
John Marshall ve Alec Knight, av peşindeyken iletişim için yalnızca tıkırtı sesleri kullanmanın çok işe yaradığını belirtmektedir. Normal konuşma sesleri hayvanları ürkütüp kaçırırken, tıkırtı sesleri kuru çayırların çıkardığı hışırtıları andırdığı için avın ürkme olasılığını azaltmaktadır.
Türkçede ondalık sayıların oluşumunda onluk ve birlik arasında toplama ilişkisi vardır (seksen < sekiz on). Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde rastlanan 'sekzen' ve 'dokuzan' gibi ağız biçimleri, bu tarihsel gelişimin günümüzdeki canlı kalıntıları ve ipuçları olarak dikkat çekmektedir.
Ağrı (il/dağ) ve Van (il/göl) gibi birden çok gösterleni olan özel isimlerde çok anlamlılığı önlemek için Yazım Kılavuzu düzenlemeler yapmıştır. Tek başına şehirleri gösteren bu kelimelerin yanına dağ veya göl anlamı eklendiğinde ikinci kelimeler de büyük yazılmaktadır (Ağrı Dağı, Van Gölü).
Kısaltmalar söz dizimi ve biçim bilgisi bakımından diğer kelimelerden farklı davranmazlar ancak zaman içinde dilin yapı taşlarına katılarak kalıcı isimlere dönüşebilirler. SGK, TÜBİTAK, İLESAM, TÖMER ve POS (Point of Sales Terminal) cihazı kelimesindeki 'pos' bu duruma somut örneklerdir.
Almanca gibi dillerde doğal cinsiyetle ilgisi olmayan dilbilgisel cinsiyet (eril, dişil, nötr) vardır (der Tisch, die Tasche, das Mädchen). Türkçede ise dilbilgisel cinsiyet bulunmamaktadır; bazı sözcükler doğal cinsiyeti gösterse de dilbilgisine yansımaz, cinsiyet ayrımı gerekirse 'kadın/erkek' sıfatları kullanılır.
Afrika dışında bilinen tek tıkırtılı dil, Avustralya'daki Aborijinlerin yalnızca erkekliğe adım atma törenlerinde kullandıkları ve günümüzde soyu tükenmiş olan 'Damin' adlı özel dildir.
Türkçede 'o' zamirinden sonra gelen 'n' ögesi, zamirin 'n' eki almış bugünkü hâli değil, eski dönemlerdeki yalın biçimi olan 'ol-' kökünün yuvarlaklaşmış halidir (onda, oradan kelimelerindeki yapı bu kök değişiminden kaynaklanır).
Türkçe, eklemeli dillerin en bilinen örneklerinden biridir. Kelime kök ve gövdelerine getirilen ekler aracılığıyla yeni sözcükler türetilir ve dilbilgisel ilişkiler kurulur. Çok uzun kelimelerde bile ek sınırları oldukça şeffaf ve anlaşılırdır (Ankara-lı-laş-tır-ama-dık-lar-ımız-dan).
Bazı dillerde kelime yapısında farklı kurallar görülür. Örneğin Almancada geçmiş zaman yapımında kelimenin hem başına hem sonuna gelen parçalı ekler (serpik ekler) veya bazı birleşik kelimelerin arasına giren ara ekler (interfix) bulunmaktadır.