İnfografik
← Ünite 4
Halk Edebiyatına Giriş 2

Ünite 4: Ozan-Baksı Edebiyat Geleneği

Böğü Kağan ve Maniheizm'in Kabulü
Uygur Türkleri, Böğü Kağan zamanında 762 yılında Maniheizm'i resmî devlet dini olarak kabul etmişlerdir. İpek Yolu üzerinden Orta Asya'ya gelen Mani dini mensupları bu inancı Uygurlara tanıtmış ve Doğu Türkistan'da zengin bir Maniheist Türk edebiyatı oluşmuştur.
Hazar İmparatorluğu'nda Musevilik
Kafkaslar'dan Moskova yakınlarına, Hazar Denizi'nden Macaristan sınırlarına kadar uzanan Hazar İmparatorluğu'nda Musevilik, M.S. 740 yılında özellikle yönetici sınıflar tarafından kabul edilmiştir. Bu Musevi Türklerin soyu günümüzde Karay ve Kırımçak Türkleri adlarıyla çeşitli ülkelerde yaşamaktadır.
Berlin Dresden Kütüphanesi'ndeki Dede Korkut Yazması
Dede Korkut Hikâyeleri'nin bilinen ilk ve en büyük yazma nüshası on iki hikâyeden oluşmaktadır ve Berlin Dresden Kütüphanesi'ndedir. Bu yazma Türkiye'de ilk defa 1916 yılında Kilisli Rıfat Bilge tarafından yayınlanmıştır.
Vatikan Kütüphanesi'ndeki İkinci Dede Korkut Yazması
Dede Korkut'un altı hikâyeden oluşan ikinci yazması 'Hikâyet-i Oğuznâme-i Kazanbey ve Gayri' başlığını taşımaktadır ve Vatikan Kütüphanesi'nde muhafaza edilmektedir. Bu nüsha Muharrem Ergin ve Orhan Şaik Gökyay tarafından karşılaştırmalı olarak incelenmiştir.

