İnfografik
← Ünite 1
Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 2

Ünite 1: Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Şiir-II (İkinci Kuşak)

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Şiir-II (İkinci Kuşak) - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 19
Recaizâde Mahmut Ekrem'in Doğum Yeri ve Ailesi
Recaizâde Mahmut Ekrem, Osmanlı'da önemli görevlerde bulunmuş bürokrat Recai Efendi'nin oğlu olarak 1847 yılında İstanbul Vaniköy'deki aile yalısında dünyaya gelmiştir.
Trablusgarp Görevi (1889)
Recaizâde Mahmut Ekrem, 1889 yılında II. Abdülhamit yönetimi tarafından İtalyan propagandasının etkilerini yerinde incelemek üzere bir heyetle Trablusgarp'a görevlendirilmiştir.
Nijad Ekrem'in Yayımlanması (1910)
Şair Recaizâde Mahmut Ekrem, genç ve yetenekli oğlu Nijad'ın ölümünden duyduğu derin acı sonucunda 1910 yılında manevi ve mensur metinlerden oluşan 'Nijad Ekrem' adlı eserini yayımlamıştır.
Abdülhak Hâmit'in Paris Sefareti Görevi (1875)
1875 yılında Paris Sefareti ikinci kâtipliğine tayin edilen Abdülhak Hâmit, Osmanlı'daki siyasi çalkantıları dışarıdan izlemiş ve alafranga hayatın aşırılıklarını yaşayarak 'Divaneliklerim Yahut Belde' eserine ilham almıştır.

