilmiş; bu yılda 6 Mart 1995'te Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşması imzalanarak olumlu bir hava yakalanmış, ancak yıl sonundaki erken genel seçim siyasi belirsizlikleri yeniden artırmıştır. Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı (1996-2000) ile 1 Ocak 1996'da yürürlüğe giren Gümrük Birliği eş zamanlı başlamıştır. Necmettin Erbakan başkanlığındaki Refahyol hükûmeti 1997 yılı için 'denk bütçe' hazırlamış, ancak 28 Şubat süreci sonrası hükûmet değişmiştir. Gümrük Birliği'nin ilk yıllarında AB'den yapılan ithalat rekor kırarken Türk ihracatı beklenen patlamayı yapamamış ve AB ile ticarette verilmiş olan dış ticaret açığı katlanarak büyümüştür. 1999 yılı Türkiye için büyük felaketlerin ve krizlerin yılı olmuştur. 17 Ağustos Marmara ve 12 Kasım Düzce depremleri toplamda yaklaşık 10 milyar dolarlık ekonomik kayba yol açmış ve ekonominin %6,4 küçülmesine neden olmuştur. Deprem harcamalarını karşılamak için 4481 sayılı Deprem Vergisi kanunu çıkarılmış, sosyal güvenlik reformu ile emeklilik yaşı yükseltilmiş ve İşsizlik Sigortası (4447 sayılı kanun) getirilmiştir. 10 Aralık 1999'da Merkez Bankası IMF desteğiyle 'Döviz Kuru Çapası'na dayalı Enflasyonu Düşürme Programı'nı ilan etmiştir. Ancak bankacılık sektöründeki kırılganlıklar ve içinin boşaltılması sebebiyle Fon'a (TMSF) devredilen banka sayısının artması, Kasım 2000'de mali krize yol açmış ve gecelik repo faizleri %1700'e çıkmıştır. 19 Şubat 2001'de Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan Anayasa kitapçığı krizi ise tarihin en ağır mali felaketini tetiklemiştir. Döviz kurları dalgalanmaya bırakılmış, TL %40 değer kaybetmiş ve repo faizleri %7500'ü görmüştür. Dünya Bankası'ndan getirilen Kemal Derviş'in hazırladığı 'Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı' ve çıkarılan yapısal reform yasaları sayesinde ekonomi 2002 yılında %7,8 büyüme ile yeniden toparlanma sürecine girmiştir.