← Ünite 8

Ünite 8: XII-XIII. Yüzyıllar Batı Türk Edebiyatı II: XII-XIII. Yüzyıllarda Anadolu’da Gelişen Tasavvufî Türk EdebiyatıÜnite Özeti

myders hazırladı Ders kitabında bu ünite için kapanış özeti basılmamış. Aşağıdaki kısa özet ünite içeriğinden hazırlandı; kitabın kendi cümleleri değildir.

Bu Ünitede Neler Öğrendik?myders hazırladı

Bu bölümde, on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda Anadolu'da gelişen tasavvufî Türk edebiyatının doğuş ortamı, temsilcileri ve temel eserleri ele alınmıştır. Selçuklu döneminde resmî dilde Farsçanın, bilimde ise Arapçanın hâkim olmasına rağmen, Moğol istilası ve iç karışıklıklar halkı manevi bir sığınak arayışına yöneltmiştir. Bu süreçte Horasan'dan gelen dervişler ve büyük mutasavvıflar, halkın dinî bilgileri kendi diliyle öğrenme ihtiyacını karşılayarak Türkçe tasavvufî edebiyatın temellerini atmışlardır. Ünitede yaşamı, Şems-i Tebrîzî ile olan derin dostluğu ve edebî kişiliği incelenen Mevlana Celâleddîn-i Rûmî; ilâhî aşkı ve vahdet-i vücud düşüncesini işlediği Dîvân-ı Kebîr ve Mesnevî gibi manzum başyapıtlarının yanı sıra Fîh mâ Fîh, Mecâlis-i Seb’a ve Mektûbât gibi mensur eserleriyle döneme damgasını vurmuştur. Mevlana’nın oğlu Sultan Veled ise babasından sonra Mevlevîliği sistemleştirmiş, İbtidâ-nâme, Rebâb-nâme, İntihâ-nâme ve Ma’ârif gibi eserlerinin yanında yazdığı Türkçe şiirlerle Anadolu Türk edebiyatının öncülerinden biri olmuştur. Son olarak, dönemin bir diğer önemli şairi Ahmed Fakîh ve eserleri üzerinde durulmuştur. Dünyanın faniliğini ve dinî-tasavvufi konuları işleyen Çarh-nâme kasidesi ile Anadolu Türk edebiyatının ilk seyahatnamesi ve hac konulu ilk Türkçe mesnevisi olan Kitâbu Evsâfı Mesâcidi’ş-şerîfe, bu yüzyıllarda Türkçenin edebî bir dil olarak gelişimini gösteren en önemli örnekler arasında yer almaktadır.