Anahtar Kavramlar

MusammatDivan şiirinde bendlerle kurulan nazım şekillerinin geneline verilen addır. Recaizâde Mahmut Ekrem, 'Bülbül' manzumelerinde bu eski edebiyat nazım tekniğini başarıyla kullanmıştır.
MuhayyilesizHayal gücünden yoksun, yaratıcılık kabiliyetinden mahrum olma durumudur. Ahmet Hamdi Tanpınar, Recaizâde Mahmut Ekrem'in muhayyilesiz doğduğunu ve şiirlerinde bu eksikliğin hissedildiğini belirtmiştir.
Teessür EdebiyatıAşırı duygu, hüzün, melankoli ve ölüm temalarının ağırlıklı olarak işlendiği edebiyat akımıdır. Recaizâde Mahmut Ekrem, mizanı ve çocuklarının ölümü nedeniyle bu tür edebiyatın temsilcisi olmuştur.
Talim-i EdebiyatRecaizâde Mahmut Ekrem'in Mekteb-i Sultanî ve Mekteb-i Mülkiye'deki hocalığı sırasında ders notlarını geliştirerek yazdığı, dönemine göre yeni ve estetik görüşler içeren edebiyat teorisi eseridir.
Tezatİki düşünce, duygu ve hayal arasında birbirine zıt olan nitelikleri bir arada söyleme sanatıdır. Abdülhak Hâmit'in karmaşık ruh dünyası şiirine yansıdığı için o 'tezat şairi' olarak anılır.
TarizEdebiyatta birini küçük düşürmek veya onunla alay etmek için söylenecek sözü tam tersi olan bir söz ile nükte yaparak anlatma sanatıdır. Abdülhak Hâmit'in en çok kullandığı edebi sanatlardan biridir.
PanteizmTanrı ile evrenin bir ve aynı olduğunu, Tanrı'nın evrene aşkın değil içkin bulunduğunu öne süren felsefi görüşür. Abdülhak Hâmit'in 'Kürsi-i İstiğrak' ve 'Garam' gibi eserlerinde panteist Tanrı inancı görülür.
İmgeBir kelimenin sözlük anlamının ötesinde çağrışım gücüyle yeni anlamlar kazanması marifetidir. Abdülhak Hâmit, 'Kürsi-i İstiğrak'ta 'ağaçlardan çıkan efkârı seyretmek' gibi orijinal imgeler yaratmıştır.
PoetikaŞiir sanatına, şiirin nasıl yazılması gerektiğine ve sanat anlayışına ilişkin görüşleri içeren söz ve yazılardır. Recaizâde ve Muallim Naci arasındaki tartışmalar dönemin poetik anlayışlarını şekillendirmiştir.
MüstearGeçici olarak alınmış, ödünç şey anlamına gelen takma addır. Muallim Naci, eserlerinde Ömer Hulusi, Mesud-ı Hârabâtî gibi müstear isimler kullanmıştır.
TahmisBir gazelin her beytinden önce kafiyelerine uygun üçer mısra ekleyerek beşer mısralık manzumelere dönüştürme sanatıdır. Recaizâde, Muallim Naci'nin bir gazeline tahmis yazmıştır.
HipersensibleAynı uyaranlar karşısında aşırı hassas ve kırılgan tepkiler veren bireyleri nitelemek için kullanılan psikolojik bir terimdir. Tanpınar, Muallim Naci'yi bu yapıdaki insanlardan biri olarak tanımlar.
PsikozGerçeklikle ilişkinin yitirilmesi, normal toplumsal işleyişin bozulması ve aşırı kişilik değişimleriyle ortaya çıkan ağır ruh hastalığıdır. Tanpınar, Naci'nin Sakız depremi ve 93 Harbi hatıralarıyla bu psikora sürüklendiğini söyler.
İmaleAruz vezninde kısa okunması gereken bir heceyi uzun ya da çift hece gibi okumaktır. Muallim Naci, imalesiz ve zihafsız kusursuz vezinler yazmaya özen göstermiştir.
ZihafAruz vezninde uzun okunması gereken bir heceyi kısa okumaktır. Aruz hatalarının bir göstergesidir.
NazireDivan edebiyatında bir şairin başka bir şair tarafından aynı vezin, uyak ve temayla yeniden yazdığı şiirdir. Muallim Naci'nin şiirlerine dönemin şairleri çok sayıda nazire yazmıştır.
KülliyatBir yazarın hayatı boyunca kaleme almış olduğu eserlerin tamamıdır.
DemdemeMuallim Naci'nin, Recaizâde Mahmut Ekrem'in eleştirilerine ve Zemzeme-III'ün ön sözüne karşılık olarak kaleme aldığı, edebiyat teorisi ve eleştiri içeren eseridir.
Şair-i ÂzamTürk edebiyatında en üst seviyelere çıkarılan Abdülhak Hâmit Tarhan'a, şiirdeki büyük hamleleri ve yenilikleri dolayısıyla verilen unvandır.
Tarz-ı GarbîBatılı şiir biçimi anlamına gelir. Abdülhak Hâmit'in 'Sahra' ve 'Divaneliklerim yahut Belde' adlı eserleri bu tarzda yazılmıştır.
CeresKervanlarda yavru develere veya kervanın sonunda gelen hayvana takılan çıngıraktır. Divan şiirinde yolculuk ve kervan temalarında sıkça kullanılır; Abdülhak Hâmit da şiirlerinde yer vermiştir.
MazmunEdebiyatta bazı özel kavram ve düşüncelerin ifade edilmesinde kullanılan klişeleşmiş söz ve anlatımlardır. Muallim Naci 'Gül' şiirinde bülbülü dışarıda bırakarak bu mazmunu dönüştürmüştür.
Salon AdamıSiyasal ve toplumsal mücadelelerden uzak durup, estetik ve bireysel konularla ilgilenen Tanzimat ikinci kuşak yazarlarını nitelemek için kullanılan ifadedir.
Empresyonizmİzlenimcilik akımıdır. Abdülhak Hâmit'in dış alem ve tabiatın değişik halleriyle kurduğu ilişki empresyonist ve ekspresyonist özellikler taşır.

Diğer Önemli Bilgiler

Nesteren Tiyatro Eserinin Siyasi Etkisi (1878)

Abdülhak Hâmit'in 1878'de yayımlanan 'Nesteren' adlı piyesi, Afgan toplumunda zalim bir hükümdara karşı halkın nefretini ve hükümdarlık karşıtı düşünceleri içerdiği için siyasi şüpheler uyandırmış ve görevine son verilmiştir.

Fatma Hanım'ın Beyrut'taki Vefatı (1885)

Uzun süredir verem hastası olan ilk eşi Fatma Hanım, Bombay dönüşü İstanbul'a gelirken 1885 yılında 26 yaşında Beyrut'ta hayatını kaybetmiş ve bu ölüm 'Makber' başta olmak üzere matem şiirlerine esin kaynağı olmuştur.

Şair-i Âzam'ın Devlet Tarafından Taltif Edilmesi

Hayatının son dönemlerinde maddi sıkıntılar yaşayan Abdülhak Hâmit, 1923'te İstanbul'a dönüp 'Şâir-i Âzâm' manzumesini yayımlayınca devlet tarafından kendisine maaş bağlanmış ve bir apartman dairesi tahsis edilmiştir.

