Sesli Özet
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » İşletme Lisans Programı » Teknoloji, İnovasyon ve Girişimcilik
← Ünite 2

Ünite 2: Dijital Çağda İşletmecilik — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Dijital Çağda İşletmecilik. Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ve yaygınlaşması, işletmelerin geleneksel iş yapma biçimlerini kökten ve radikal bir şekilde değiştirmiştir. İşletmelerin hammadde tedarikinden başlayarak, üretimin gerçekleştirilmesi, dağıtımı ve satış sonrası hizmetlerin sunulmasına kadar uzanan tüm değer zinciri faaliyetlerinde bilgisayarların, otomasyon sistemlerinin ve dijital ağların kullanılması, süreçlerin her aşamasına ilişkin verilerin anlık olarak kaydedilebilmesini ve analiz edilebilmesini mümkün kılmıştır. Bu teknolojik dönüşüm sayesinde işletmeler, tarihlerinde ilk defa hem kendi iç faaliyetlerine ilişkin muazzam büyüklükte veriyi üretebilme ve işleyebilme kapasitesine ulaşmışlar hem de süreçler üzerindeki denetimlerini olağanüstü düzeyde artırmışlardır. Bilgi teknolojileri, sadece işletme içi süreçleri optimize etmekle kalmayıp, işletmenin dış çevresini, özellikle de müşteri tercih, beğeni, şikayet ve beklentilerini anlık olarak izleyebilme imkanı sunmuştur. Müşterilerin ürünler hakkındaki düşünceleri, memnuniyet düzeyleri ve fiyat-kalite beklentileri gibi kritik veriler artık anlık olarak takip edilebilmektedir. İşletmelerin tüm faaliyetlerinde günümüz bilgi ve iletişim teknolojilerinden yararlanmalarına ve kararlarına yön verecek stratejik bilgileri bu teknolojilerden elde edilen verilerden üretebilme sürecine genel olarak 'dijitalleşme' adı verilmektedir. Dijitalleşme süreci; büyük veri, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, nesnelerin interneti ve siber-fiziksel sistemler gibi modern yaklaşımların entegrasyonuyla işletmelerin verimliliğini artırmakta ve rekabet avantajı sağlamaktadır. Büyük veri kavramı, geleneksel veri tabanı yönetim sistemlerinin kaydetme, saklama, yönetme ve işleme kapasitelerinin çok üzerinde olan, sürekli artan miktarda ve çeşitlilikteki bilgi kümelerini ifade etmektedir. Bu veriler, tüketicilerin ve işletmelerin günlük dijital ayak izlerinden, sosyal medya paylaşımlarından, web sitesi ziyaretlerinden, ticari işlemlerden ve sensörlerden gelen sinyallerden oluşur. Büyük veri, günlük yaşantımızın sanal bir izdüşümü niteliğindedir. İşletmelerin kullandığı veriler içsel ve dışsal veriler olarak ikiye ayrılır. İşletmenin kendi faaliyetleri sonucunda ürettiği üretim miktarları, stok devir oranları ve ürün iadeleri gibi veriler 'içsel veriler' olarak adlandırılır. Buna karşılık, dış çevreden bedelli ya da bedelsiz temin edilen sosyal medya paylaşımları, döviz kur dalgalanmaları, faiz oranları ve sektörel raporlar ise 'dışsal veriler' sınıfına girer. Büyük veri analizi, bu iki veri türünü birleştirerek yöneticilerin geleceğe yönelik daha gerçekçi kararlar almasını sağlar. Büyük verinin tanımlanmasında kullanılan beş temel özellik (5V) mevcuttur: Hacim (Volume), verinin büyüklüğünü; Hız (Velocity), verinin anlık üretilme ve yayılma hızını; Çeşitlilik (Variety), verinin farklı kaynaklardan yapılandırılmış veya yapılandırılmamış olarak gelmesini; Doğruluk (Veracity), verinin güvenilirliğini ve kalitesini; Değer (Value) ise analiz edilen verilerin işletme amaçlarına ve karlılığına sağladığı somut katkıyı ifade eder. İşletme yöneticileri, kaynakları verimli kullanmak ve doğru kararlar almak için iç ve dış çevre faktörlerini analiz etmek zorundadır. Büyük veri analizi döngüsü, yöneticilere bu süreçte rehberlik eden dört temel adımdan oluşur: Veri Toplama, Bilgi ve İç Görü Elde Etme, Karar Verme ve Harekete Geçme. İlk adımda içsel ve dışsal veriler toplanır; ikinci adımda bu veriler işlenerek anlamlı iç görüler üretilir; üçüncü adımda alternatifler değerlendirilerek en uygun karar seçilir ve son adımda ise bu kararlar eyleme dökülür. Dünya genelinde büyük veri uygulamalarını başarıyla kullanan öncü işletmeler mevcuttur. Örneğin, perakende