Sesli Özet
← Ünite 2

Ünite 2: Masallarla İlgili Temel Kavramlar — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Masallarla İlgili Temel Kavramlar. Masal araştırmalarında ve halk bilimi çalışmalarında metinlerin yapı taşlarını incelemek büyük önem taşır. Masal anlatımları incelenirken kullanılan en temel yapı birimlerinden biri 'motif' olarak karşımıza çıkmaktadır. Motif, halk bilimi terimi olarak masalların bünyesinde yer alan, gelenekte koruma gücüne sahip hikâye etmenin en küçük unsuru şeklinde tanımlanmaktadır. Örneğin bir masalda yer alan görünmez yapan şapka, uçan halı, şahane ülke ve büyüsel hava yolculuğu gibi unsurların her biri ayrı birer motif teşkil eder. Motif kavramıyla ilgili dünya çapında en kapsamlı ve bilinen tasnif çalışması Stith Thompson tarafından gerçekleştirilmiştir. Thompson, altı ciltlik devasa eseri olan 'Motif-Index of Folk Literature' adlı çalışmasında dünya masallarının motiflerini sistematik bir şekilde tasnif etmiştir. Alman masal araştırmacısı Max Lüthi ve Türk halk bilimi çalışmalarıyla tanınan Umay Günay da motifi masal geleneğinde devamlılık gösteren en küçük element olarak ele almış ve her masalın mutlaka en az bir motif barındırması gerektiğinin altını çizmiştir. Motiflerin tespiti ve sınıflandırılması masalların kökenini, yayılma yollarını ve varyant ilişkilerini anlamada araştırmacılara yol gösterir. Saim Sakaoğlu da masal araştırmalarında motiflerin yapısal önemine dikkat çekmiş, bu unsurların masalları incelemede temel hareket noktalarından biri olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla motif, sıradan bir olay veya nesne değil, nesilden nesile aktarılan ve aktarılırken kalıcılığını koruyan çarpıcı bir anlatı unsurudur. Masal çalışmalarında motiften sonra gelen en önemli yapısal birim 'tip' kavramıdır. Stith Thompson tip kelimesini, gelenekte bağımsız bir şekilde var olabilen anlamlı bir masal olarak tarif etmiştir. Buna göre en basitinden en karmaşığına kadar müstakil olarak anlatılabilen her bir hikâye bir tip teşkil edebilir. Uzun masal tipleri düzinelerce motif barındırırken, bazı hayvan masalları veya fıkralar tek bir motif üzerine kuruludur ve bu gibi durumlarda tip ile motif aynı anlama gelebilir. Macar folklorcu Janos Honti masal tipini analiz yazılabilen ve üç farklı bağlamda değerlendirilebilen bir yapı olarak ele almıştır. Bunlar motiflerin özel bir şekilde bağlanması, bir tipin diğerine göre benzersiz olması ve varyantlar gösteren platonik bir model (cookie cutter) olmasıdır. Esma Şimşek ise Yukarı Çukurova Masallarında Motif ve Tip Araştırması adlı tezinde, bir masalın tipini kesin olarak tespit edebilmek için dünyadaki bütün ülkelerdeki varyantların toplanıp mukayese edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Masal tiplerinin sınıflandırılması alanında Antti Aarne ve Stith Thompson tarafından geliştirilen kataloglar uluslararası alanda kabul görmüştür. Aarne-Thompson (AaTh / AT) sistemi olarak bilinen bu sınıflandırma; Hayvan Masalları, Asıl Halk Masalları, Güldürücü Hikâyeler/Nükteli Fıkralar, Zincirlemeli Masallar ve Sınıflamaya Girmeyen Masallar olmak üzere beş ana başlık altında toplanmıştır. Türkiye'de ise Türk masal tiplerini tasnif etmek amacıyla Wolfram Eberhard ve Pertev Naili Boratav ortaklaşa 'Typen Türkischer Volksmärchen' (TTV) adlı ilk ciddi kataloğu hazırlamıştır. Halk bilimi araştırmalarında metinlerin kökenini ve gelişimini izlemek için bazı teorik kavramlar geliştirilmiştir. Tarihî Coğrafi Fin Kuramı'nın temsilcileri Julius Krohn ve Kaarle Krohn tarafından ortaya atılan 'Urform' (kök biçim / asıl yapı / ilk örnek), bir folklor unsurunun temel yapısını ifade eder. Araştırmacılar bu ilk örneğe bakarak masalların yayılma ve gelişme rotasını çözmeye çalışmışlardır. Sözlü kültürün doğası gereği masallar kuşaktan kuşağa aktarılırken coğrafyaya, inanca ve anlatıcıya göre çeşitlenir. Öcal Oğuz bu çeşitlenmiş metinler için 'varyant' yerine 'eş metin' terimini önermiş, bu terimin uyumlu ve eşitlik sergileyen metinler için kullanılması gerektiğine dikkat çekmiştir. Metin Ekici ise bu kavram için 'çeşitleme' terimini savunmuştur. Benzer şekilde, daha dar anlatım çevrelerinde birbirine çok benzeyen metinler için 'versiyon' veya 'benzer metin' terimi tercih edilmektedir. Fin okulunun urform kavramını eleştiren C. von Sydow ise 1927 yılında 'ekotip' (oicotype) kavramını ortaya atmıştır. Botanikten ödünç alınan bu terime göre, masallar bir bölgeden diğerine aktarıldıkça tıpkı bitkilerin iklim ve toprak