Eşleştirme
Ana Sayfa
Üniversiteler
Dersler
Özellikler
Çalışma Planı
Hakkımızda
İletişim
Premium
Giriş Yap
Ücretsiz Kayıt Ol
Ana Sayfa
»
Anadolu Üniversitesi AÖF
»
Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı
» Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 1
← Ünite 7
Paylaş
←
Ünite 6 Eşleştirme
Ünite 7
Tanzimat Birinci Kuşak Tiyatro
Ünite 8 Eşleştirme
→
Ünite 7: Tanzimat Birinci Kuşak Tiyatro — Kavram Eşleştirme
Tur 1 / 5
0 / 5 eşleşti
Önce bir kavram seç, sonra karşılığı olan tanıma dokun.
Kavramlar
Tanzimat Birinci Kuşak Tiyatro
Uyarlama (Adaptasyon)
Sosyal Fayda Anlayışı
Osmanlı Tiyatrosu
Görücü Usulü Evlilik
Tanımlar
Yukarıdan bir kavram seç.
Tanzimat birinci kuşak yazarlarının edebiyatı ve özellikle tiyatroyu halkı eğitmek, toplumsal aksaklıkları düzeltmek ve ahlaki değerleri aşılamak için bir araç olarak görme ilkesidir. Sanat, estetik zevkten ziyade toplumsal fayda gözetilerek üretilmiştir.
Güllü Agop (Agop Vartovyan) tarafından 1867 yılında Gedikpaşa'da kurulan, devlet desteği ve yarı resmi himaye gören ilk ciddi Türk tiyatrosudur. Zengin bir repertuarla uzun süre faaliyet göstermiş ve pek çok Türk sanatçının yetiştiği bir okul olmuştur.
Tarafların birbirini tanımadan, ailelerin kararıyla gerçekleştirilen evlilik türüdür. Tanzimat tiyatrosunda (özellikle Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' ve Namık Kemal'in oyunlarında) gençlerin mutluluğunu engelleyen ve büyük facialara yol açan bir unsur olarak eleştirilmiştir.
Batılı anlamda modern tiyatronun Türk edebiyatına ilk defa girdiği, 'toplum için sanat' anlayışının benimsendiği ve eserlerin açık bir tez/ders verme amacı taşıdığı dönemdir. Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' ile başlamış; Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa ve Şemsettin Sami gibi isimlerle gelişmiştir.
Yabancı bir eserin ana içeriği ve kurgusu korunarak; yer ve kişi adlarının, deyimlerin, gelenek ve göreneklerin yerli hayata uyarlandırılarak aktarılmasıdır. Örneğin, Ahmet Vefik Paşa'nın Moliére'den yaptığı 'Zoraki Tabip' çalışması bu türün en bilinen örneklerindendir.
Tanzimat Birinci Kuşak Tiyatro
— Batılı anlamda modern tiyatronun Türk edebiyatına ilk defa girdiği, 'toplum için sanat' anlayışının benimsendiği ve eserlerin açık bir tez/ders verme amacı taşıdığı dönemdir. Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' ile başlamış; Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa ve Şemsettin Sami gibi isimlerle gelişmiştir.
Uyarlama (Adaptasyon)
— Yabancı bir eserin ana içeriği ve kurgusu korunarak; yer ve kişi adlarının, deyimlerin, gelenek ve göreneklerin yerli hayata uyarlandırılarak aktarılmasıdır. Örneğin, Ahmet Vefik Paşa'nın Moliére'den yaptığı 'Zoraki Tabip' çalışması bu türün en bilinen örneklerindendir.
Sosyal Fayda Anlayışı
— Tanzimat birinci kuşak yazarlarının edebiyatı ve özellikle tiyatroyu halkı eğitmek, toplumsal aksaklıkları düzeltmek ve ahlaki değerleri aşılamak için bir araç olarak görme ilkesidir. Sanat, estetik zevkten ziyade toplumsal fayda gözetilerek üretilmiştir.
Osmanlı Tiyatrosu
— Güllü Agop (Agop Vartovyan) tarafından 1867 yılında Gedikpaşa'da kurulan, devlet desteği ve yarı resmi himaye gören ilk ciddi Türk tiyatrosudur. Zengin bir repertuarla uzun süre faaliyet göstermiş ve pek çok Türk sanatçının yetiştiği bir okul olmuştur.
Görücü Usulü Evlilik
— Tarafların birbirini tanımadan, ailelerin kararıyla gerçekleştirilen evlilik türüdür. Tanzimat tiyatrosunda (özellikle Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' ve Namık Kemal'in oyunlarında) gençlerin mutluluğunu engelleyen ve büyük facialara yol açan bir unsur olarak eleştirilmiştir.
Manzum Tiyatro
— Şiir biçiminde, manzum olarak yazılmış tiyatro eserleridir. Türk edebiyatında ilk örneği 1866 yılında Ali Haydar Bey'in yazdığı 'Sergüzeşt-i Perviz' adlı trajedi türündeki eserdir.
