Danıştay 5. Dairesi, 1995/4416 Esas sayılı kararında, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun bir Yargıtay üyesinin dairesini değiştirmesi işlemini idari işlem olarak nitelendirmiştir. Kararda, yargı fonksiyonu ile ilgili olmayan işlemlerin hakimlerden kurulu organlarca yapılmasının onlara yargısal nitelik kazandırmayacağı ve idari yargı denetimine tabi olmaları gerektiği belirtilmiştir.
Danıştay 10. Dairesi, 2006/6131 Esas sayılı kararında, mahkemece kaldırılan gıyabi tutuklama kararının emniyet kayıtlarından silinmemesi olayını incelemiştir. Daire, tutuklama kararının kaldırılmasının adli makamlara bildirilmesinin Cumhuriyet savcıları yönünden yargılama fonksiyonu dışındaki idari bir göreve ilişkin olduğuna ve idari yargının görev alanına girdiğine karar vermiştir.
1972 tarihli ve 1612 sayılı Kanun uyarınca barış zamanında görev yapmak üzere Ankara'da kurulan Yüksek Askeri Şura'nın üyeleri; Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Başbakan Yardımcıları, Adalet, Dışişleri, İçişleri ve Milli Savunma Bakanları ile Kuvvet Komutanlarından oluşmaktadır.
21.01.2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile yapılan Anayasa değişikliğiyle, 1972 yılında 1602 sayılı Kanunla kurulmuş olan Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tamamen kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren askeri idari yargının görev alanına giren tüm uyuşmazlıklar genel idari yargı mercilerine devredilmiştir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi'nin bu tavsiye kararında, idarenin takdir yetkisini kullanırken uyması gereken temel ilkeler belirlenmiştir. Bu ilkeler arasında yetkinin veriliş amacı dışında kullanılmaması, nesnellik, tarafsızlık, yasa önünde eşitlik ve işlemle haklar arasında makul bir denge (ölçülülük) kurulması yer almaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2001/4-1016 Esas sayılı kararında hakimin yansızlığı ve kişisellikten arınmışlığı üzerinde durmuştur. Kararda, adaletin sadece yerine getirilmesinin yetmediği, aynı zamanda yansız biçimde yerine getirildiğine toplumun inanması gerektiği ve kararların gerekçeli olmasının bu yansızlığı kanıtlayan en önemli araç olduğu vurgulanmıştır.
Danıştay 5. Dairesi, beraat eden bir memurun eski şube müdürlüğü görevine atanma talebinin reddine ilişkin davada, boş kadroya en uygun kişiyi seçme konusunda idarenin takdir yetkisi bulunduğunu ve idarenin bu yetkiyi belirli bir kişi lehine kullanmaya yargı kararıyla zorlanamayacağını belirterek davanın reddine karar vermiştir.
Danıştay 8. Dairesi, jüri üyelerinin olumlu raporuna rağmen kadroya atama yapmayan idarenin bu işlemini iptal eden mahkeme kararını bozmuştur. Daire, idarenin ilan ettiği kadroya atama yapıp yapmama konusunda takdir yetkisi olduğunu ve yargı yerlerince atama yapmaya zorlanamayacağını hükme bağlamıştır.
1999 yılında kabul edilen 4446 sayılı Kanunla Anayasa'nın 125. maddesinde değişiklik yapılarak, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların milli veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülebilmesine olanak tanınmıştır.
DİDDK, 05.11.2015 tarihli ve 2015/981 Esas sayılı kararında, koruyucu aile sözleşmelerinin feshinden doğan uyuşmazlıkların aile mahkemelerinde çözülmesi gerektiğine karar vermiştir. Kurul, bu sözleşmeler idari nitelikte olsa bile hüküm ve sonuçlarını özel hukuk alanında doğurduğu için idari yargının görevli olmadığını belirtmiştir.
1961 Anayasası döneminde, idarenin hukuka aykırı işlemleriyle terfileri engellenen askeri personelin Danıştay'da açtıkları davaları kazanarak general veya amiral olmaları üzerine, askeri çevrelerde bu kişiler için ironik bir şekilde 'Danıştay Paşası' nitelemesi kullanılmıştır.