
Sami Paşazâde Sezai'nin Sergüzeşt romanının başkahramanı Çerkez kız Dilber, Kafkasya'dan İstanbul esir pazarlarına, ardından Mısır'da bir saraya kadar sürüklenmiştir. Yaşadığı ağır baskılar, imkansız aşkı ve çaresizlik sonucunda Mısır'da Nil nehrinin sularına kendini bırakarak intihar etmiştir.
1891 yılında yayımlanan Küçük Şeyler adlı eser, bir ön söz ('Mukaddime') ve aralarında Alphonse Daudet'den çevrilen 'Arlezyalı' ile mensure sayılan 'Bir Kitabe-i Seng-i Mezar'ın da bulunduğu toplam sekiz farklı metinden oluşan modern Türk hikâyeciliğinin ilk mihenk taşlarındandır.
Recaizâde Mahmut Ekrem'in hikâye ve roman türünde toplam dört eseri bulunmaktadır. Bunlar roman alanında Saime ve Araba Sevdası, hikâye alanında ise 'Muhsin Bey yahut Şairliğin Hazin Bir Neticesi' ile 'Şemsa' adlı eserlerdir.
Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler'deki hikâyelerinden biri olan bu eserde, Çamlıca'daki ağaçlık bölgenin arazi sahibesi tarafından Üsküdar oduncularına sadece iki yüz elli kuruşa satılması sonucunda doğanın katledilmesi ve bölgenin çöle dönüşmesi realist bir gözle anlatılır.
Sami Paşazâde Sezai'nin Küçük Şeyler'deki aynı adlı hikâyesinde, Büyükada'da yaşayan İtalyan besteci Rossini'nin evindeki otuz kedinin yarattığı huzursuzluk, adamın kaymakama şikayete gitmesi ve evden kaçma teşebbüsüne rağmen kedilerin karısını bile ele geçirmesi mizahi ve realist bir dille işlenmiştir.
Sergüzeşt romanında sekiz dokuz yaşlarında esir pazarına getirilen Dilber, önce esirci Hacı Ömer'den Harput Mal Müdürü Mustafa Efendi'ye 40 Osmanlı lirasına, daha sonra yol parası için 65 altına bir başka esirciye ve nihayet Mısırlı zengin Âsâf Paşa'ya 150 lira karşılığında satılmıştır.