İnfografik
← Ünite 2
Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 2

Ünite 2: Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman-II (İkinci Kuşak)

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında Hikâye ve Roman-II (İkinci Kuşak) - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 66
İkdam Gazetesinde Yarım Kalan Tefrika: Saime
Recaizâde Mahmut Ekrem'in ilk roman denemesi olan Saime, 1888 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilmeye başlanmıştır. Ancak toplumun yaşayışına aykırı bulunduğu gerekçesiyle saray ve sansür kurulu tarafından engellenmiş ve ikinci kısmın ikinci bölümünden sonrasi yayımlanamayarak yarım kalmıştır.
Londra Büyükelçiliği Görevi (1881-1885)
Sami Paşazâde Sezai, Osmanlı Devleti'nin Londra büyükelçiliğinde ikinci kâtip olarak dört yılı aşkın süre görev yapmıştır. Bu süre zarfında İngiliz ve Fransız edebiyatını yakından inceleme, yabancı dilini geliştirme ve edebiyat zevkini olgunlaştırma fırsatı bulmuştur.
Halit Ziya Uşaklıgil'in Küçük Şeyler Karşısındaki Tepkisi
Servet-i Fünun dönemi romancısı Halit Ziya, İstanbul'dan yeni gelen kitapları incelerken Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler adlı eserini görmüş ve bu kitaptan aldığı estetik zevkle ilgili olarak 'Küçük Şeyler beni çıldırttı' ifadesini kullanarak Türk edebiyatında yeni bir ufuk açıldığını belirtmiştir.
Sergüzeşt Romanının Yazılış Zemini
Sami Paşazâde Sezai'nin Sergüzeşt romanında kölelik konusunu işlemesi tesadüf değildir. Yazarın annesinin Kafkasya'dan getirilen bir esir olması ve babası Abdurrahman Sami Paşa'nın konağındaki cariyeleri gözlemleyerek çocukluk yaşlarından itibaren bu psikolojiye tanıklık etmesi eserin temelini hazırlamıştır.

Anahtar Kavramlar

Ufak HikâyeRecaizâde Mahmut Ekrem'in Fransız edebiyatındaki 'Nouvelle' ve 'Conte' türlerinden hareketle hikâye için kullandığı terimdir. Romanı büyük bir tabloya benzetirken, ufak hikâyeyi dar ölçüsü nedeniyle minyatüre benzetmiştir.
Çift Zincirli Olay ÖrgüsüAhmet Midhat Efendi'nin Felatun Bey ile Râkım Efendi romanında uyguladığı, Recaizâde Mahmut Ekrem'in de Saime'de denemek istediği ancak bölümleri uzun tutarak başarılı olamadığı ikili olay anlatım tekniğidir.
Yanlış BatılılaşmaBatı kültürünün sadece dış görünüşünü, eğlence ve giyim kuşam tarzını benimseyip özünü anlayamamış tiplerin ele alındığı, Recaizâde'nin Araba Sevdası romanının da temel konumu olan toplumsal problemdir.
Mensur ŞiirDüz yazı biçiminde yazılmış ancak şiirsel duygular, imgeler ve coşkulu bir üslup barındıran metin türüdür. Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler kitabındaki 'Bir Kitabe-i Seng-i Mezar' adlı metin bu türe örnek gösterilebilir.
Esaret (Kölelik)19. yüzyıl sosyal hayatının kanayan yaralarından biri olan, insan alım satımını ve cariyelerin durumunu ifade eden temadır. Sami Paşazâde Sezai'nin Sergüzeşt romanı ve 'Düğün' hikâyesinde merkeze alınmıştır.
Ressam Bakış AçısıSami Paşazâde Sezai'nin Sergüzeşt romanında ve tasvirlerinde görülen, dünyayı pasif ve seyirci bir gözle, renk, ışık ve mekân detaylarına büyük bir titizlikle yaklaşarak inceleme yeteneğidir.
Mekân-Psikoloji ParalelliğiRoman ve hikâye kahramanlarının içinde bulunduğu mekânların onların ruh hallerini, kaderini ve iç dünyalarını doğrudan yansıtması veya etkilemesidir. Örneğin Sergüzeşt'te Dilber'in evleri ve Nil nehri bu işlevi görür.
Küçük İnsanToplumda yer edinememiş, ezilmiş, sıradan, günlük hayatta kolayca karşılaşılabilen alt tabaka insan tipleridir. Sami Paşazâde Sezai bu tipleri edebiyata taşıyarak kendinden sonraki dönemin öncüsü olmuştur.
SansürTanzimat döneminde devlet yönetimi ve yerleşik düzen ile yenilikçi düşüncelerin çatışması sonucu yazarların eserlerinin yayımlanmasının engellenmesi veya kesintiye uğratılmasıdır; Recaizâde'nin Saime romanı buna uğramıştır.
RomantizmDuyguların, hayallerin, tabiat tasvirlerinin ve aşırı trajik sonların ön planda olduğu edebi akımdır. İkinci kuşak yazarlar şiirde bu akıma bağlı kalırken romanda realizme yaklaşmışlardır.
RealizmGerçekliğe bağlılık, gözlem, insanı ve çevreyi olduğu gibi aktarma ilkesidir. Tanzimat ikinci kuşak yazarlarının hikâye ve romanlarında romantizmden bu anlayışa doğru bir geçiş gözlenir.
TefrikaRoman veya hikâyelerin gazete veya dergilerde bölümler halinde teker teker yayımlanması sürecidir; örneğin Saime romanı İkdam gazetesinde bu şekilde yayımlanmıştır.
MukaddimeEserlerin başında yer alan ön söz veya giriş bölümüdür. Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler kitabının başında yer alan mukaddime, modern hikâyenin anlayışını özetler.
Rumuzü'l-EdepSami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler'den sonra 1900 yılında yayımladığı; içinde hikâyeler, anılar ve makalelerin yer aldığı eseridir.

