Özet
← Ünite 4

Ünite 4: İsim-Fiil Grubu ve Sıfat-Fiil Grubu — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Türkçede Fiilimsi ve Fiilimsi Gruplarının Genel Yapısı

Türkçede fiiller, iki istisnai durum hariç herhangi bir ek almadan cümlede yalın hâlde bulunamazlar. Bu istisnalardan birincisi, fiilin cümlede eksiz hâlde ve yüklem olarak bulunduğunda aslında emir 2. teklik şahıs çekiminde olmasıdır; böylece hiçbir ek almasa bile hem kip hem de şahıs bildirir. İkincisi ise kalıplaşmış kelimelerde, bilhassa ikilemelerde fiil tabanlarının yalın hâlde bulunmasıdır (örneğin gelgit, yalvar yakar, gelgeç). Ancak bu yapılar dikkatle incelendiğinde artık birer fiil olmaktan çıkıp durum veya nesne adı haline geldikleri görülmektedir.

Fiillerin cümlede taban hâlinde yani eksiz bulunamaması nedeniyle, onların cümlede isim, sıfat veya zarf olarak görev yapabilmesini sağlayan birtakım ekler getirilmektedir. Bu eklerin getirildiği yapılara fiilimsi adı verilir. Fiilimsiler kendi içinde isim-fiiller (mastarlar), sıfat-fiiller ve zarf-fiiller olarak üçe ayrılır. Bu üç grubun tek başına veya kendilerine bağlı diğer ögelerle birlikte cümlede özne, nesne, zarf tümleci ve yer tamlayıcısı görevleriyle oluşturdukları yapılara genel olarak fiilimsi grupları denir.

Fiilimsi grupları, olumlu, olumsuz, edilgenlik, işteşlik, dönüşlülük ve yeterlilik çatısındaki her türlü fiil tabanına getirilebilir. Ancak -mAksIzIn, -mAdAn, -mAzdAn önce gibi bünyesinde olumsuzluk anlamı barındıran biçimbirimler bu kuralın dışındadır. Ayrıca -ken zarf-fiil ekinin yalnızca i- fiilinde kullanılması da bir başka istisnayı oluşturur. Fiilimsiler, fiil soylu yüklemlerin geçici olarak isimleştirilmesiyle kuruldukları için sözlüklerde kalıcı birer isim olarak yer almazlar; yalnızca bulundukları cümle içinde anlık olarak türetilirler.

Fiilimsi gruplarının içerisinde tıpkı gerçek bir yüklem varmış gibi özne, nesne, zarf tümleci ve yer tamlayıcısı bulunabilir ve bu ögeler asıl yüklemle ortak ya da ayrı olabilir. Fiilimsi gruplarının temel ögesi olan fiilimsi, kural olarak grubun sonunda yer alır. Ancak şiirde, deneme, hikâye, roman ve tiyatro gibi edebî türlerde fiilimsinin yeri yüklemden sonraya da kayabilir. Bir görüşe göre bu gruplar girift birleşik cümlelerde yan cümle görevi üstlenirken, diğer bir görüşe göre ise fiilimsilerin bulunduğu cümleler basit cümle olarak kabul edilmektedir.

2İsim-Fiil Grubu ve Özellikleri

Türkçede TDK tarafından olumlu veya olumsuz olarak çekimli zamanda veya kişi kavramı veren eylem olarak tanımlanan kelime türünün isim olarak kullanılabilmesi için üç temel ekten birini alması gerekir. Bunlardan ilki ve en işlek olanı -mAk ektir; bunun hafiflemiş biçimi kabul edilen -mA ve son olarak -Xş eki de bu grupta yer alır. Bu ekler hareket veya oluş bildirdikleri için fiil özelliği gösterirken, yargı bildirmedikleri için isim niteliğindedirler.

İsim-fiiller, isimler gibi belirtme, çıkma, bulunma veya yönelme hâl eklerini alabilirler. Ayrıca kimi edatlar isimlere bağlanırken isimlerin belirli hâl eklerini alması kuralı isim-fiiller için de geçerlidir. İsim-fiiller edatlarla birlikte edat grupları oluşturarak cümlede genellikle zarf tümleci ya da sıfat görevinde kullanılabilirler. İsim tamlamalarında hem tamlayan hem de tamlanan konumunda bulunabilirken, sıfat tamlamalarında yalnızca kalıplaşarak anlam kaybetmiş türlerde tamlanan olabilirler.

İsim-fiil grupları cümlede yüklem, özne, nesne, zarf tümleci ve yer tamlayıcısı (dolaylı tümleç) olarak geniş bir kullanım alanına sahiptir. Yüklem olduklarında isim soylu basit yüklem görevini üstlenirler ve ek fiil yardımıyla geniş zaman, hikâye, rivayet ve şart çekimine girerler; diğer kipler için ise 'olmak' fiiline ihtiyaç duyulur. Yüklem durumundaki isim-fiil gruplarının olumsuzu 'değil' edatiyle sağlanır.

