Yenileşme Dönemi Osmanlı Diplomasisi: Karlofça’dan Nizam-ı Cedid’e (1699-1792). Karlofça Antlaşması sonrasında Osmanlı Devleti, kaybedilen toprakları geri alma ve fetih ruhunu yeniden canlandırma arayışına girmişti. Demirbaş Şerl (XII. Şarl) ile Kazak Hatmanı Mazepa'nın Ruslara yenilerek Osmanlı topraklarına sığınıp Özi'ye sığınması, İstanbul'u bir entrika merkezi haline getirdi. Rus Çarı I. Petro'nun Balkanlardaki Ortodoks tebaayı kışkırtması, Dinyeper ve Azak cephelerinde antlaşmaya aykırı kale ve donanma inşa etmesi üzerine Osmanlı Devleti 20 Aralık 1710'da savaş ilan etti. Sadrazam Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, 1711 yılında Prut Nehri kıyısında I. Petro'nun ordusunu kuşatma altına aldı. Rusların barış isteği üzerine Baltacı Mehmed Paşa, 23 Temmuz 1711'de Prut Antlaşması'nı imzaladı. Antlaşmaya göre Ruslar işgal ettikleri tüm toprakları ve İstanbul Antlaşması'yla kaybedilen yerleri geri verecek, Azak ve Dinyeper civarındaki istihkâmlarını yıkacaklardı. Prut Antlaşması, Osmanlı'da Karlofça'dan beri süren psikolojik yenilgi ve bezginliği ortadan kaldırarak öz güveni tazeledi. Ancak antlaşma şartlarına Rusların tam uymaması üzerine 5 Haziran 1713'te yeni bir antlaşma imzalanarak Lehistan'ı terk etmeleri, XII. Şarl'ın ülkesine dönmesi ve Karadeniz kıyısındaki işgallerine son verilmesi sağlandı. Ayrıca Eflak ve Boğdan voyvodalıklarına Fenerli Rum tüccar ailelerinden idareciler atanarak Balkanlardaki Rus nüfusu azaltıldı. Prut'un ardından fetih ruhuyla hareket eden Osmanlı Devleti, Karlofça ile kaybedilen Mora'yı geri almak amacıyla Venedik'e 8 Aralık 1714'te savaş ilan etti. 1715 yazında Mora ve çevresindeki adaların kısa sürede alınması Osmanlı maneviyatını artırdı. Ancak Osmanlı'nın bu başarıları Avusturya'yı endişelendirdi ve Avusturya ile Venedik 15 Nisan 1716'da ittifak yaparak Osmanlı'ya karşı savaşa girdi. İki cepheli savaşta ağır yenilgiler alan Osmanlı Devleti, İspanya Kralı V. Philiph'in İtalya üzerindeki girişimleriyle Avrupa güçler dengesinin değişmesinden yararlanarak barış arayışına girdi. İngiltere ve Hollanda'nın arabuluculuğuyla 21 Temmuz 1718'de Pasarofça Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmayla Belgrad dâhil Kuzey Sırbistan, Kuzey Bosna, Temeşvar ve Batı Eflak Avusturya'ya bırakıldı. Pasarofça Antlaşması, Osmanlı dış politikasında köklü bir kırılma noktası olmuştur. Fütuhat (genişleme) siyaseti terk edilerek savunmaya yönelik, statükocu ve barışçı bir diplomatik anlayış benimsenmiştir. Osmanlılar yalnız toprak ve insan kaybetmemiş, saygınlık ve moral açısından da büyük darbe almıştır. Damat İbrahim Paşa sadaretinde Lale Devri ile birlikte Osmanlı diplomasisi üslup ve yöntem değiştirdi. Kadim diplomasi geleneği yerini karşılıklı ilişkilere ve ad hoc diplomasiye bıraktı. Avrupa'nın askerî, teknik, kültürel ve idari yapısını yakından tanımak amacıyla ilk kez yüksek