
Namık Kemal'in Kırım Savaşı'ndaki Silistre savunmasını anlatan 'Vatan yahut Silistre' adlı dört perdelik oyunu Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sahnelendiğinde halkta büyük bir coşku ve vatan bilinci uyandırmıştır. Bu olay üzerine yazar Mağusa'ya sürgüne gönderilmiştir.
Kayserili bir Rum olan Teodor Kasap, Tanzimat Dönemi'nin ilk mizah gazetesi olan Diyojen'i (1870-1873) çıkararak basın hayatına damga vurmuştur. Ayrıca Moliére'in 'Cimri' oyununu 'Pinti Hamit' adıyla orta oyunu biçiminde uyarlamıştır.
Şemsettin Sami'nin Şehname'den esinlenerek 1877'de yazdığı 'Gave' adlı oyunu, zalim Dahhak'a karşı demirci Gave'nin önderliğinde halkın başkaldırısını anlatır. Eser, II. Meşrutiyet sonrasında Fransız İhtilali'ne benzetildiği için defalarca sahnelenmiştir.
Ebuzziya Tevfik'in 1872'de yayımlanan 'Ecel-i Kaza' adlı eseri, Tanzimat dönemi Türk edebiyatının ilk yerli mensur romantik dramları arasında yer alır. Aynı zamanda Türkiye'de Türk halkına karşı sahnelenen ilk telif eser olma özelliğini taşır.
Tamamen Batılı tarzda karakter komedileri yazan Direktör Âli Bey; 'Misafir-i İstiskal' (1869), 'Kokona Yatıyor' (1870) ve 'Geveze Berber' (1873) gibi eserleriyle Türk tiyatrosunda günlük yaşamdaki rahatsız edici tipleri başarıyla sahneye taşımıştır.
Ahmet Vefik Paşa'nın Bursa'daki çalışmalarına destek veren Feraizcizâde Mehmet Şakir, Moliére tarzından esinlenerek yerli renklerle oyunlar yazmıştır. 'Evhâmi' adlı eseri, Moliére'in 'Hastalık Hastası' ile 'Tartuffe'ünün yerli ve özgün bir karışımı niteliğindedir.
Ahmet Midhat Efendi'nin 1874'te yazdığı dört perdelik 'Açıkbaş' komedisi; yaş farkının evlilikte yarattığı dengesizlikleri, batıl inançları (fal, üfürükçülük) ve medreseli kâtiplerin dilini mizahi bir dille eleştiren önemli bir halk tiyatrosu müjdecisidir.
1860 yılında kurulan Tercüman-ı Ahvâl gazetesinin ilk sayılarında Şinasi'nin 'Şair Evlenmesi' eseri duyurulmuş ve gazetenin 2-5 sayıları arasında tefrika edilerek aynı yıl kitap olarak basılmıştır.
Şemsettin Sami'nin 1875 yılında yayımlanan altı perdeli ilk tiyatro eseri olan 'Besa', Arnavutlar arasındaki 'besa' (yemin/ahde vefa) geleneğini konu alır. Eserde ana babaların çocuklarının mutluluğu için fedakârlıkları işlenmiştir.
Moğol istilasına karşı direnen Harzemşahlar Devleti'nin son hükümdarının mücadelesini anlatan 16 perdelik devasa bir eserdir. Namık Kemal bu oyunu 'okunmak için yazdığını' belirtmiş ve eserin ön sözü olan 'Celâl Mukaddimesi' edebiyat tarihimizin en önemli tiyatro manifestolarından biri olmuştur.
Kanunî Sultan Süleyman'ın 1530, III. Murat'ın 1582, IV. Mehmet'in 1675 ve III. Ahmet'in 1720 yıllarında düzenlettiği saray şenlikleri ve gösterileri, Osmanlı topraklarında gösteri sanatlarının ve tiyatro zevkinin oluşumuna zemin hazırlamıştır.