İsim-fiil gruplarının oluşturulmasında kullanılan -mA eki, fiilden olumsuz fiil yapan eklerle ve emir çekimleriyle karıştırılmamalıdır; buradaki ayırt edici temel kriter cümlede olumsuzluk anlamının bulunup bulunmadığıdır. Benzer şekilde -mAdAn önce, -mAdAn sonra gibi yapılardaki -mAdAn kısmı -mA isim-fiil eki ile +dAn çıkma hâl ekinin birleşmesiyle oluşmuştur ve olumsuzluk içermez; olumsuzluk anlamı buradaki edatlardan kaynaklanır.

3Sıfat-Fiil Grubu ve Özellikleri

Sıfat-fiil grupları, fiilleri anlık olarak sıfatlaştırmaya yarayan -An, -Ar, -mAz, -mXş, -DXk, -AcAk, -AsI ve -XcX ekleriyle türetilir. Bu ekler diğer fiilimsi eklerinden farklı olarak zaman bildirirler. Geçmiş zaman bildirenler -mXş ve -DXk; geniş zaman bildirenler -An, -Ar, -mAz, -XcX; gelecek zaman bildirenler ise -AcAk ve -AsI ekleridir. Bu eklerden -Ar yalnızca olumlu, -mAz ise yalnızca olumsuz fiil tabanlarında kullanılır.

-AsI sıfat-fiil eki günümüzde işlekliğini yitirmiş olup daha çok kargışlarda (beddualarda) ve kalıplaşmış yapılarla (adı batası, boyu devrilesi, gözü çıkası) kullanılmaktadır. -XcX eki ise sıfat-fiil işlevinden ziyade daha çok kalıcı isimler türeten bir ek olarak karşımıza çıkmaktadır. Tarihsel süreçte kullanımdan kalkmış -GU, -DAçI, -sIk ve -gmA gibi eski sıfat-fiil eklerinin kalıntıları günümüzde kalıcı isimler (yapma bebek, dolma kalem, süzme bal) şeklinde yaşamaya devam etmektedir.

Sıfat-fiiller cümlede doğrudan bir kelimenin sıfatı olarak ya da adlaşmış sıfatlarda olduğu gibi tamlananı düşmüş biçimde kullanılabilirler. Bunun yanı sıra bir isim gibi hareket ederek isim ve sıfat tamlamaları kurabilirler. Sıfat tamlaması kurmak bu grubun asli görevidir; isim tamlaması kurduklarında ise bu yapı adlaşmış sıfat olarak değerlendirilmelidir. Bir ismin birden çok sıfatı olabileceği gibi, bir isim birden çok sıfat-fiil grubu tarafından da tamlanabilir.

Sıfat-fiil grupları cümlede iki temel şekilde karşımıza çıkar: Birincisi kelime gruplarının içinde, yüklemi, özneyi, nesneyi, zarfı veya yer tamlayıcısını niteleyen sıfat konumunda olması; ikincisi ise doğrudan cümlede yüklem, özne, nesne, zarf veya yer tamlayıcısı ögesi olarak görev yapmasıdır. Sıfat-fiiller tıpkı isimler gibi ek fiil yardımıyla yüklem görevini üstlenebilirler.

4Dil ve Dünya Görüşü İlişkisi Bağlamında Kelime Grupları

Metnin son bölümünde ele alınan dil ve dünya görüşü ilişkisi, kelimelerin ve eklerin arkasındaki zihniyet dünyasını anlamak açısından kritik bir perspektif sunmaktadır. Dünya görüşünün dilden tamamen türediğini veya tam tersini savunan mutlak görüşlerin aksine, dünya görüşü bireyin konuştuğu dil kadar eylemlerinde, sevgilerinde, tiksinmelerinde ve yaşam koşullarında kendini gösteren çok yönlü bir verimdir. Dildeki her bir yapı, o toplumun evreni algılayış biçimini ve kültürel kodlarını yansıtır.

Örneğin doğadaki bir olayın adlandırılmasında farklı dillerin izlediği yollar dikkat çekicidir. Türkçede 'çağlayan' kelimesi bir akarsuyun yüksekten dökülüp köpürerek çıkardığı sesi (ses olayını) esas alarak yorumlanmışken; Fransızcadaki 'cascade' veya İngilizcedeki 'waterfall' kelimeleri doğrudan suyun düşüş hareketini (görsel olayı) ön plana çıkarmıştır. Bu durum, her dilin var olanı kendi bakış açısıyla yorumladığını ve fiilimsi gruplarının da bu dilsel yaratıcılığın birer ürünü olduğunu göstermektedir.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250