Adı bilinen en eski Türk ozanı Aprunçır Tigin'dir. Maniheizm ve Budizm döneminde yetişen bu ozanın günümüze ulaşan şiirlerinde yavuklusunu düşünen, sevgilisini öpmek isteyen lirik temalar ve dini motifler bir arada yer almaktadır.
Günümüzde Moldovya, Gagauzyeri Muhtar Devleti, Ukrayna, Bulgaristan ve Yunanistan'da yaşayan Gagauz Türkleri başta olmak üzere, Azak Denizi kıyısındaki Urumlar ve Kreşen Tatarları arasında Hristiyanlık yaygındır. Hristiyan Türklerin XII. yüzyıldan itibaren Ermeni, Latin, Yunan ve Kiril harfleriyle zengin bir Türkçe edebiyatları vardır.
Korkut Ata, bütün Türkistan'da Kıpçak Türkleri arasında tanınan mitolojik bir kişiliktir. Kazakistan'da Sırderya nehri kıyısında adına yapılmış bir türbe bulunmakta olup, kopuzu ve adıyla anılan ezgileri icat eden kültürel kahraman olarak bilinmektedir.
Dede Korkut Hikâyeleri'nin Anadolu'nun doğusunda XII, XIII ve XIV. yüzyıllarda buraya yerleşen Oğuz Türkleri ve özellikle bölgede devlet kuran Akkoyunlular arasında yaşananların ozanlarca destan geleneğince işlenerek yayıldığı kabul edilmektedir.
Türkolojinin kurucusu Prof. M. Fuad Köprülü, Dede Korkut Hikâyeleri'nin önemini vurgularken 'Türk edebiyatının bütün ürünlerini terazinin bir kefesine, Dede Korkut Hikâyelerini de diğer kefesine koysanız Dede Korkut daha ağır gelir' ifadesini kullanmıştır.
Mitolojik anlatılara göre Dede Korkut, 'Yelmaya' adlı devesiyle dünyanın dört bucağını gezmiştir. Gezdiği yerlerde mezar kazın insanları görünce kendi kabrini aramış, ölüm korkusunu yenmek için devesinin derisinden kopuz yapıp yaşam üzerine ezgiler çalmıştır.
Doğu Türkistan'a yerleşen Uygur Türklerinin yerleşik Budist Türklerin dinini benimsemesiyle IX. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar süren 'Budist Türk edebiyatı' meydana getirilmiştir. Bu dönemde yüzden fazla şiir ve pek çok mensur eser günümüze kalmıştır.
İslamiyet'in Türkler arasında kök salması, Yesevî ile başlayan Dinî-Tasavvufî Halk Edebiyatı ve XVI. yüzyıl sonlarında kahvehanelerin açılmasıyla doğan Âşık Tarzı Edebiyat geleneği sonucunda ozan-baksı edebiyat geleneği tamamen işlevsizleşerek ortadan kalkmıştır.
Berlin Dresden Kütüphanesi'nde bulunan on iki hikâyeden oluşan ilk Dede Korkut yazması, Türkiye'de ilk defa 1916 yılında Kilisli Rıfat Bilge tarafından yayınlanmış ve böylece eser Türk kültür dünyasında tanınmıştır.
Maniheizm, Budizm, Musevilik ve Hristiyanlık gibi Türklerin kabul ettiği dinlerin incelendiği bazı bilgiler, Ünver Günay ve Harun Güngör'ün ortak kaleme aldığı 'Türk Din Tarihi' (Kayseri, 1998) adlı eserden alınmıştır.
İslamiyet öncesi Türk şiiri tür ve şekilleri (koşug, kojan, yır, küg, takşut, takmak) ile Aprunçır Tigin'in şiirleri, Reşit Rahmeti Arat'ın 'Eski Türk Şiiri' (Ankara, TDK, 1991) adlı eserinden hareketle sınıflandırılmıştır.