Özet
← Ünite 1

Ünite 1: İdarenin Denetlenmesi — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Yargı Yetkisi ve Yargı Bağımsızlığının Esasları

Yargılama faaliyeti, toplum yaşamında bireylerin kendi aralarında veya bireyler ile devlet arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların, önceden belirlenmiş hukuki yöntemler ve usuller kullanılarak çözümlenmesidir. 1982 Anayasası'nın 9. maddesine göre yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır. Temel hak ve hürriyetlerin korunabilmesi ve hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilebilmesi, yargı yetkisinin her türlü etki, baskı ve yönlendirmeden uzak bir şekilde yürütülmesine bağlıdır.

Anayasa, yargı bağımsızlığını güvence altına almak amacıyla iki temel mekanizma öngörmüştür. Bunlardan ilki 138. maddede düzenlenen 'mahkemelerin bağımsızlığı', ikincisi ise 139. maddede yer alan 'hâkimlik ve savcılık teminatı'dır. Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesi gereğince hâkimler görevlerinde bağımsızdır; Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.

Yargı bağımsızlığının yasama organına karşı korunması amacıyla, görülmekte olan bir dava hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisinde soru sorulması, görüşme yapılması veya herhangi bir beyanda bulunulması yasaklanmıştır. Ayrıca yasama, yürütme organları ve idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Bu organlar mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Hâkimlik ve savcılık teminatı ise hâkim ve savcıların azlolunamayacağını, kendileri istemedikçe 65 yaşından önce emekliye sevk edilemeyeceğini ve bir mahkemenin kaldırılması halinde dahi özlük haklarından yoksun bırakılamayacağını hükme bağlar.

2Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Yapısı ve İşleyişi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu, yargının yasama ve yürütme organlarının etkisinden uzak tutulması, hâkimlik teminatının ve mahkemelerin bağımsızlığının korunması amacıyla oluşturulmuş anayasal bir kuruluştur. Kurul; hâkim ve savcıların mesleğe kabulü, atanması, nakledilmesi, geçici yetki verilmesi, terfisi, birinci sınıfa ayrılması, disiplin cezası verilmesi ve meslekten çıkarma gibi tüm özlük işlerini yürütmekle görevlidir.

Anayasa'nın 159. maddesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulu 13 üyeden oluşur ve iki daire halinde çalışır. Kurulun Başkanı Adalet Bakanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı (ilgili dönemdeki yasal karşılığıyla Bakan Yardımcısı) ise Kurulun tabii üyesidir. Geriye kalan üyelerin seçimi Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında paylaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı; adli ve idari yargı hâkim ve savcıları arasından üye seçerken, TBMM; Yargıtay, Danıştay üyeleri ile hukukçu öğretim üyeleri ve avukatlar arasından üye seçimi gerçekleştirir. Üyelerin görev süresi 4 yıldır ve süresi biten bir üye yeniden seçilebilir.

Kurulun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. Bu durum, kurul kararlarının büyük bölümünün yargı denetimi dışında kalmasına yol açmaktadır. Hâkim ve savcıların görevlerini kanunlara ve idari genelgelere uygun yapıp yapmadıklarını denetleme, suç işleme iddialarını araştırma ve soruşturma işlemleri, ilgili dairenin teklifi ve HSK Başkanının (Adalet Bakanının) oluru ile Kurul müfettişleri vasıtasıyla gerçekleştirilir.

3Yargı Düzenleri ve Mahkemelerin Teşkilatlanması

Türkiye'de mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri Anayasa'nın 142. maddesi gereğince kanunla düzenlenir. Ancak yüksek mahkemelerin kuruluşu doğrudan Anayasa'da öngörülmüştür. Hukuki nitelikleri bakımından benzerlik gösteren uyuşmazlıkların aynı yargılama usullerine tabi tutulması amacıyla farklı yargı düzenleri (yargı kolları) oluşturulmuştur. Kararları aynı yüksek mahkemede temyiz edilen mahkemelerin bütünü bir yargı kolunu meydana getirir.

