Sesli Özet
← Ünite 4

Ünite 4: Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Gazete ve Dergiler — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Gazete ve Dergiler. Osmanlı Devleti’nde basın ve yayın hareketlerinin Avrupa ülkelerine kıyasla çok geç başladığı görülmektedir. Bu gecikmenin en temel sebebi, matbaanın ülkeye geç girmiş olmasıdır. Osmanlı’da matbaa kurma ve basın-yayın işlerine ilk olarak İspanya’dan göç eden Yahudiler, yabancı temsilcilikler ve azınlıklar el atmıştır. Devletin ana unsuru durumundaki Türklerin matbaacılığa yönelmesi ise çok daha sonra gerçekleşmiştir. Ülkede kitap basımının gelişmeye başlamasından bir süre sonra gazete ve dergiler de yayın hayatına girmiştir. Devlet öncülüğünde çıkan ilk gazeteyi yarı resmî bir gazete izlemiş, ardından dergiler ve resmî olmayan özel gazeteler yayımlanmaya başlamıştır. Gazete ve dergiler, yalnızca haber ve bilgi aktarmanın ötesinde, modernleşmeye katkı sağlamış; kültürün, sanatın ve edebiyatın gelişip yaygınlaşmasında kritik bir rol üstlenmiştir. Daha önceki dönemlerde el yazısıyla sınırlı sayıda çoğaltılan edebiyat ürünleri kitap, gazete ve dergi yayını sayesinde geniş bir okuyucu kitlesine ulaşma imkânı bulmuştur. İletişim araçlarının henüz gelişmediği bu dönemde matbaalar; yeni bir dünya anlayışının yayılmasında, düşüncelerin aktarılmasında ve yeni yazı türlerinin edebiyatımıza girmesinde temel bir köprü görevi görmüştür. Bugünkü anlamda matbaa, 1440 yılında Alman Johann Gutenberg tarafından icat edilmiş ve Avrupa’da hızla yayılmıştır. Rönesans’la birlikte bilginin halka ulaşmasının önü açılmış, ulusal diller gelişmiştir. Buna karşılık Osmanlı Devleti’ne matbaa, Batı’dan yaklaşık üç yüzyıl sonra girmiştir. Bunun temel nedenlerinden biri, kitabın yazı, cilt, minyatür ve tezhibiyle değerli bir el sanatı olarak görülmesidir. Osmanlı’da ilk matbaa 1727 yılında İbrahim Müteferrika ile Mehmet Said Efendi’nin öncülüğünde, III. Ahmed’in fermanı ve Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi’nin fetvasıyla kurulmuştur. Müteferrika’nın evinde kurulan bu matbaanın ilk bastığı eser, 1729’da yayımlanan 'Vankulu Lügati' olarak bilinen Sıhâhu’l-Cevherî tercümesidir. Bu matbaada tarih, coğrafya, dil ve askerlik alanında toplam 17 kitap basılmıştır. Matbaanın geç kabul edilmesinin bir diğer sebebi ise Osmanlı yönetiminin basın yoluyla doğabilecek siyasi muhalefetten çekinmesidir. Üç kıtaya yayılmış farklı etnik grupları barındıran imparatorluk, basılı muhalefetin yaratabileceği başkaldırı riskini göze alamamıştır. Özellikle 1789 Fransız İhtilali sonrasında yayımlanan organların iç muhalefeti körüklediği görülmüştür. Osmanlı’da gazetecilik, dergicilikten daha önce başlamış ve derginin işlevini de büyük ölçüde üstlenmiştir. Tanzimat yıllarında gazeteler yalnızca birer haber kaynağı olmamış; halkın anlayabileceği sade bir yazı dilinin doğmasına, yeni edebî türlerin tanıtılmasına ve genç aydınların yetişmesine öncülük etmiştir. Şinasi, Namık Kemal, Ziya Paşa, Ahmet Midhat Efendi gibi dönemin önde gelen tüm edebiyatçıları aynı zamanda birer gazetecidir. Osmanlı’da çıkarılan ilk resmî gazete, Sultan II. Mahmut’un buyruğuyla 1 Kasım 1831’de yayımlanan 'Takvim-i Vekayi'dir. Yönetimine Vakanüvis Esat Efendi getirilen bu gazete, daha çok resmî