Anahtar Kavramlar

KamMitolojik dönemde Türk edebiyatının en eski yaratıcısı olan, dinî ayinleri yöneten, hastaları iyileştiren ve olağanüstü güçlerle iletişim kurabildiğine inanılan kişidir. Örneğin, kamlar toplulukların ayinlerini yönetirken şiir şeklinde 'alkış' adı verilen dualar söylemişlerdir.
OzanGördüğü rüyalara bağlı tanrısal bir yetiyle kopuz eşliğinde doğaçlama şiir söyleyen, epik destanlar yaratan ve obadan obaya haber taşıyan kişidir. Örneğin, ozanlar bozkırda kahramanların hayatları etrafında epik destanlar oluşturarak topluluklar karşısında anlatmışlardır.
BaksıBudizm ve Maniheizm'in etkisiyle kamlık, bakıcılık ve ozanlık kurumlarının karışmasından oluşan melez ve yeni bir kurumun mensubudur. Örneğin, baksılar tıpkı kamlar gibi ruhlarla iletişim kurar, ozanlar gibi destan söyler ve bakıcılar gibi fal bakardı.
OcaklıUzmanlık sırlarının ailece saklandığı, çoğunlukla soy yoluyla aktarılan yetilere sahip kişilerin oluşturduğu aileler ve bu geleneğe mensup uzmanlardır. Örneğin, siğil iyileştiren veya kırık çıkık (sınıkçı) tedavi eden kişiler ocaklı uzmanlar olarak anılmaktadır.
ManiheizmM.S. III. yüzyılda Mani tarafından Mezopotamya'da kurulan, iyi-kötü ve karanlık-aydınlık (nur-zulmet) prensiplerine dayanan ve Uygurlar tarafından benimsenen bir dindir. Örneğin, Uygurlar Böğü Kağan döneminde 762 yılında Maniheizm'i resmî devlet dini olarak kabul etmişlerdir.
Budizm2500 yıl önce Buda tarafından kurulan, tenasüh (ruh göçü) inancına dayanan ve canlıların Nirvana'ya ulaşıncaya kadar birçok kez dünyaya gelmesini savunan dindir. Örneğin, Doğu Türkistan'da kurulan manastırlarla Türkler arasında yayılmış ve Burkancı Türk edebiyatının doğmasını sağlamıştır.
AlkışKamların olağanüstü güçlerle kurduklarını düşündükleri iletişimler için şiir şeklinde söyledikleri en eski dua türlerindendir. Örneğin, kamların ruhlarla iletişim kurmak amacıyla okudukları manzum dualar alkış olarak adlandırılmaktadır.
KargışAlkışın zıttı olarak beddua anlamına gelen, eski Türk inanç sisteminde yer alan sözlü gelenek ürünlerinden biridir. Örneğin, törenlerde veya toplumsal olaylarda olumsuz durumlar için söylenen beddualardır.
KoşugGünümüzde kullanılan koşma şeklinin Türk edebiyatındaki ilk biçimi olup şiir, nazım ve beyit anlamlarını karşılayan dörtlüklerle kurulu nazım şeklidir. Örneğin, Tıva ve Altay Türklerinin halk şiiri geleneklerinde 'koşık' adıyla yaşamaktadır.
KojanKoşag şeklinden dönüşen ve Altay Türkleri arasında 'şarkı, türkü' anlamına gelen 'kojong' şekliyle yaşayan edebiyat terimidir. Örneğin, Altay Türkçesinde neşeli veya lirik türküler için kullanılmaktadır.
Ir / YırOzan-baksı döneminde koşma oluşturmak, türkü söylemek anlamında kullanılan ve günümüzdeki ırlamak/cırlamak kelimelerinin kökü olan terimdir. Örneğin, Dîvânu Lügâti't-Türk'te 'yır koşmak' ve 'yırlamak' şeklinde geçmektedir.
KügŞiirin bestesi, ezgisi ve musikisi anlamına gelen, günümüzde 'küy' ve 'küylemek' şeklinde yaşayan kelimedir. Örneğin, ozan Aprunçır'ın bir şiirinde şiir ve ezgi anlamında kullanılmıştır.
TakşutBudist Uygur metinlerinde karşımıza çıkan, şiir, nazım ve beyit anlamlarında kullanılan bir terimdir. Örneğin, Uygur dönemi dini metinlerinde nazım parçalarını ifade etmek için kullanılmıştır.
TakmakKalabalık karşısında ezbere söylenen şiir ve dörtlüklerden oluşan şiir anlamlarına gelen, Altay Türkçesinde 'takpakçı' olarak yaşayan terimdir. Örneğin, Altay Türklerinde şarkıcı ve şakacı kişileri belirtmek için kullanılmaktadır.
Korkut AtaBütün Türkistan'da ve Kıpçak Türkleri arasında tanınan, kopuzu ve ezgileri icat eden, ömrü boyunca ölümden kaçmaya çalışan mitolojik kültürel kahramandır. Örneğin, Sırderya nehri kıyısında türbesi bulunan ve Dede Korkut hikâyelerinin merkezinde yer alan figürdür.
YugEski Türklerde ölen kişiler için düzenlenen cenaze törenleridir. Örneğin, bu törenlerde profesyonel ağıt söyleyiciler olan sığıtçılar yas tutturmak amacıyla sığıtlar söylemiştir.
MemoratKamların olağanüstü güçlerle ve ruhlarla kurduklarını söyledikleri iletişimlere ve inançlara dair anlatılan hikâye ve hatıralardır. Örneğin, kamların ruhlarla yaşadığı deneyimleri aktaran sözlü anlatılardır.
OtaçıKamlıktan ayrılarak oluşan ve eski Türk toplumunda doktorluk görevini üstlenen geleneksel uzmanlık alanıdır. Örneğin, hastaları tedavi eden ve tıp alanında bilgi sahibi olan ocaklı uzmandır.
SığıtçıYug denilen cenaze törenlerinde yas ve matem tutturmak amacıyla profesyonel olarak ağıt söyleyen uzman kişilerdir. Örneğin, cenazelerde duygu yoğunluğunu artırmak için sığıt söyleyen ocaklılardır.
BakıcıKayıp olan eşyayı suya ve aynaya bakarak bulan, falcılık yapan ve gelecekten haber veren kamlıktan türemiş uzman kişidir. Örneğin, halk arasında gaipten haber verme işlevini yürüten falcılardır.
BağşıBudizmle birlikte Türk kültürüne giren, 'öğretmen' veya 'eğitmen' anlamına gelen ve baksı kelimesinin kökenini oluşturan kavramdır. Örneğin, Uygur sahasında bilgiyi aktaran eğitmenleri ifade eder.

Diğer Önemli Bilgiler

Aprunçır Tigin'in Eserleri

Adı bilinen en eski Türk ozanı Aprunçır Tigin'dir. Maniheizm ve Budizm döneminde yetişen bu ozanın günümüze ulaşan şiirlerinde yavuklusunu düşünen, sevgilisini öpmek isteyen lirik temalar ve dini motifler bir arada yer almaktadır.

Gagauz Türkleri ve Hristiyanlık

Günümüzde Moldovya, Gagauzyeri Muhtar Devleti, Ukrayna, Bulgaristan ve Yunanistan'da yaşayan Gagauz Türkleri başta olmak üzere, Azak Denizi kıyısındaki Urumlar ve Kreşen Tatarları arasında Hristiyanlık yaygındır. Hristiyan Türklerin XII. yüzyıldan itibaren Ermeni, Latin, Yunan ve Kiril harfleriyle zengin bir Türkçe edebiyatları vardır.

Korkut Ata'nın Sırderya'daki Türbesi

Korkut Ata, bütün Türkistan'da Kıpçak Türkleri arasında tanınan mitolojik bir kişiliktir. Kazakistan'da Sırderya nehri kıyısında adına yapılmış bir türbe bulunmakta olup, kopuzu ve adıyla anılan ezgileri icat eden kültürel kahraman olarak bilinmektedir.