Muallim Naci'nin Stockholm Ödülü (1889)

Muallim Naci, Batı kültürüne yabancı kalmakla eleştirilmesine rağmen, 1889 tarihinde Stockholm'de gerçekleştirilen '8. Müsteşrikler Kongresi'nde Türkçeye hizmetlerinden ötürü ödüle layık görülmüştür.

II. Abdülhamit Tarafından Verilen Unvan

Muallim Naci, yazdığı 176 beyitlik 'Gazi Ertuğrul Bey' manzumesi münasebetiyle II. Abdülhamit tarafından 'Tarih Nüvîs-i Selâtîn-i Âl-i Osman' unvanıyla ödüllendirilmiş ve maaşa bağlanmıştır.

Sahra Adlı Eserin Niteliği (1879)

Abdülhak Hâmit'in 1879'da yayımlanan on bölümden oluşan 'Sahra' adlı eseri, 'tarz-ı garbî' ile yazılmış olup Türk edebiyatında pastoral şiirin ilk örneği kabul edilmektedir.

Makber Manzumesinin Fiziksel Yapısı

Abdülhak Hâmit'in en ünlü matem şiiri olan 'Makber', aruzun 'mef'ûlü, mefâ'ilün, fe'ûlün' kalıbıyla yazılmış, sekiz mısralık 295 kıta ve mensur bir mukaddimeden oluşan devasa bir eserdir.

Tercümân-ı Hakîkat'te Göreve Başlama (1883)

Muallim Naci, 1883 yılında Ahmet Midhat Efendi'nin daveti üzerine Tercümân-ı Hakîkat gazetesinde yazmaya ve gazetenin edebiyat bölümünü yönetmeye başlayarak kariyerinde dönüm noktası yaşamıştır.

Sakız Depremi ve Yıkılış Psikozu

Muallim Naci'nin Sakız'da görev yaptığı dönemde şahit olduğu şiddetli deprem, 93 Harbi hatıralatıyla birleşerek şairde 'hipersensible' bir yıkılış psikozuna yol açmıştır.

Mehmet Emin Yurdakul ve Muallim Naci İlişkisi

Muallim Naci'nin 'Gazi Ertuğrul Bey' manzumesindeki erken Türklük söylemi ve dili sadeleştirme çabaları, daha sonra Milli Edebiyat döneminde Mehmet Emin Yurdakul'u cesaretlendiren bir zemin oluşturmuştur.

Eski-Yeni Çatışmasının Zirvesi: Zemzeme-III ve Demdeme

Recaizâde Mahmut Ekrem'in Zemzeme-III ön sözünde eski edebiyatı ve Naci'yi hedef alan eleştirilerine, Muallim Naci 1887 yılında yayımladığı 'Demdeme' adlı eseriyle sert bir şekilde karşılık vermiştir.

Sınavda Dikkat Et

  • Recaizâde Mahmut Ekrem'in 'Talim-i Edebiyat' adlı eserinin teorik bir edebiyat bilgileri kitabı olduğunu ve onun üstatlık unvanını pekiştirdiğini kesinlikle unutmayın; sınavda soru olarak çok sık gelir.
  • Abdülhak Hâmit Tarhan'ın 'Sahra' adlı eserinin Türk edebiyatındaki 'ilk pastoral şiir' olduğunu ve 'Makber'in ise eşi Fatma Hanım'ın ölümü üzerine yazılmış devasa bir matem şiiri olduğunu karıştırmayın.
  • Muallim Naci'nin eski edebiyat yanlısı olarak tanınmasına rağmen yenilik düşmanı olmadığını, Batı edebiyatından çeviriler yaptığını ve dili sadeleştirme çabalarıyla Milli Edebiyat'a zemin hazırladığını unutmayın.
  • Recaizâde ile Muallim Naci arasındaki en temel teknik tartışmanın kafiyenin 'kulak için mi yoksa göz için mi' olduğu konusundaki anlaşmazlık olduğunu mutlaka ezberleyin.
  • Abdülhak Hâmit'in şiirlerinde kural tanımazlık, aruz ve heceyi kuralsız kullanma, tezat ve tariz sanatlarına ağırlık verme gibi özelliklerle 'Şâir-i Âzam' anıldığını göz önünde bulundurun.
  • Muallim Naci'nin eleştiri türündeki en önemli eserinin Recaizâde'nin Zemzeme-III'üne karşı yazdığı 'Demdeme' olduğunu sınavda karıştırmamaya özen gösterin.
  • Tanzimat ikinci kuşak şairlerinin birinci kuşağın aksine 'toplum için sanat' yerine 'sanat için sanat' anlayışını benimsediklerini ve siyasal konulardan uzak durduklarını daima akılda tutun.