Sesli Özet
← Ünite 10

Ünite 10: Cumhuriyet Dönemi, 1980 Sonrası Tiyatromuz — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Cumhuriyet Dönemi, 1980 Sonrası Tiyatromuz. 1980 sonrası Türk tiyatrosu, 12 Eylül askeri müdahalesinin yarattığı siyasi ve toplumsal atmosferin gölgesinde şekillenmiştir. Bu dönemde devlet baskısıyla tiyatronun evcilleştirilmesi söz konusu olmuş, sasetten uzaklaştırılan, geçim sıkıntısıyla boğuşan ve bireysel çıkarlarına sığınan bir toplum yapısı ortaya çıkmıştır. Sokağa çıkma yasakları, enflasyon ve ulaşım zorlukları seyirci ile tiyatro arasındaki bağı zayıflatmıştır. Özel tiyatrolar ekonomik darboğazda kıvranırken yüksek bilet fiyatlarıyla ayakta kalmaya çalışmış, ödenekli tiyatroların düşük bilet fiyatlarıyla aralarındaki uçurum açılmıştır. TRT ve özel televizyonların açılmasıyla 'seslendirme sanatçılığı' dönemi başlamış, bu durum iyi para getirdiği için tiyatro yapımı ve oyunculuk düzeyinin düşmesine yol açmıştır. Ayrıca yerel yönetimlerin turne topluluklarına karşı baskı ve yasaklamaları da dönemin olumsuzluklarındandır. Bu durgunluk ve sıkıntılara karşın kurumsal alanda bazı gelişmeler de yaşanmıştır. Devlet Tiyatroları ülke düzeyinde yaygınlaşmış; Adana, Trabzon, Diyarbakır, Sivas, Van, Erzurum, Konya ve Antalya gibi kentlerde yerleşik sahneler açılmıştır. YÖK yasası ile konservatuarlar yükseköğretim kurumlarına bağlanmış, üniversitelerin tiyatro bölümleri ve özel üniversitelerin artışıyla tiyatro eğitimi veren kurumların sayısı 30'a yaklaşmıştır. Yerel yönetimlerin tiyatroya katkısı sınırlı kalmış, ülke genelinde adı bilinen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Bakırköy Şehir Tiyatrosu ve Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları gibi az sayıdaki kurum öne çıkmıştır. Nitelikli yönetmen yetiştiren kurumların azlığı ve eğitici sıkıntısı, nicel gelişmenin niteliğe yansımasını engellemiştir. 1980-2000 döneminde tiyatro bağlamında uluslararası ilişkiler gelişmiş; 1991'de Uluslararası Tiyatro Enstitüsü'nün (ITI) Genel Kongresi İstanbul'da, 1995'te ise Uluslararası Amatör Tiyatrolar Birliği'nin Dünya Kongresi Ankara'da gerçekleştirilmiştir. İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından 1989'da başlatılan İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali dünya festivalleri arasında önemli bir yer edinmiştir. Ülke içinde belediyeler, üniversiteler ve ödenekli tiyatroların öncülüğünde pek çok ulusal ve uluslararası tiyatro şenliği ve festivali kurumlaşmıştır. ODTÜ Amatör Tiyatrolar Şenliği, Denizli Uluslararası Amatör Tiyatro Şenliği ve İstanbul BBŞT'nin genç tiyatroları buluşturan etkinlikleri bunlardandır. Tiyatro yarışmaları ve ödülleri bu dönemde hızla artarak kurumsallaşmıştır. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB) Tiyatro Ödülleri, Yapı Kredi Bankası tarafından düzenlenen Affe Tiyatro Ödülleri ve Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri bu dönemde ortaya çıkmış önemli etkinlikler arasındadır. Çocuk tiyatrosu ise en çok göz ardı edilen alanlardan biri olmuştur. İBBŞT ve DT sürekli çocuk oyunu sergilese de, çocuk tiyatrosunun psikolog ve pedagogların gözetiminde, geleceğin bilinçli seyircisini yetiştirecek nitelikte ele alınması gerektiği gerçeği yeterince içselleştirilememiştir. 1980-2000 döneminde Batı tiyatrosunda Eugene Barba, Jerzy Grotowski ve Peter Brook gibi isimlerin öncülük ettiği deneysel çalışmalar, Robert Wilson'ın 'imge tiyatrosu' ve 'performans' temelli yaklaşımları dünya tiyatrosunda yankı bulmuştur. Bu akımların yansımaları Türkiye'de Ayla ve Beklan Algan yönetimindeki Tiyatro Araştırma Laboratuvarı (TAL), Şahika Tekand'ın Stüdyo Oyuncuları ve Bilsak Tiyatro Atölyesi gibi oluşumlarda görülmüştür. Alman sanatçı Pina Bausch'un doruğa ulaştığı 'dans tiyatrosu' ve multimedya araçlarının, video ekranlarının, bilgisayar seslerinin sahneye girmesi bu dönemde gerçekleşmiştir. Ayrıca İtalyan halk tiyatrosu ile politik tiyatroyu buluşturan Dario Fo'nun ve geleneksel Türk tiyatrosunu Avrupa geleneğiyle harmanlayan Ferhan Şensoy'un 'yazar tiyatrosu' anlayışları dikkat çekmiştir. Prof. Dr. Nurhan Karadağ'ın Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü'nde Anadolu köy seyirlik oyunlarını ve ritüellerini modern oyunculukla buluşturma çalışmaları önemli bir arayış oluşturmuştur. Sedat Veyis Örnek'in araştırmalarından yola çıkılarak yaşam döngüsüne ilişkin ritüel olgular oyunlaştırılmıştır. 