Bölge idare mahkemeleri, doğrudan dava açılabilen ilk derece mahkemeleri olmayıp, idari yargı düzeninde istinaf mercii olarak görev yapan orta kademe mahkemelerdir. Bu mahkemeler, idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurularını ve yürütmenin durdurulması istemleri hakkında ilk derece mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan itirazları inceleyerek kesin karara bağlarlar. Ayrıca, kendi yargı çevreleri içerisinde yer alan idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmekle yükümlüdürler. Bunun yanı sıra, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca yetkili mercilerce verilen soruşturma izni kararlarına karşı yapılan itirazları incelemek gibi özel kanunlarla kendilerine verilen diğer görevleri de yerine getirirler. Bölge idare mahkemeleri, 06.01.1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun ile kurulmuştur. Bu mahkemelerin kurulması, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacmi göz önünde bulundurularak Adalet Bakanlığınca gerçekleştirilir ve yargı çevreleri belirlenir. Kuruluş ve yargı çevrelerinin tespitinde İçişleri, Maliye Bakanlıkları ile Gümrük ve Tekel Bakanlığının görüşleri alınır. Mahkemelerin kaldırılması veya yargı çevrelerinin değiştirilmesi ise yine aynı bakanlıkların görüşleri alınarak, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından karara bağlanır. Günümüzde Ankara, İstanbul, İzmir, Konya, Gaziantep, Erzurum ve Samsun olmak üzere toplam yedi adet bölge idare mahkemesi faaliyet göstermektedir. Bölge idare mahkemelerinin iç teşkilat yapısı; başkanlık, başkanlar kurulu, daireler, bölge idare mahkemesi adalet komisyonu ile yeterli sayıda yazı işleri, idari işler ve ihtiyaç duyulan diğer müdürlüklerden oluşur. Mahkemede biri idari diğeri vergi olmak üzere en az iki daire bulunur ve iş durumuna göre daire sayısı HSK tarafından artırılıp azaltılabilir. Her dairede bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve daireler bir başkan ve iki üyenin katılımıyla toplanarak çoğunlukla karar verir. Bölge idare mahkemesi başkanı mahkemeyi temsil eder, genel yönetimi yürütür, adalet komisyonuna ve başkanlar kuruluna başkanlık eder, dairelerin benzer olaylarda verdikleri kesin kararlar arasındaki uyuşmazlıkların giderilmesi için başkanlar kuruluna başvurur ve personeli denetler. Danıştay, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 155. maddesine göre idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme (temyiz) merciidir. Aynı zamanda kanunla gösterilen belirli davalara da ilk ve son derece mahkemesi sıfatıyla bakar. Yargısal görevlerinin yanı sıra, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirmek ve kanunla gösterilen diğer danışma ve inceleme işlerini yapmak gibi idari görevleri de bulunmaktadır. Danıştay, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na göre örgütlenmiş olup, 6723 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler neticesinde günümüzde on dört dava ve bir idari olmak üzere toplam on beş daireden oluşmaktadır. Danıştay'ın meslek mensupları; Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyelerden oluşur. Danıştay üyelerinin dörtte üçü idari yargı hâkim ve savcıları arasından Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından, dörtte biri ise kanunda sayılan idari görevlerde bulunanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından seçilir. Danıştay Başkanı, Başsavcı, başkanvekilleri ve daire başkanları, kendi üyeleri arasından Danıştay Genel Kurulunca, üye tamsayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla dört yıl için seçilirler ve süresi bitenler yeniden seçilebilirler. Danıştay bünyesinde ayrıca dava dosyalarını inceleyerek daire veya kurullara rapor sunan tetkik hâkimleri ile davalar hakkında hukuki düşüncelerini bildiren savcılar görev yapmaktadır. Danıştay görevlerini daireler ve çeşitli kurullar vasıtasıyla yerine getirir. Bu kurullar; Danıştay Genel Kurulu, İdari İşler Kurulu, İdari Dava Daireleri Kurulu, Vergi Dava Daireleri Kurulu, İçtihatları Birleştirme Kurulu, Başkanlar Kurulu ve Başkanlık Kuruludur. Örneğin, Danıştay idari dava dairelerinin ilk derece mahkemesi olarak verdikleri kararların temyiz incelemesi İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından yapılır. İçtihatları Birleştirme Kurulu ise Danıştay dairelerinin veya kurullarının kendi kararları ya da farklı kararları arasındaki aykırılık ve uyuşmazlıkları gidermek amacıyla içtihadı birleştirme kararları verir. Bu kararlar Resmi Gazete'de yayımlanır ve tüm idari yargı mercileri ile idare için bağlayıcı nitelik taşır. İdari yargı düzeninde doğrudan dava açılabilen genel görevli ilk derece mahkemeleri idare ve vergi mahkemeleridir. İdare mahkemeleri, Danıştay'ın ilk derece mahkemesi olarak bakacağı davalar ile vergi mahkemelerinin görev alanına giren davalar dışındaki tüm idari davaları (iptal ve tam yargı davalarını) çözmekle görevli genel yetkili mahkemelerdir. Ayrıca, tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç olmak üzere, kamu hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla akdedilen idari sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar da idare mahkemelerinde görülür. Vergi mahkemeleri ise genel bütçeye, il özel idarelerine, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davaları çözümler. Aynı zamanda bu konularla ilgili olarak 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğan davalara bakmakla da görevlidirler. İdare ve vergi mahkemelerinde birer başkan ile yeteri kadar üye bulunur ve mahkeme kurulları kural olarak bir başkan ve iki üyenin katılımıyla toplanır. Ancak konusu belli bir parayı içeren ve kanunda belirtilen parasal sınırı (metinde yirmi beş bin lira olarak belirtilen ve her yıl yeniden değerleme oranında artırılan tutarı) aşmayan davalar, mahkeme hâkimlerinden biri tarafından tek hâkimle çözümlenir. İdari yargı hâkimliği mesleğine kabul şartları adli yargıdan farklılık göstermektedir. İdari yargı hâkimliği, sadece hukuk fakültesi mezunlarının başvurabildiği bir alan değildir. Yapılan yasal değişiklikler neticesinde, Adalet Bakanlığının ihtiyaç durumuna göre belirleyeceği diğer alanlarda (siyasal bilgiler, idari bilimler, iktisat, maliye vb.) en az dört yıllık yükseköğrenim görmüş olanlar da idari yargı hâkimi olabilmektedir. Ancak hukuk eğitimi almamış kişilerin hâkimlik yapmasının getireceği sakıncaları önlemek adına, bu adaylara yönelik sayısal sınırlamalar getirilmesi veya adaylık sürecinde yoğunlaştırılmış hukuk eğitimi verilmesi gerektiği doktrinde savunulmaktadır.