Türkiye'de günümüz itibarıyla üç temel yargı düzeni bulunmaktadır: Anayasa yargısı, adli yargı ve idari yargı. 2017 yılında gerçekleştirilen anayasa değişikliği öncesinde askeri adli ve askeri idari yargı düzenleri de bulunmaktayken, bu değişiklik ile Askeri Yargıtay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılarak askeri yargı düzenine son verilmiştir. Savaş hali haricinde disiplin mahkemeleri dışında askeri mahkeme kurulması yasaklanmıştır.

Adli ve idari yargı kolları arasında ortaya çıkan görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözüme kavuşturmak amacıyla anayasal bir merci olarak Uyuşmazlık Mahkemesi kurulmuştur. Yargı düzenlerinin en üstünde yer alan yüksek mahkemeler ise kendi alanlarındaki ilk derece mahkemesi kararlarının son inceleme (temyiz) mercii olarak görev yaparlar ve yargısal kararlarda birliği sağlarlar.

4Anayasa Mahkemesi ve Anayasa Yargısı

Anayasa yargısı, temel olarak kanunların ve diğer bazı normların Anayasa'ya uygunluğunun denetlenmesini ifade eder. Türkiye'de bu görevi üstlenen Anayasa Mahkemesi, 15 üyeden oluşur. Üyelerin 3'ü Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, 12'si ise Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Üyeler 12 yıl için seçilirler ve bir kimse iki defa Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Üyelerin görev süresi 65 yaşını doldurmalarıyla veya sürelerinin bitmesiyle sona erer.

Anayasa Mahkemesi'nin görevleri oldukça geniştir. Mahkeme; kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve TBMM İçtüzüğü'nün Anayasa'ya şekil ve esas bakımından uygunluğunu denetler. Anayasa değişikliklerini ise yalnızca şekil bakımından denetleme yetkisine sahiptir. Bu denetim, doğrudan açılan 'iptal davası' (soyut norm denetimi) veya mahkemelerce getirilen 'itiraz yolu' (somut norm denetimi) ile gerçekleştirilir. Ayrıca bireysel başvuruları karara bağlamak da mahkemenin temel görevlerindendir.

Anayasa Mahkemesi aynı zamanda Cumhurbaşkanını, bakanları, yüksek mahkeme başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanını ve kuvvet komutanlarını görevleriyle ilgili suçlardan dolayı 'Yüce Divan' sıfatıyla yargılar. Siyasi partilerin kapatılması davalarına bakmak, siyasi partilerin mali denetimini gerçekleştirmek, milletvekilliğinin düşmesine veya yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin TBMM kararlarına karşı yapılan itirazları karara bağlamak da mahkemenin diğer önemli görevleri arasında yer alır.

5Adli ve İdari Yargı Teşkilatı

Adli yargı, ceza davaları ile kişiler arasındaki özel hukuk uyuşmazlıklarının çözüldüğü genel ve en geniş kapsamlı yargı düzenidir. Bu yargı kolunun yüksek mahkemesi Yargıtay'dır. Adli yargı ilk derece mahkemeleri hukuk ve ceza mahkemeleri olarak ikiye ayrılır. Hukuk mahkemeleri sulh hukuk, asliye hukuk ve özel kanunla kurulan aile, iş, ticaret gibi mahkemelerdir. Ceza mahkemeleri ise asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleridir. İlk derece mahkemelerinin kararlarını incelemek üzere bölge adliye mahkemeleri (istinaf) kurulmuştur.

İdari yargı ise yürütme organının ve idari makamların hukuka aykırı işlemlerini iptal etmek, idari işlem ve eylemlerden kaynaklanan zararları tazmin etmekle görevli yargı düzenidir. İdari yargı teşkilatı; idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve bu yargı kolunun en üst dereceli yüksek mahkemesi olan Danıştay'dan oluşmaktadır.

Danıştay, idari mahkemelerce verilen kararların son inceleme mercii olmasının yanı sıra, kanunla belirlenen bazı davalara da ilk ve son derece mahkemesi sıfatıyla doğrudan bakar. İdari yargı düzeni, devletin idari faaliyetlerinin hukuka uygunluğunu denetleyerek hukuk devleti ilkesinin korunmasında hayati bir rol oynamaktadır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250