devi Walmart, tüm satış verilerini anlık izleyen Veri Merkezi sayesinde müşteri yoğunluğunu ve satın alma davranışlarını öngörerek stok yönetimini optimize etmektedir. Enerji sektöründeki Woodside işletmesi, IBM'in Watson süper bilgisayarını kullanarak geçmiş operasyonel belgeleri taramakta ve çalışanların bilgiye erişim süresini kısaltarak milyonlarca dolarlık zaman tasarrufu sağlamaktadır. Havacılık sektöründe ise Rolls Royce ve Aeroflot, uçak motorlarındaki ve gövdelerindeki sensörler aracılığıyla anlık performans verileri toplayarak arızaları önceden tespit etmekte ve bakım maliyetlerini düşürmektedir. Tarım sektöründe Adoviv, tarlalardaki bitkilerin besin ve hastalık durumlarını anlık izleyen sistemler sunarak tarımsal verimliliği artırmaktadır. Tüm bu uygulamalar, işletmelerin organizasyon yapılarında veri analizinden sorumlu üst düzey yöneticilerin (CDO gibi) istihdam edilmesini zorunlu kılmaktadır. Makinelerin ve bilgisayarların geleneksel kodlama yöntemlerine ihtiyaç duymadan, binlerce örneği inceleyerek deneme-yanılma yoluyla öğrenme becerisi kazanması 'İkinci Makine Çağı' olarak adlandırılmaktadır. Yapay zeka, insan zekasını taklit eden, topladığı verilere göre kendisini yinelemeli olarak iyileştirebilen sistemlerdir. Günümüzde yapay zeka; veri güvenliğini sağlamak, güvenlik ihlallerini önlemek, üretimi otomatikleştirmek, müşteri taleplerini öngörmek ve finansal analizler yapmak amacıyla yaygın olarak kullanılmaktadır. Yapay zeka teknolojilerinin işletmelerde başarılı olabilmesi için sadece teknik yatırımlar yeterli değildir; örgüt kültürünün de bu değişime uyum sağlaması gerekir. Geleneksel, yalnızca sezgilere dayalı karar alma süreçlerinden, verilere ve algoritmalara dayanan karar süreçlerine geçiş yapılmalıdır. Ayrıca, yapay zeka projeleri geliştirilirken sistemi doğrudan kullanacak olan çalışanlar da tasarım sürecine dahil edilmeli ve olası çalışan dirençleri liderlik becerileriyle yönetilmelidir. İşletme faaliyetlerini dönüştüren bir diğer dijital teknoloji ise Artırılmış Gerçekliktir (AR). AR uygulamaları, dijital verileri akıllı gözlükler veya tabletler aracılığıyla gerçek dünyaya yerleştirilmiş görüntü ve animasyonlara dönüştürür. Bu teknoloji; üretimde anlık veri sağlayarak hata oranını düşürür, lojistikte depolarda en uygun rotayı çizer, ürün tasarımında 3 boyutlu prototipler oluşturulmasını sağlar ve satış süreçlerinde müşterilerin ürünleri satın almadan önce kendi evlerinde simüle etmelerine olanak tanır. İlk kez 2011 yılında Almanya'daki bir sanayi fuarında gündeme gelen Endüstri 4.0, dijital, fiziksel ve biyolojik dünyaları birbirine bağlayan teknolojilerin bütününü ifade eder. Endüstri 4.0'ın temelini, fiziksel dünyadaki olguları sanal verilere dönüştüren siber-fiziksel sistemler ile cihazların internet üzerinden birbiriyle iletişim kurmasını sağlayan Nesnelerin İnterneti (IoT) oluşturur. Bu teknolojilerin bir arada kullanıldığı üretim tesisleri 'akıllı fabrikalar' olarak adlandırılır. Akıllı fabrikalar; makineler ve insanlar arasında gerçek zamanlı iletişim kurabilme, otonom kararlar alabilme ve tehlikeli işlerde insanlara destek olabilme yeteneklerine sahiptir. Araştırmalar, akıllı fabrika girişimlerinin üretim miktarında, kapasite kullanımında ve emek verimliliğinde %10'un üzerinde artış sağladığını göstermektedir. Ancak bu dönüşümün önünde; dijital kültür eksikliği, yüksek finansman maliyetleri, veri güvenliği endişeleri ve üst yönetimin net bir vizyona sahip olmaması gibi engeller bulunmaktadır. Endüstri 4.0'ın aşırı otomasyon odaklı yapısına, bunun getirdiği işsizlik riskine ve çevresel sürdürülebilirlik sorunlarına tepki olarak Endüstri 5.0 kavramı ortaya atılmıştır. Endüstri 5.0, insanı ve makineyi birbirine rakip görmek yerine, onların iş birliği içinde çalışarak sinerji oluşturmalarını savunan insan merkezli bir üretim sistemidir. Bu yaklaşım, Endüstri 4.0'ın teknolojik gücünü insan zekası ve yaratıcılığı ile birleştirerek kişiselleştirilmiş ürün taleplerini en üst düzeyde karşılamayı amaçlar.