
1798-1857 yılları arasında yaşayan Fransız sosyolog sosyolojinin babası kabul edilir. Şinasi’nin şiirindeki akılcı ve aydınlanma felsefesine dayanan yaklaşım Comte’un görüşleriyle paralellik gösterir.
Sami Paşazâde Sezai tarafından yazılan ve 1891 yılında yayımlanan eserdir. İçerisinde biri çeviri, biri mensur olmak üzere toplam yedi hikâye barındırır ve modern Türk hikâyeciliğinin başlangıcı kabul edilir.
Araba Sevdası’nın başkahramanı Bihruz Bey yirmi üç-yirmi beş yaşlarında, kısa boylu, yuvarlak yüzlü, ela gözlü, saz benizli ve siyah saçlıdır. Sürekli Fransız modasını takip eden alafranga bir mirasyedidir.
Sami Paşazâde Sezai’nin Pandomima hikâyesinin kahramanı Paskal, İstanbul Haseki taraflarında, çıkmaz sokaktaki üç odalı, terk edilmişlik hissi veren sessiz bir evde yaşayan otuz üç yaşında sakat bir palyaçodur.
Namık Kemal’in Vatan Yahut Silistre oyununda Zekiye, sevdiği genç olan İslâm Bey’in orduya gönüllü olarak katılması üzerine erkek kılığına girerek Silistre cephesine giden ilk öncü kadın karakterdir.
Araba Sevdası’nda Bihruz Bey’in aşık olduğu sarışın Periveş Hanım, Kaşıkçı esnafından namuslu bir ailenin kızıdır. Babasının ölümünden sonra arzuhalci Mağmum Efendi ile evlenmiş, ardından Çengi’nin tuzağına düşerek hafif meşrep bir hayata sürüklenmiştir.
Roman 1286 rumide (1870 yılı Mayıs ayı başlarında) başlar. Haziran sonundaki olaylar, ramazan ayındaki kapanma süreci derken eylül sonuyla birlikte romandaki tüm olaylar yaklaşık beş aylık bir zaman diliminde tamamlanır.