tebliğler, fermanlar ve devlet haberlerine yer vermiştir. Takvim-i Vekayi’den dokuz yıl sonra, 31 Temmuz 1840’ta İngiliz asıllı William Churchill tarafından yarı resmî nitelikteki 'Ceride-i Havadis' yayımlanmaya başlamıştır. Bu gazete Türk basınında ilan geleneğini başlatmış ve Victor Hugo’nun Sefiller romanını özet hâlinde yayımlamıştır. Türk basın tarihinin dönüm noktası ise Agâh Efendi ile İbrahim Şinasi’nin çıkardığı ilk özel gazete olan 'Tercüman-ı Ahval'dir (22 Ekim 1860). Devlet yardımı almaksızın yayımlanan bu gazete, Şinasi’nin yazdığı 'Mukaddime' ile Türk basınında imzalı başyazı geleneğini başlatmıştır. Sütunlarında Şinasi’nin ilk yerli tiyatro eseri olan 'Şair Evlenmesi' tefrika edilmiştir. Tercüman-ı Ahval’den ayrılan Şinasi, 28 Haziran 1862’de 'Tasvir-i Efkâr' gazetesini kurmuş ve bu gazete yeni edebî, siyasi fikirlerin tartıştığı bir merkez hâline gelmiştir. Tanzimat döneminde iktidarın politikalarını eleştiren muhalif basın organları da önemli bir yer tutmuştur. Filip Efendi tarafından çıkarılan ve başyazarlığını Ali Suavi’nin yaptığı 'Muhbir' (1867), eğitim, kalkınma ve siyaset alanındaki muhalif yazılarıyla dikkat çekmiştir. Hükûmetin Belgrad Kalesi’ni Sırbistan’a terk etmesini şiddetle eleştiren gazete kapatılmış, Ali Suavi yurt dışına kaçarak Muhbir’i Londra’da Yeni Osmanlılar Cemiyeti adına yeniden çıkarmıştır. Namık Kemal, Ziya Paşa ve Agâh Efendi tarafından 1868’de Londra’da yayımlanan 'Hürriyet' gazetesi, Yeni Osmanlılar Cemiyetinin temel yayın organı olmuştur. Siyasi eleştirilerin yanı sıra Ziya Paşa’nın ünlü 'Şiir ve İnşa' makalesi bu gazetenin 11. sayısında yayımlanmıştır. Hürriyet, geniş halk kitlesinden ziyade aydın kesimi hedeflemiş, süslü ve ağır bir dil kullanmıştır. 1870’te yayın hayatına başlayan 'İbret' gazetesi ise Namık Kemal’in başyazarlığıyla bir fikir gazetesine dönüşmüştür. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa’yı ve istibdat uygulamalarını sert bir dille eleştiren gazete, halkı eğitme misyonunu üstlenmiştir. Namık Kemal’in 'Vatan Yahut Silistre' oyununun sahnelenmesinin ardından yayımlanan yazılar nedeniyle 1873’te kapatılmış, yazar kadrosu Çeş müxtelif adalara sürgün edilmiştir. Türk basın tarihinin en uzun ömürlü gazetelerinden biri olan 'Tercüman-ı Hakîkat', 27 Haziran 1878’de Ahmet Midhat Efendi tarafından çıkarılmaya başlanmıştır. 34 yıl aralıksız yayımlanan gazete, halka okuma alışkanlığı kazandırma ve bilgiyi tabana yayma misyonu gütmüştür. Ahmet Rasim, Hüseyin Rahmi Gürpınar gibi genç kalemler bu gazzede yetişmiştir. Romantizm, natüralizm ve realizm akımları okuyuculara tanıtılmıştır. Tanzimat döneminde dergiler, gazetelere kıyasla bilim, sanat ve edebiyat alanında daha kapsamlı bir işlev üstlenmiştir. İlk dergiler genellikle mesleki ve bilimsel nitelik taşımıştır; ilk tıp dergisi 'Vaka-i Tıbbıye' (1849) ve Münif Paşa öncülüğündeki Cemiyet-i İlmiyye-i Osmâniyye tarafından çıkarılan bilim dergisi 'Mecmua-i Fünûn' (1862) bunlar arasındadır. Edebiyat ve mizah alanında ise Teodor Kasap’ın çıkardığı ilk siyasi mizah dergisi 'Diyojen' (1870), Ebuzziya Tevfik’in çıkardığı ansiklopedik nitelikteki 'Mecmua-i Ebuzziya' ve eski-yeni şiirlerin buluşma noktası olan 'Hazine-i Evrak' (1881) dönemin edebi hayatına yön veren en önemli dergiler arasında yer almıştır.