koşullarına uyum sağlaması gibi gittikleri yerin yerel özelliklerini ve renklerini üzerlerine alırlar. Bu nedenle bir masalın yerli versiyonunun özgünlüğü ancak başka bölgelerdeki örnekleriyle karşılaştırılarak anlaşılabilir. Masalların yapısal özelliklerinden biri de anlatım içinde kalıplaşmış ifadeler olan formeller yani tekerlemelerdir. Saim Sakaoğlu formelleri; başlangıç (giriş) formelleri, bağlayış (geçiş) formelleri, benzer durumlarda kullanılan formeller, bitiş formelleri ve çeşitli formel unsurlar olarak sınıflandırmıştır. Pertev Naili Boratav ise tekerlemenin dinleyiciyi olağanüstü dünyaya hazırladığını, zaman ve mekân atlamalarında köprü kurduğunu, gerginliği giderip havayı yumuşattığını ve masalı gerçek dünyaya bağladığını belirtmiştir. Masal anlatımında ifadeye güç kazandırmak için sayı formellerine de sıklıkla başvurulur; '3 kız kardeş, 7 başlı dev, 40 katır 40 satır' gibi kalıplar buna örnektir. Öte yandan Carl Gustav Jung'un psikanalitik kuramıyla edebiyata kazandırdığı 'arketip' kavramı, insan psikesinin kolektif bilinçaltından kaynaklanan ilkimgelerini ifade eder. Richard Dorson, Jung'un arketiplerinin içerikten ziyade şekil içerdiğini, kolektif bilinçaltının ana kalıbından doğduğunu vurgulamıştır. Jung'un bireysel kompozisyonları açıklamakta kullandığı persona ve anima gibi kavramlar, bilinç ile bilinçaltı arketipleri arasında köprü kurarak masallardaki derin anlam katmanlarının çözülmesine yardımcı olur. Vladimir Propp, 1928 yılında yayımladığı 'Masalın Biçimbilimi' (Morfologiya Skazki) adlı çığır açıcı eserinde Rus peri masallarını yapısal özelliklerine göre incelemiştir. Propp, masallarda değişken olan unsurların yanında sabit kalan unsurların da bulunduğunu tespit etmiş ve şahısların icra ettikleri temel aksiyonlara 'fonksiyon' adını vermiştir. Propp, peri masallarında toplam 31 adet sabit fonksiyon olduğunu kanıtlamıştır. Bu fonksiyonlar masallarda her zaman kusursuz bir sırayla dizilmese de, masalın iskeletini oluşturur. Propp bu fonksiyonel yapıya yardımcı olan bağlayıcı unsurlar, hareketlerin amaç ve sebepleri, kahramanların ortaya çıkış biçimleri ve vasıfları gibi dört grup element daha tespit etmiştir. Propp metodunda masallar hainlik veya bir eksiklik durumuyla başlar, çeşitli ara fonksiyonlar üzerinden ilerleyerek evlilik, mükâfat veya talihsizliğin tasfiyesi gibi son fonksiyonlarla bir 'hareket' oluşturur. Ayrıca masallarda olayların ve fonksiyonların üç kere tekrar edilmesine çok sık rastlandığı Propp tarafından özellikle vurgulanmıştır. Tarihî Coğrafi Kuramın temsilcilerinden Axel Olrik halk anlatmalarının uymak zorunda olduğu 'Epik Yasalar' kurallarını belirlemiştir. Biyolojiden kaynaklanan ve 'süperorganik' olarak da adlandırılan bu yasalar; giriş ve bitiş kuralı, yineleme kuralı, üçler kuralı, zıtlık kuralı, kalıplaştırma kuralı ve dikkati baş kahraman üzerine toplama gibi 15 temel kuraldan oluşur. Stith Thompson'ın hazırladığı altı ciltlik 'Motif-Index of Folk Literature' çalışması dünya halk edebiyatının en kapsamlı başvuru kaynağıdır. Thompson motifleri mitolojik motifler, hayvanlar, yasaklar, sihir, ölüm, harikuladelikler, devler, imtihanlar, aldatmalar, kader ve ödüller gibi 23 ana başlık altında toplamıştır. Bu kataloğun ilk beş cildi harflerle ifade edilen konu başlıklarına ayrılmışken, altıncı cilt ise tüm kavram ve kaynakların alfabetik indeksini içermektedir. Bu devasa sistem, halk bilimi araştırmacılarının farklı coğrafyalardaki masal motiflerini karşılaştırmasına olanak tanımaktadır. Halk biliminde masal hem sözlü hem yazılı hem de performansa dayalı bir tür olarak ele alınmaktadır. UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında masallar, dil ile birlikte sözlü geleneklerin ve anlatımların en önemli taşıyıcıları arasında yer alır. Amerikalı folklorcu Alan Dundes, bir halk bilgisi türünün doğru bir şekilde tahlil edilebilmesi için doku (texture), metin (text) ve bağlam (context) olmak üzere üç seviyenin de birlikte ele alınması gerektiğini savunmuştur. William Bascom ise mit, efsane ve masal türlerini ortak bir çatı altında toplamak için 'nesir anlatı' terimini önermiştir. Richard Bauman ise tür kavramını gösterim (performans) ve bağlam ekseninde incelemiş, masal anlatıcısının yerel efsane ve mitleri masal içine katarak sürekli yeni bir türlerarasılık ürettiğini belirtmiştir. Masallar ayrıca fıkra, mit, efsane, bilmece ve hikâye gibi türlerle de sıkı bir ilişki içindedir; bu durum masalın sınırlarını esnek ve dinamik kılmaktadır.