Vahdet-i VücudTasavvufta 'varlığın birliği' anlamına gelen, kâinattaki her şeyin aslında tek bir mutlak gerçekliğin (Yaradan'ın) tecellisi olduğunu savunan temel düşüncedir. Mevlana, eserlerinde bu kavramı işleyerek ilahi aşkla erdemli mertebelere ulaşılacağını belirtir.
İnsan-ı KâmilTasavvufi terbiyeden geçerek nefsini arındırmış, erdemlerle donanmış ve ilahi aşkı idrak ederek olgunlaşmış mükemmel insan tipidir. Mevlana'ya göre insan bu mertebeye ancak ilahi aşk ve erdemler sayesinde ulaşabilir.
MülemmaFarklı dillerin (genellikle Farsça, Arapça ve Türkçe) dizelerinin veya mısralarının aynı şiir veya beyit içinde harmanlanarak kullanıldığı nazım biçimidir. Mevlana ve Sultan Veled, bu tarzda yazdıkları şiirlerle erken dönem Türkçe şiirin gelişimine katkı sağlamıştır.
MesnevîhânMevlana'nın ünlü eseri Mesnevî'yi ezberleyip icazet aldıktan sonra dinleyicilere okuyup açıklayan, şerheden kişilere verilen unvandır. Bu kişiler Anadolu'da tasavvuf kültürünün aktarılmasında önemli görevler üstlenmiştir.
HatimeBir eserin sonuç, bitiş bölümü veya son sözü anlamına gelir. Örneğin Mevlana'nın 24 bin beyitlik dev eseri Mesnevî'nin hatimesini (sonucunu) oğlu Sultan Veled yazmıştır.
VâkıâtTasavvuf büyüklerinin veya mürşitlerin sohbetleri sırasında sordukları sorulara verdikleri cevapların ve yaptıkları konuşmaların yakın çevrelerince derlenerek oluşturulduğu ders notları türüdür. Mevlana'nın Fîh mâ Fîh adlı eseri bu türün Anadolu'daki ilk örneğidir.
Musammat GazelKlasik Türk şiirinde mısraların ortasında ve sonunda kafiyelenerek bir beytin dört mısra haline getirilmesiyle oluşan gazel türüdür. Bu biçimsel yenilik Türk edebiyatında ilk defa Mevlana ile başlamıştır.
Horasan ÜslubuMoğol öncesi Horasan ve Maveraünnehir şairlerinin şiirlerinde görülen, kelime ve cümle yapıları itibarıyla coşkulu, aşk ve irfanla iç içe olan özgün anlatım tarzıdır. Mevlana'nın şiirleri genel olarak bu üslubun özelliklerini taşır.
MahlasŞairlerin şiirlerinde kullandıkları takma ad veya tapşırmadır. Mevlana, Dîvân-ı Kebîr'de Şems-i Tebrîzî'ye olan sevgisinden dolayı eserinde 'Şems' ve 'Hâmûş' kelimelerini mahlas olarak kullanmıştır.
SülûkTasavvuf yoluna giren bir dervişin, mürşidin rehberliğinde ahlaki ve manevi mertebeleri geçerek olgunlaşma sürecidir. Mevlana, Mesnevî'yi müritlerine bu âdabı öğretmek amacıyla kaleme almıştır.
VelûdEdebiyatta çok sayıda eser veren, üretken ve verimli şair veya yazarlar için kullanılan terimdir. Manzum eserlerinin toplam beyit sayısı 30.000'i bulan Sultan Veled bu nitelikte bir şairdir.
Teşbîh-i BelîğAradaki benzetme edatı ve yönü zikredilmeden, yalnızca benzeyen ve kendisine benzetilen unsurlarla yapılan 'kısaltılmış ve pekiştirilmiş' güzel benzetme sanatıdır. Sultan Veled şiirlerinde sevgilinin yüzünü güneşe benzetirken bu sanatı kullanmıştır.
MecâlisTasavvuf büyüklerinin meclislerinde verdikleri vaazların, konuşmaların veya sohbetlerin derlendiği eser türüdür. Mevlana'nın yedi vaazının derlenmesiyle oluşan Mecâlis-i Seb’a buna örnektir.
MevlevîhaneMevlevî tarikatına mensup dervişlerin yetiştiği, ayinlerin icra edildiği, halkın aydınlatıldığı ve tasavvufi eğitimin verildiği tekkelerdir. Osmanlı döneminde sultanların desteğiyle korunup imar edilmiştir.
Terkîb-i AtfîFarsça dil bilgisi kurallarına göre, araya bağlama edatı (u/ü) konularak yakın veya eş anlamlı kelimelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan bağlama grubudur (Örn: dil ü cân, bâğ u bostan).
SeyahatnameGezip görülen yerlerin coğrafi, kültürel, sosyal ve tarihi özelliklerinin anlatıldığı eser türüdür. Ahmed Fakîh'in Kâ-tâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-şerîfe adlı eseri, hac yolculuğunu anlatması bakımından bu niteliği taşır.