Akkoyunlu Sahası ve Dede Korkut Hikâyeleri

Dede Korkut Hikâyeleri'nin Anadolu'nun doğusunda XII, XIII ve XIV. yüzyıllarda buraya yerleşen Oğuz Türkleri ve özellikle bölgede devlet kuran Akkoyunlular arasında yaşananların ozanlarca destan geleneğince işlenerek yayıldığı kabul edilmektedir.

Mehmed Fuad Köprülü'nün Dede Korkut Değerlendirmesi

Türkolojinin kurucusu Prof. M. Fuad Köprülü, Dede Korkut Hikâyeleri'nin önemini vurgularken 'Türk edebiyatının bütün ürünlerini terazinin bir kefesine, Dede Korkut Hikâyelerini de diğer kefesine koysanız Dede Korkut daha ağır gelir' ifadesini kullanmıştır.

Yelmaya Adlı Deve Efsanesi

Mitolojik anlatılara göre Dede Korkut, 'Yelmaya' adlı devesiyle dünyanın dört bucağını gezmiştir. Gezdiği yerlerde mezar kazın insanları görünce kendi kabrini aramış, ölüm korkusunu yenmek için devesinin derisinden kopuz yapıp yaşam üzerine ezgiler çalmıştır.

Budist Türk Edebiyatı Dönemi (IX-XIII. Yüzyıl)

Doğu Türkistan'a yerleşen Uygur Türklerinin yerleşik Budist Türklerin dinini benimsemesiyle IX. yüzyıldan XIII. yüzyıla kadar süren 'Budist Türk edebiyatı' meydana getirilmiştir. Bu dönemde yüzden fazla şiir ve pek çok mensur eser günümüze kalmıştır.

Ozan-Baksı Geleneğinin Sonu (XVI. Yüzyıl Sonları)

İslamiyet'in Türkler arasında kök salması, Yesevî ile başlayan Dinî-Tasavvufî Halk Edebiyatı ve XVI. yüzyıl sonlarında kahvehanelerin açılmasıyla doğan Âşık Tarzı Edebiyat geleneği sonucunda ozan-baksı edebiyat geleneği tamamen işlevsizleşerek ortadan kalkmıştır.

Kilisli Rıfat Bilge'nin Katkısı

Berlin Dresden Kütüphanesi'nde bulunan on iki hikâyeden oluşan ilk Dede Korkut yazması, Türkiye'de ilk defa 1916 yılında Kilisli Rıfat Bilge tarafından yayınlanmış ve böylece eser Türk kültür dünyasında tanınmıştır.

Ünver Günay ve Harun Güngör'ün Türk Din Tarihi Kitabı

Maniheizm, Budizm, Musevilik ve Hristiyanlık gibi Türklerin kabul ettiği dinlerin incelendiği bazı bilgiler, Ünver Günay ve Harun Güngör'ün ortak kaleme aldığı 'Türk Din Tarihi' (Kayseri, 1998) adlı eserden alınmıştır.

Reşit Rahmeti Arat'ın Eski Türk Şiiri Çalışması

İslamiyet öncesi Türk şiiri tür ve şekilleri (koşug, kojan, yır, küg, takşut, takmak) ile Aprunçır Tigin'in şiirleri, Reşit Rahmeti Arat'ın 'Eski Türk Şiiri' (Ankara, TDK, 1991) adlı eserinden hareketle sınıflandırılmıştır.

Sınavda Dikkat Et

  • Kam ve ozan kavramlarının işlevsel farklarını karıştırmayın; kamlar dinî ayin ve şifa ile öne çıkarken, ozanlar kopuz eşliğinde epik destanlar anlatan ve eğlendiren figürlerdir.
  • Uygur Türklerinin Maniheizm'i Böğü Kağan zamanında 762 yılında kabul ettiği tarih ve isim bilgisi sınavda sıkça sorulan detaylardandır.
  • Baksılık kurumunun Budizm ve Maniheizm etkisiyle kamlık, bakıcılık ve ozanlık unsurlarının karışmasından doğan melez bir yapı olduğunu unutmayın.
  • Dede Korkut Hikâyelerinin iki nüshasının nerede olduğunu (Berlin Dresden ve Vatikan) ve ilk yayınının 1916'da Kilisli Rıfat Bilge tarafından yapıldığını iyi ezberleyin.
  • İslamiyet öncesi şiir şekillerinden koşug, kojan, yır, küg, takşut ve takmak terimlerinin anlamlarını (özellikle küg ve takşut) karıştırmamaya dikkat edin.
  • Ozan-baksı geleneğini bitiren en önemli dönüm noktasının XVI. yüzyıl sonlarında kahvehanelerin açılmasıyla doğan Âşık Tarzı Edebiyat olduğunu unutmayın.
  • Aprunçır Tigin'in adı bilinen en eski Türk ozanı olduğunu ve Mani/Budist dönemde eser verdiğini metne dayalı bir bilgi olarak aklınızda tutun.