
Türk edebiyatının ilk pozitivist ve natüralist yazarlarından olan Beşir Fuad, 1887 yılında bilek damarlarını keserek intihar etmiştir. Bu trajik olay, o dönemde yürütülen 'hayalliyyun-hakikiyyun' tartışmalarının ani bir şekilde kapanmasına yol açmıştır.
Mizancı Mehmet Murat tarafından 1890-1891 yıllarında yayımlanan bu otobiyografik roman, Cezayir’de yetişip İstanbul’a gelen idealist Mansur Bey’in Anadolu’da Veliler Çiftliği’nde başlattığı dar kalkınma ve eğitim projesini konu alır.
Osmanlı döneminde kadın hakları ve eğitimi için mücadele eden Fatma Âliye Hanım, 'Terâcim-i Ahvâl-i Felâsife' ve 'Tedkik-i Ersâm' adlarıyla felsefe kitapları yazarak Türkçede felsefe üzerine eser veren ilk Osmanlı kadını unvanını almıştır.
Mehmet Celâl’in hayatından derin izler taşıyan 'Küçük Gelin' romanı, yazarın genç yaşta Rum kızı Anna’ya duyduğu ve inanç farkı yüzünden kavuşamadığı imkansız aşkı ve sonrasındaki gönül kırıklıklarını çift zincirli bir olay örgüsüyle anlatır.
Fazlı Necip, babasıyla birlikte 1895 yılında Selanik’te 'Asır' gazetesini kurmuştur. Gazeteciliğe başlaması, onun eserlerindeki dili sadeleştirmesine ve Milli Edebiyat’ın dil anlayışına yaklaşan yerli konular seçmesine zemin hazırlamıştır.
Mizancı Mehmet Murat, Rus yazar Aleksandr Sergiyeviç Griboyedov’un eserini 1884 yılında 'Akıldan Belâ' adıyla dört perde olarak Türkçeye çevirmiştir. Bu oyun, Rusçadan yapılan ilk edebi çevirilerin başında gelmektedir.
Nabizâde Nâzım’ın bu uzun hikâyesi, yazı hayatına yeni atılan on yedi yaşındaki yeteneksiz Nizamettin adlı bir gencin ünlü bir yazar olma çabasını ve dönemin basın hayatını eleştirel bir yaklaşımla alaya alır.
İsmail Safa’nın gazete ve dergilerde yayımlanan eleştiri yazılarını derleyerek oluşturduğu bu kitaplar, sanat, şiir, kafiye ve üslup konularını incelemesi bakımından Recaizâde Mahmut Ekrem’in Talim-i Edebiyyât’ına benzemektedir.
Ali Kemal’in Paris’te öğrenim görürken 'İkdam' gazetesinde 'İkdam’ın Paris Muhabiri' imzasıyla dört yıl boyunca yayımladığı haftalık yazı dizisidir; daha sonra bu yazılar 'Sorbon Darülfünununda Edebiyat-ı Hakîkiye Dersleri' adıyla kitaplaşmıştır.