Türkmen edebiyatında yazın faaliyetlerini ve yayın hayatını etkileyen alfabe değişimleri kapsamında 1928 yılında Lâtin alfabesine, 1940 yılında ise Kiril alfabesine geçilmiştir.
1894-1974 yılları arasında yaşayan Berdi Kerbabayev, Magtımgulı'nın şiirlerini 1926'da 'Mağtımğulı Goşğuları' adıyla yayımlamış, kendi şiirlerini ise 1958-1960'ta 5 ciltlik 'Eserler Toplumı'nda toplamıştır.
1906 yılında Bäherden'de doğan, Puskin'in şiirlerini Türkçeye çeviren ve 'Hücum' adlı şiir kitabı bulunan Hocanepes Çarıyev, 1937'de tutuklanmış ve 1941'de Sovyet rejimi tarafından yok edilmiştir.
1912-1974 yılları arasında yaşayan önemli Türkmen şairi Aman Kekilov, şiir ve romanlarının yanı sıra 1946 yılında Türkmenistan millî marşını kaleme almıştır.
1929 yılında Gökdepe'de doğan Kerim Gurbannepesov, Mağtımgulı ödülünü kazanmış; 'Soldat Yüreği' (1953), 'Taymaz Baba' (1960) ve 'Ata ve Oğul' (1961) manzumeleriyle halkın hafızasında yer etmiştir.
1908 yılında Aşkabat'ta doğan Ruhı Aliyev, gezdiği ülkelerdeki gözlemlerini şiirleştirmiş; bu kapsamda Türkiye ile ilgili 'Türkiyede', 'Ayasofiya Metciidinde' ve 'Türk Yiğidiniñ Tääleyinde' adlı şiirleri kaleme almıştır.
Dövletmämmed Azadî'nin torunu ve Magtımgulı'nın yeğeni olan Gurbandurdı Zelilî, şiirlerinde sosyal olayları hümanizmle birleştirmiş, halkın ve kendi kişisel acılarını işlemiştir.
1810-1862 yılları arasında yaşayan, 'Zöhre-Tahır' destanını yazan ve Türkmen edebiyatında lirizmin yerleşmesine en çok katkı sağlayan Mollanepes, 'aşk mülkünün şahı' unvanıyla anılmaktadır.
Türkmenistan'ın 1991 yılında bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Türkmen edebiyatı dünyaya açılmış, daha evrensel ve millî bir karakter kazanarak zenginleşmiştir.
1906 yılında Aşkabat'ta doğan, Aman Kekilov'un kardeşi olan Şalı Kekilov; kadın hakları ve serbestlik konularının yanı sıra 'Vuralım', 'Vatanseverin Türküsü' gibi savaş şiirleri yazmış ve 1943'te savaşta ölmüştür.