Hüseyin Saylan, 2008 yılında yayımlanan 'Mahşer-i Cümbüş' adlı romanına ilk üç sayfa boyunca Kubilay Aktulum ve Louis Aragon’un yapıtlarına arka arkaya açık ve örtük göndergeler yaparak postmodern metinlerarasılık ilkelerini uygulamıştır.
Orhan Pamuk, 'Kara Kitap' romanında her bölümün başında tek başına yer alan ve bölümün esrarını özetleyen epigraf (tanımlık) kullanımına sıklıkla yer vererek metinlerarası bir gelenek oluşturmuştur.
Tahsin Yücel’in 'Yalan' adlı romanında, kolejdeki arkadaşının dil konusundaki kuramını sanki kendi buluşuymuş gibi sunan Yusuf Aksu karakteri üzerinden edebiyattaki gizli alıntı (aşırma) olgusu eleştirilmiştir.
Oğuz Atay, 'Tutunamayanlar' romanında manzum destan, mektup, günce, arşiv belgeleri ve nüfus cüzdanı sureti gibi pek çok kurmaca ve gerçek dışı parçayı kolaj nesnesi olarak başarıyla kullanmıştır.
Haldun Taner, 'Sersem Kocanın Kurnaz Karısı' adlı tiyatro oyununda Molière’in 'Georges Dandin' oyununu özet biçiminde alıntılayarak 'anlatı içinde anlatı' yöntemine Türk tiyatrosundan somut bir örnek vermiştir.
Orhan Veli Kanık, geleneksel Nasrettin Hoca fıkralarını şiir formunda yenidenyazarak farklı yazınsal türler ve formlar arasında başarılı bir metinlerarası dönüştürme gerçekleştirmiştir.
Ayfer Tunç, 1990-1991 yıllarında kaleme aldığı 'Kapak Kızı' adlı romanını 2005 yılında derinleştirmek ve düzeltmek amacıyla yenidenyazarak kendi yapıtını yeniden ele alma süreci uygulamıştır.
Nazım Hikmet, geleneksel halk hikâyesi olan 'Ferhad ile Şirin'i aynı başlıkla oyunlaştırarak, halk hikâyesindeki âşık Ferhat’ı fedakâr ve emekten yana bir kahraman olan işçi Ferhad’a dönüştürmüştür (değersel ve örgesel dönüşüm).
Michael Riffaterre, 1980 yılında geliştirdiği kuramda metinlerarasılığı okurun belleği ve edinci üzerinden tanımlayarak, okur ile metin arasındaki iz algısına dayalı bir alımlama modeli kurmuştur.