Tezli Oyun
— Yazarın izleyiciye aktarmak istediği bir fikri, tezi veya ahlaki dersi kanıtlamak amacıyla kurguladığı tiyatro eserleridir. Tanzimat tiyatrosunda tiyatronun faydalı bir eğlence olduğunu ispatlamak ve toplumsal reform önermek için sıkça kullanılmıştır.
Meddah Geleneği
— Geleneksel Türk halk tiyatrosunun, tek kişinin çeşitli kişileri taklit ederek hikayeler anlattığı koludur. Batılı anlamda modern tiyatronun gelişmesinden önce halkın eğlence ve eleştiri ihtiyacını karşılayan geleneksel unsurlardandır.
Orta Oyunu
— Etrafı izleyicilerle çevrili bir alanda (palanka) yazılı metne dayanmadan, tuluata (doğaçlama) dayalı olarak oynanan geleneksel Türk halk tiyatrosu türüdür. Kavuklu ve Pişekar oyunun ana tipleridir.
Karagöz
— Mukavva tasvirlerin arkadan ışık verilerek beyaz perdeye yansıtılmasıyla icra edilen geleneksel gölge oyunu. Tanzimat döneminde aydınlar tarafından halk tiyatrosunun önemli bir kolu olarak değerlendirilmiştir.
Besa
— Arnavut geleneklerinde verilen söz, yemin ve ahde vefa anlamlarına gelen kavramdır. Şemsettin Sami'nin 'Besa yahut Ahde Vefa' adlı tiyatro eserinde ana tema olarak işlenmiştir.
Mukaddime-i Celâl (Celâl Mukaddimesi)
— Namık Kemal'in 'Celâleddin Harzemşah' adlı oyunu için Midilli'de yazdığı ön sözdür. Bu metin, yazarın tiyatro ve roman türleri hakkındaki görüşlerini, Shakespeare ve Victor Hugo etkisini ve estetik anlayışını derli toplu anlattığı manifestosudur.
Romantik Dram
— Klasisizmin katı kurallarına tepki olarak doğan, hayatın hem acıklı hem gülünç yönlerini bir arada barındıran, kurallara bağlı olmayan tiyatro türüdür. Victor Hugo'nun öncülük ettiği bu akım, Namık Kemal ve Ebuzziya Tevfik gibi Tanzimat yazarlarını derinden etkilemiştir.
Batıl İnançlar
— Toplumsal yapıya yerleşmiş, akıl ve bilime aykırı inanışlardır. Ahmet Midhat Efendi'nin 'Açıkbaş' ve 'Çengi yahut Daniş Çelebi' ile Feraizcizâde'nin 'Evhâmi' oyunlarında insanların sömürülmesine yol açan bu inançlar eleştirilmiştir.
Vodvil
— Hafif komedi niteliğinde, sıradan olaylara dayanan, hareketli ve genellikle müzikli tiyatro türüdür. Ahmet Midhat'ın 'Eyvah' adlı oyunu bu havayla başlar.
Melodram
— Duygusal yönü ağırlıkta olan, heyecanlı, abartılı olayların ve keskin iyilik-kötülük çatışmalarının işlendiği tiyatro türüdür. Ahmet Midhat'ın 'Ahz-ı Sâr' adlı eseri bu niteliktedir.
Tuluat
— Geleneksel Türk tiyatrosunda oyuncuların önceden yazılmış kesin bir metne bağlı kalmadan, konunun akışına göre anlık doğaçlama yapmasıdır.
Zuhûrî Kolu
— Geleneksel Türk tiyatrosunda gezginci halk tiyatrosu kollarından biridir. Namık Kemal makalelerinde bu koldan ve orta oyunundan ahlaka aykırı yönleri nedeniyle eleştirel bir dille bahsetmiştir.
Sahne Romanı
— Sahnelenmekten ziyade, okunmak amacıyla yazılmış uzun diyaloglar ve karmaşık olay örgüsü içeren tiyatro eserleridir. Namık Kemal'in 'Celâleddin Harzemşah'ı bu anlayışla kaleme alınmıştır.
İstibdat
— Baskı, zulüm ve tek adam yönetimidir. Tanzimat tiyatrosunda (örneğin Ebuzziya'nın 'Ecel-i Kaza'sında ve Namık Kemal'in oyunlarında) zalim idarecilerin ve paşaların şahsında eleştirilen bir olgudur.
Koro
— Antik Yunan trajedilerinde olayları yorumlayan, seyirciyi bilgilendiren topluluktur. Tanzimat döneminde Şemsettin Sami'nin 'Seydi Yahya' oyununda bu gelenekten yararlanılmıştır.
Gedikpaşa Tiyatrosu
— Güllü Agop tarafından 1868'de kurulan Osmanlı Tiyatrosu'nun sahnelendiği mekandır. Türkçe oyunların sahnelenmesinde ve Türk tiyatro oyuncularının yetişmesinde hayati bir merkez olmuştur.
⚑ Bu kavramlarda hata var
Paylaş
←
Ünite 6 Eşleştirme
Ünite 7
Tanzimat Birinci Kuşak Tiyatro
Ünite 8 Eşleştirme
→
Ana Sayfa
Dersler
Çalışmam
Hesabım