Anayasa Mahkemesi, 10.07.2013 tarihli kararı (E. 2012/107, K. 2013/90) ile İYUK 28. maddede yer alan 'haciz veya ihtiyati haciz uygulamaları ile ilgili davalarda verilen kararların kesinleşmesinden sonra idarece işlem tesis edilir' biçimindeki cümleyi geciktirmeksizin uygulama ilkesine aykırı görerek iptal etmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu E. 1993/247 sayılı kararında; iptal kararlarının sakat idari işlemi yapıldığı tarihten itibaren geriye yürür bir biçimde ortadan kaldırdığı ve hukuka aykırı işlem yapılmadan önceki duruma dönülmesini sağladığı ilkesini yerleşik içtihat olarak kararlaştırmıştır.
Danıştay 1. Dairesi 06.10.1995 tarihli kararında (E. 1995/203); turizm amaçlı imar planlarının iptali halinde önceki planların kendiliğinden yürürlüğe girmeyeceğini, idarenin yargı kararı direktifleri doğrultusunda yeni bir plan yapmasının zorunlu olduğunu oybirliğiyle karara bağlamıştır.
Danıştay 6. Dairesi E. 1999/539 sayılı kararında; imar planı veya plan değişikliklerinin yargı yerlerince iptal edilmesinin, önceki imar planlarına kendiliğinden yürürlük kazandırmayacağını ve idarenin yeni bir işlem tesis etmesi gerektiğini belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi E. 1992/13 sayılı kararında; DSİ aleyhine açılan bedel artırımı davasında 3 yıl boyunca tahsilat yapılamamasına rağmen, Devlet mallarının haczedilemezliği kuralını kamu hizmetinin aksamaması gerekçesiyle Anayasa'ya uygun bulmuş ve borcun 1050 sayılı Kanun m. 59 uyarınca ödenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Danıştay Dava Daireleri Kurulu E. 1975/383 sayılı kararında; İYUK m. 28/3 fıkrasının idareye kararları uygulamama serbestisi vermediğini, aksine maddi veya hukuki imkânsızlık halinde dahi vatandaşın hakkını korumak için tazminat güvencesi getirdiğini kararlaştırmıştır.
Danıştay 5. Dairesi E. 1996/503 sayılı kararında; görevden uzakştırılan bir öğretmenin açtığı davada iptal kararı verilmesine rağmen yüksekokulun Üniversite bünyesinde fakülteye dönüşmesi nedeniyle kararın uygulanmasında hukuki imkânsızlık doğduğunu, ancak idarenin tazminat ödemekle yükümlü olduğunu belirtmiştir.
Danıştay 10. Dairesi E. 2004/1390 sayılı kararında; yargı kararının idarece uygulanmaması nedeniyle Kızılay Derneği Genel Başkanı'nın duyduğu acı ve üzüntünün giderilmesi amacıyla davalı idarenin ağır hizmet kusuru dikkate alınarak 30.000 TL manevi tazminat ödemesine karar vermiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararlarında; idari yargı kararlarını yerine getirmenin anayasal bir zorunluluk olduğunu, yargı kararını uygulamamanın kamu görevlisi açısından salt kişisel kusur teşkil ettiğini ve yetki kullanımı sayılamayacağını kabul etmiştir.
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun m. 2 uyarınca görev sebebiyle işlenen suçlarda soruşturma izni verilmesi gerekmektedir. Ancak yargı kararını uygulamamak kamusal bir yetki kullanımı olmadığından bu korumanın kaldırılması önerilmektedir.
İtalya Danıştay'ında bir 'Komisyon', Fransa Danıştay'ında ise özel bir 'Daire', idari yargı kararlarının idarece uygulanıp uygulanmadığını denetlemekte, idareye yol göstermekte ve uyulmaması halinde doğrudan yaptırım uygulayabilmektedir.