2010 yılı verilerine göre Avrupa Birliği ülkelerinde ailelerin eğlence ve kültür harcamalarına ayırdığı pay %9,4 iken, bu oran Türkiye'de sadece %3 düzeyindedir. Türkiye'de gıda harcamalarının payı %19,8 iken, AB'de bu oran %12,7'dir.
Yeniliğin Yayılması modeline göre, pazara sunulan yeni bir ürünü ilk satın alan ve risk üstlenen 'yenilikçiler' grubu, toplam pazar nüfusunun sadece %2,5'lik kısmını oluşturmaktadır. Bu grup yüksek gelir ve eğitim seviyesine sahiptir.
Yeni ürünleri yenilikçilerden hemen sonra benimseyen ve çevrelerinde referans noktası oluşturan 'erken benimseyenler' grubu toplam nüfusun %13,5'ini oluşturur. Bu grup yeniliğin pazarda yayılmasında kritik bir eşiktir.
Abraham Maslow'un modeline göre insan ihtiyaçları 5 basamaktan oluşur: En altta fizyolojik ihtiyaçlar, sırasıyla güvenlik, ait olma ve sevgi, saygınlık (statü) ve en üst basamakta ise kendini gerçekleştirme ihtiyacı yer alır.
Sigmund Freud'un kuramına göre insan kişiliği İd, Ego ve Süperego'dan oluşur. Tüketici davranışında İd anlık tatmin ve sınırsız satın alma arzusu duyarken, Süperego toplumsal normları ve vicdanı, Ego ise rasyonel bütçe dengesini kurar.
Ivan Pavlov'un köpekler üzerinde zil ve et kullanarak gerçekleştirdiği klasik koşullanma deneyi, günümüzde pazarlamacıların marka sembolleri, renkler ve müzikler ile tüketicilerde otomatik satın alma tepkileri oluşturmasının temelini teşkil eder.
Alman istatistikçi Ernst Engel tarafından formüle edilen yasalara göre, bir ailenin geliri yüzde olarak arttıkça gıda harcamalarına ayırdığı pay yüzdesel olarak azalır. Lüks tüketim mallarına ayrılan pay yüzdesel olarak artarken, giyim harcamalarına ayrılan pay ise oransal olarak neredeyse hiç değişmez.
TÜİK verilerine göre, Türkiye'de en yüksek gelire sahip yüzde 20'lik nüfus grubu milli gelirden 2005 yılında %44,4 pay alırken, bu oran 2010 yılında %46,4'e yükselmiştir. Bu durum, pazarda lüks tüketim ve standart tüketim gruplarının keskinleştiğini göstermektedir.
TÜİK ve Eurostat 2010 verilerine göre, Türkiye'deki kentli ailelerin bütçelerinde en büyük payı %28,6 ile konut ve kira harcamaları almaktadır. Bunu %19,8 ile gıda harcamaları takip ederken, Avrupa Birliği'nde gıdanın payı sadece %12,7 düzeyindedir.
Türkiye'deki kentli ailelerin tüketim harcamaları analiz edildiğinde, ulaştırma harcamalarının payı 2002 yılında %9,5 iken, 2010 yılında büyük bir artış göstererek %15,1'e yükselmiştir. Bu veri, mobilite ihtiyacının ve araç sahipliğinin ekonomik önemini ortaya koymaktadır.
Rogers'ın Yeniliğin Yayılması modeline göre, pazara yeni sunulan bir ürünü ilk satın alan 'yenilikçiler' toplam nüfusun sadece %2,5'ini oluşturur. Örneğin, 75 milyon nüfuslu bir ülkede bu kitle yaklaşık 1,8 milyon kişiye denk gelmektedir.
Yeniliğin yayılmasında fikir liderlerini barındıran 'erken benimseyenler' grubu, toplam nüfusun %13,5'ini oluşturur. Bu grup, yenilikçilerin denediği ürünleri onaylayarak %36'lık erken çoğunluğun ürünü kabul etmesini sağlayan kritik eşiktir.
Sosyolog ve iktisatçı Thorstein Veblen, tüketicilerin sadece ihtiyaçlarını karşılamak için değil, ait olmak istedikleri üst sosyal sınıfların statü sembollerini taklit etmek ve çevrelerine zenginliklerini göstermek amacıyla rasyonel olmayan harcamalar yaptığını savunmuştur.
Sigmund Freud'un kuramına göre insan kişiliği İd, Ego ve Süperego'dan oluşur. Tüketim bağlamında İd 'istiyorum ve hemen almalıyım' derken, Süperego 'bunu almak ahlaken veya sosyal açıdan doğru mu?' diye sorgular, Ego ise bütçeye göre satın almayı planlayarak denge kurar.
Ivan Pavlov, köpeğe et vermeden önce zil çalarak salya salgılamasını sağlamış ve uyarıcı ile tepkiyi ilişkilendirmiştir. Pazarlamada bu yöntem, marka logolarının veya cingle'larının (müziklerinin) tüketicide doğrudan olumlu duygular uyandırması için kullanılır.