rütbeli elçiler dış ülkelere gönderilmeye başlandı. Bu dönemin en önemli temsilcisi Paris'e elçi olarak gönderilen (1720-1721) Yirmisekiz Çelebi Mehmed Efendi'dir. Sunduğu sefaretnâme, Osmanlı başkentinde büyük bir etki yaratarak Batı medeniyetine açılan ilk büyük gedik oldu ve ıslahatçılara esin kaynağı teşkil etti. Ayrıca Avrupa şehirlerinde daimi konsolosluklar açılması kararlaştırılarak 1725'te Viyana'ya Kazakçızade Ömer Efendi gönderildi. Bu dönemde Doğu'da İran ile yaşanan savaşlar Kerden (Kasrı Şirin) Antlaşması ile neticelendi. Ancak Patrona Halil İsyanı (1730) ile III. Ahmed tahttan indirildi, Damat İbrahim Paşa idam edildi ve Lale Devri sona erdi. I. Mahmud döneminde orduyu ıslah etmek için Fransız asıllı Humbaracı Ahmed Paşa (Bonneval Kontu) gibi Avrupalı uzmanlar istihdam edildi. Rusya ve Avusturya'nın gizli ittifakla Osmanlı topraklarını paylaşma planları yapması ve Rusların Azak kalesine saldırması üzerine Osmanlı Devleti 2 Mayıs 1736'da savaş ilan etti. Üç yıl süren bu savaşta Osmanlı orduları, özellikle Avusturya cephesinde büyük başarılar elde ederek Belgrad, Semendire ve Orsova'yı geri aldı. Fransa elçisi Marquis de Villeneuve'ün arabuluculuğuyla Avusturya ile 18 Eylül 1739'da Belgrad Antlaşması imzalandı. Avusturya Pasarofça'da kazandığı tüm toprakları geri verdi. Ardından 3 Ekim 1739'da Rusya ile İkinci Belgrad Antlaşması imzalandı; Ruslar Azak ve işgal ettikleri tüm yerlerden çekilmeyi, Azak ve Karadeniz'de askerî ve ticari gemi bulundurmamayı kabul etti. Belgrad Antlaşmaları, Karlofça'dan sonra Osmanlıların iki büyük devlete karşı aynı anda başarı sağlayıp onları geri çekilmeye mecbur ettiği son büyük muzafferiyettir. Bu başarı Osmanlı'nın Avrupa'daki itibarını artırmış, Fransa'ya verilen kapitülasyonlar 1740'ta yenilenip genişletilmiştir. I. Mahmud ve III. Osman dönemlerinde izlenen barış ve tecrit politikası, Avrupalı devletler arasındaki Yedi Yıl Savaşları (1756-1763) sürecinde de sürdürüldü. Bu dönemin en belirgin figürlerinden biri uzun sadaretiyle Koca Mehmed Ragıb Paşa'dır. Ragıb Paşa, Avrupa devletlerinin sık sık müttefik değiştirmesi ve güvensiz zemin nedeniyle klasik ittifaklar sistemine güvenmeyerek kesin bir tarafsızlık politikası izlemiştir. Avrupa'da Prusya'nın yükselişi ve İngiltere ile Prusya arasında Westminster Antlaşması, Fransa ile Avusturya arasında ise Versailles Antlaşması imzalanması 'Diplomatik İhtilâl' olarak adlandırıldı. Geleneksel müttefik Fransa'nın Avusturya ile yakınlaşması Babıâli'yi endişelendirdi. Osmanlılar bu dönemde Prusya ile 1761'de dostluk ve ticaret antlaşması imzalayarak dengeli bir dış politika izlemeye çalıştı. Ancak Ragıb Paşa'nın 1763'teki ölümü ve III. Mustafa'nın tek başına iktidarı ele almasıyla bu denge sarsılacak ve yeni bir savaşın fitili ateşlenecektir. Rusya'nın Lehistan'ın iç işlerine karışması, Kırım'ı tehdit etmesi ve Podolya'daki Bar