1990'larda İngiltere ve ABD'de ortaya çıkan, geleneksel terbiyeye aykırı konuları ve dili özgürce kullanan 'Suratına Tiyatro' (In-Yer-Face Theatre) akımı da yüzyıl dönümünde Türkiye'de ilgi görmüş, Özen Yula'nın 'Gözükar Alaturka'sı gibi yerli örnekler verilmiştir. 1980-2000 döneminde politik tiyatro ortamı zayıflamış, söz özgürlüğünün denetim altında olması yazarları otosansüre ve içe dönük, soyutlamayı uç boyutlara götüren oyunlar yazmaya yöneltmiştir. Refik Erduran, Recep Bilginer, Orhan Asena, Güngör Dilmen, Turgut Özakman, Nezihe Araz ve Dinçer Sümer gibi eski yazarların yanı sıra Tuncer Cücenoğlu, Ferhan Şensoy, Memet Baydur, Murathan Mungan ve Özen Yula gibi isimler öne çıkmıştır. Turgut Özakman, Osmanlı döneminin son aşamalarına yaslanan, göstermeci ve açık biçimdeki 'Resimli Osmanlı Tarihi' ve 'Bir Şehnaz Oyun' gibi yapıtlarıyla tarihsel eleştiri getirmiştir. Tuncer Cücenoğlu 'Kadıncıklar' ve 'Çıkmaz Sokak' ile büyük çıkış yapmış, oyunları yabancı dillere çevrilmiştir. Ferhan Şensoy 'Ortaoyuncular' topluluğuyla kabare ve politik taşlamayı harmanlayan 'Ferhanca' eserler üretmiştir. Memet Baydur, aydın kesimin suskunluğunu ve iletişimsizliğini 'Limon', 'Yangın Yerinde Orkideler' ve 'Kamyon' gibi oyunlarla kara güldürü türünde işlemiştir. Murathan Mungan ise Güneydoğu Anadolu ritüelleri ve töre cinayetlerini işlediği 'Mezopotamya Üçlemesi' (Mahmut ile Yezda, Taziye, Geyikler Lanetler) ile destansı bir estetik yaratmıştır. Dönemde dikkat çeken diğer eğilimler arasında tek kişilik oyunlardaki patlama (Genco Erkal, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Ferhan Şensoy), belgesel tiyatro örnekleri (Bürokratlar, Bir Ceza Avukatının Anıları, Sivas '93) ve performans ağırlıklı arayışlar yer almaktadır. Genç yazarlar yabancılaşma, yalnızlaşma, adalet mekanizmasındaki çarpıklıklar ve Kurtuluş Savaşı/Atatürk temalarına yönelmişlerdir. Dönemin en üretken ve etkili beş yazarı Turgut Özakman, Ferhan Şensoy, Tuncer Cücenoğlu, Murathan Mungan ve Memet Baydur'dur. Özakman'ın 'Resimli Osmanlı Tarihi', Cücenoğlu'nun 'Kadıncıklar', Şensoy'un 'Şahları da Vururlar', Mungan'ın 'Taziye'si ve Baydur'un 'Yangın Yerinde Orkideler' adlı yapıtları dönemin genel çizgilerini belirleyen başyapıtlar arasında yer almıştır. Ayşegül Yüksel ve Sevda Şener gibi tiyatro eleştirmenlerine göre, bu dönemde epik tiyatro ve geleneksel seyirlik öğelerden yararlanma çabaları görülse de, bu bulguların sonradan yenilik katılamadan yinelenmesi ve klişeleşmesi eleştirilmiştir. Kabare tiyatrosunun televizyon yoluyla ortalama beğeni düzeyine indirilmesi parıltısını yitirmesine neden olmuştur. Absürd tiyatro ve soyutlama içeren yazarlık çabaları, yazarları gerçekçi yöntemin kısıtlayıcılığından kurtarmıştır. Ancak ortalama seyirci beğenisinin aşağıya çekildiği bir ortamda, yazarların ve büyük oyuncuların (Genco Erkal, Yıldız Kenter, Gencay Gürün vb.) özverili çabaları tiyatronun ayakta kalmasını sağlayan en önemli unsurlar olmuştur. Özetle, 1980-2000 dönemi, siyasal baskıların evcilleştirdiği tiyatronun, kurumsal nicelik artışına rağmen nitelikte yaşadığı sancıları, tek kişilik oyunların yükselişini, yazar tiyatrosu olgusunu ve dünya tiyatrosundaki postmodern/deneysel akımlarla kurulan gecikmeli köprüleri barındıran karmaşık bir süreçtir.