Diğer Önemli Bilgiler

Dilber'in Trajik Sonu ve Nil Nehri

Sami Paşazâde Sezai'nin Sergüzeşt romanının başkahramanı Çerkez kız Dilber, Kafkasya'dan İstanbul esir pazarlarına, ardından Mısır'da bir saraya kadar sürüklenmiştir. Yaşadığı ağır baskılar, imkansız aşkı ve çaresizlik sonucunda Mısır'da Nil nehrinin sularına kendini bırakarak intihar etmiştir.

Küçük Şeyler Kitabının İçeriği

1891 yılında yayımlanan Küçük Şeyler adlı eser, bir ön söz ('Mukaddime') ve aralarında Alphonse Daudet'den çevrilen 'Arlezyalı' ile mensure sayılan 'Bir Kitabe-i Seng-i Mezar'ın da bulunduğu toplam sekiz farklı metinden oluşan modern Türk hikâyeciliğinin ilk mihenk taşlarındandır.

Recaizâde Mahmut Ekrem'in Eser Sayısı

Recaizâde Mahmut Ekrem'in hikâye ve roman türünde toplam dört eseri bulunmaktadır. Bunlar roman alanında Saime ve Araba Sevdası, hikâye alanında ise 'Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi' ile 'Şemsa' adlı eserlerdir.

Çamlıca Ormanının Kesilmesi: 'İki Yüz Elli Kuruşa Bir Asır'

Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler'deki hikâyelerinden biri olan bu eserde, Çamlıca'daki ağaçlık bölgenin arazi sahibesi tarafından Üsküdar oduncularına sadece iki yüz elli kuruşa satılması sonucunda doğanın katledilmesi ve bölgenin çöle dönüşmesi realist bir gözle anlatılır.

Rossini'nin Kedileri: 'Kediler' Hikâyesi

Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler'deki aynı adlı hikâyesinde, Büyükada'da yaşayan İtalyan besteci Rossini'nin evindeki otuz kedinin yarattığı huzursuzluk, adamın kaymakama şikayete gitmesi ve evden kaçma teşebbüsüne rağmen kedilerin karısını bile ele geçirmesi mizahi ve realist bir dille işlenmiştir.

Dilber'in Satış Bedelleri

Sergüzeşt romanında sekiz dokuz yaşlarında esir pazarına getirilen Dilber, önce esirci Hacı Ömer'den Harput Mal Müdürü Mustafa Efendi'ye 40 Osmanlı lirasına, daha sonra yol parası için 65 altına bir başka esirciye ve nihayet Mısırlı zengin Âsâf Paşa'ya 150 lira karşılığında satılmıştır.

Sınavda Dikkat Et

  • Recaizâde Mahmut Ekrem'in romanı 'büyük hikâye', hikâyeyi ise 'ufak hikâye' olarak adlandırdığını kesinlikle unutmayın; bu kavramlar sınavda yazar eşleştirmelerinde sıkça sorulur.
  • Saime'nin Recaizâde Mahmut Ekrem'in sansür nedeniyle yarım kalan ilk roman denemesi olduğunu, Araba Sevdası ile karıştırılmaması gerektiğini bilin.
  • Sami Paşazâde Sezai'nin 'Küçük Şeyler' adlı eserinin Türk edebiyatında Batı tarzı modern hikâyenin başlangıcı ve ilk başarılı örneği kabul edildiğini asla göz ardı etmeyin.
  • Sergüzeşt romanının kölelik (esaret) konusunu ana izlek olarak işleyen *ilk* roman olduğunu, daha önceki romancılarda bu konunun geride kaldığını hatırlayın.
  • Sami Paşazâde Sezai'nin tasvirlerinde 'ressam bakış açısı'na sahip olduğu ve mekân-psikoloji paralelliğini ustaca kurduğu bilgisi sınavda soru çözerken hayat kurtarır.
  • Küçük Şeyler kitabında yer alan 'Arlezyalı' adlı hikâyenin Alphonse Daudet'den çeviri, 'Bir Kitabe-i Seng-i Mezar'ın ise mensur şiir olduğunu karıştırmayın.
  • Tanzimat ikinci kuşak yazarlarının birinci kuşağa göre sosyal faydayı ikinci plana atıp sanat endişesini ve bireysel konuları öne çıkardığı temel karakteristik özellikler arasındadır.