milliyetçilerini takip bahanesiyle Osmanlı sınırını geçip Balta kasabasında katliam yapması üzerine 4 Ekim 1768'de savaş ilan edildi. Hazırlıksız Osmanlı ordusu karşısında Ruslar üstünlük sağladı; Çeşme'de (1770) Osmanlı donanması yakıldı ve Kırım Rus işgaline uğradı. Fokşani ve Bükreş'teki başarısız barış görüşmelerinin ardından, 21 Temmuz 1774'te Küçük Kaynarca Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma, toprak kayıplarından ziyade hukuk, ticaret ve diplomasi alanında Osmanlı tarihinin en ağır belgesidir. Kırım bağımsız olje de dini bağlar nedeniyle padişah halife olarak tanındı; ancak bu durum Kırım'ın fiilen elden çıkmasına yol açtı. Antlaşmayla Ruslara Karadeniz ve Akdeniz'de ticaret serbestliği, Boğazlardan geçiş hakkı ve İstanbul'da sürekli elçilik açma izni verildi. En tehlikeli madde ise Ruslara Ortodoks tebaanın hamiliğini vererek Osmanlı iç işlerine müdahale hakkı tanımasıydı. Küçük Kaynarca ile bağımsız olan Kırım üzerinde Rusya'nın baskıları artınca Osmanlı Devleti bu durumu kabullenmek istemedi. binlerce Kırımlı Anadolu'ya göç etti. Fransa arabuluculuğunda 21 Mart 1779'da Aynalıkavak Tenkihnamesi imzalandı; bu antlaşma Küçük Kaynarca'nın sakıncalı maddelerini düzenlemeyi amaçladı. Ancak II. Katerina'nın emelleri bitmedi ve Aralık 1783'te Kırım tamamen ilhak edilerek Rus vilayeti yapıldı. Babıâli, iç reform çabaları ve uluslararası alanda yalnız kalması (İngiltere ve Fransa'nın yardımsızlığı) nedeniyle 9 Ocak 1784'te verdiği senetle bu ilhaka resmen onay vermek zorunda kaldı. Padişahın yalnızca halife unvanı kural olarak tanındı. Bu gelişme, Osmanlı başkentini doğrudan tehdit eden bir süreci başlattı ve Doğu Meselesi'nin temelini oluşturdu. Kırım'ın kaybı, Karadeniz'in bir Türk gölü olma özelliğini sonlandırarak Rusya'nın güneye inmesinin önünü açtı. Rus Çariçesi II. Katerina ve Avusturya İmparatoru II. Joseph, Osmanlı İmparatorluğu'nu paylaşmak amacıyla 'Yunan Projesi'ni (Bizans'ı yeniden diriltme) hazırladılar. Bu gizli ittifak karşısında Osmanlı Devleti, Koca Yusuf Paşa sadaretinde 17 Ağustos 1787'de Rusya'ya savaş ilan etti. Avusturya da kısa süre sonra savaşa katıldı. Osmanlılar bu dönemde diplomasiyi çok aktif kullanarak Buhara, İspanya ve Fas'a elçiler gönderdi; İsveç ve Prusya ile ittifak antlaşmaları imzaladı (1789 İsveç, 1790 Prusya). Prusya'nın baskısı ve II. Joseph'in ölümü üzerine Avusturya ile 18 Eylül 1790'da Yergöğü mütarekesi imzalandı ve 4 Ağustos 1791'de Ziştovi Antlaşması yapıldı. Avusturya işgal ettiği yerleri geri verdi. Rusya ile devam eden savaşlar sonucunda 8 Ocak 1792'de Yaş Antlaşması imzalandı. Yaş Antlaşması ile Kırım'ın Rus ilhakı resmen onaylandı, sınır Dinyester (Turla) nehrine çekildi ve Özi Rusya'ya bırakıldı. Bu antlaşmayla Osmanlı dış politikasında fütuhat dönemi tamamen kapanmış, statükonun korunması ve sürekli diplomasi (ikamet elçilikleri) esas alınmıştır.