Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Ses dizimi, dildeki seslerin bir araya gelme kurallarını, hece yapısını ve ses uyumlarını inceleyen kritik bir dilbilgisi alanıdır. Türkçede seslerin dizilişini belirleyen en temel kurallardan biri önlük-artlık uyumu (kalınlık-incelik uyumu) olarak karşımıza çıkar. Bu uyuma göre Türkçedeki ünlüler art damak (/a, ı, o, u/) ve ön damak (/e, i, ö, ü/) ünlüleri olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Temel kural, Türkçe kökenli bir sözcükte art damak seslerinin bir arada bulunması veya ön damak seslerinin bir arada yer alması esasına dayanır.
Ünsüzler söz konusu olduğunda ise /g/, /k/, ve /l/ seslerinin hem art damak hem de ön damak biçimleri bulunmaktadır. Her ne kadar alfabe bunları tek bir harfle gösterse de, konuşma dilinde çevrelerindeki ünlülerin etkisiyle bu sesler ince veya kalın sıralı söylenir. Örneğin yabancı kökenli 'zevka' veya 'şevk' gibi sözcüklerdeki /k/ sesleri Arapça asıllarına göre art damak ünsüzü olarak söylenmeye çalışılsa da, Türkçenin uyum süreçleri bu sözcükleri ön damak sesine dönüştürme eğilimindedir. 'Zevklenmek' veya 'zevksiz' gibi türetmeler bu söyleyişin ön grupta yerleştiğini açıkça kanıtlar.
Önlük-artlık uyumu kuralının işlemediği durumlar da mevcuttur. Çeşitli nedenlerle bu uyumun dışında kalan Türkçe kökenli sözcükler ve ekler bulunur. Eklerin tek biçimli oluşu (örneğin -yor, -ken, -leyin, -imtırak) uyum dışılığın en önemli sebeplerindendir. Ayrıca tarihsel süreç içerisinde 'ana' sözcüğünün çocuk dilinde 'anne'ye dönüşmesi, 'sışman' sözcüğünün 'şişman' olması gibi evrimler, fonetik etkenlerle uyum dışı kalmış yapıları bize gösterir. Ancak sözcükte uyum olmasa bile, eklenmede her zaman sözcüğün son hecesi veya son sesi belirleyici rol oynamaktadır.
Türkiye Türkçesinin ses düzenindeki bir diğer önemli uyum kuralı düzlük-yuvarlaklık (dudak uyumu) uyumudur. Bu uyum kuralı, bir sözcüğün ilk hecesinde düz bir ünlü (/a, ı, e, i/) varsa, sonraki hecelerde sadece düz ünlülerin bulunması gerektiğini; ilk hecede yuvarlak bir ünlü (/o, u, ö, ü/) varsa, sonraki hecelerde dar-yuvarlak (/u, ü/) veya düz-geniş (/a, e/) ünlülerinin bulunabileceğini öngörür. Örneğin 'kapımızca' veya 'gözümüze' kelimelerinde bu kuralın izleri açıkça görülebilir.
Düzlük-yuvarlaklık uyumu, önlük-artlık uyumuna kıyasla daha sınırlı bir uyumdur ve her zaman tam olarak gerçekleşmez. Türkçe sözcüklerde geniş yuvarlak ünlüler olan /o/ ve /ö/ sesleri yalnız ilk hecede bulunabilir; bu kuralın en bilinen istisnası -(X)yor şimdiki zaman ekidir ki bu ek de bağımsız 'yorı-' fiilinden gelişmiştir. Ayrıca /b/, /m/, /p/, /v/ gibi dudak ünsüzleri, kendilerinden sonra gelen /u/ ve /ü/ ünlülerinin düzleşmesini engelleyerek 'kavun', 'kabuk', 'çamur', 'yavru' gibi sözcüklerde uyumsuzluk gibi görünen kalıcı ses yapıları oluşturur.
Ses uyumlarının varlığı Türkçenin en tipik özelliklerindendir. Önlük-artlık uyumu çok az istisnayla gelişmişken, düzlük-yuvarlaklık uyumu daha dardır. Bunun yanında, ötümlülük-ötümsüzlük uyumu (ünsüz uyumu) da eklenmede büyük bir rol oynar. Eklerin ötümlü veya ötümsüz varyantları, kendilerinden önceki sesin özelliğine (ötümlü/ötümsüz) uyum sağlamak zorundadır; örneğin 'yol-da' iken 'ağaç-ta' denilmesi bu ünsüz benzeşmesinin en somut kanıtıdır.
Bir solukta çıkarılan ses veya seslerin bütününe hece denir. Türkçede hecenin çekirdeğini ünlü oluşturur ve sadece ünlüler tek başlarına hece kurabilir. Türkçe kökenli sözcüklerde heceler ünlü ve ünsüz sayılarına göre altı farklı yapıda (o, bu, il, bak, art, dört) görülebilir. En yaygın hece türleri ünlü-ünsüz ve ünsüz-ünlü-ünsüz yapılarıdır. Ünlüyle biten hecelere açık hece, ünsüzle bitenlere ise kapalı hece adı verilir.
Türkçe kökenli çok heceli sözcüklerde 'ilk hece dışında hiçbir hece ünlüyle başlayamaz' kuralı katı bir şekilde geçerlidir. Bu kural, ünlüyle biten bir sözcüğe ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde araya bir yardımcı sesin (kaynaştırma sesinin) girmesini zorunlu kılar. Örnek vermek gerekirse, 'kapı' sözcüğüne '-a' yönelme hâl eki geldiğinde araya /y/ girerek 'kapıya' biçimini alır ve ilk hece dışındaki hecenin ünlüyle başlaması engellenmiş olur.
Yabancı dillerden kopyalanmış olan ve başında çift ünsüz barındıran 'grup', 'sfenks', 'star' gibi sözcükler konuşma dilinde 'gurup', 'sifenks', 'sitar' şeklinde Türkçenin yapısına uydurularak seslendirilir. Ancak yazı dilinde bu aradaki ünlüler gösterilmediği için heceleme kuralları bakımından özel durumlar arz ederler. Söz sonunda ise Türkçede /b, c, d, g/ ünsüzleri bulunmaz; çok heceli sözcüklerin sonlarında /p/ sesi de yer almaz (zarf-fiil eki -(y)Xp ve yabancı alıntılar hariç).
Eklenme sırasında Türkçenin yapısal özellikleri nedeniyle söz sonunda bulunamayan ünsüz çiftlerinden veya ikiz ünlülerden kaçınmak amacıyla ortaya çıkan seslere yardımcı ses denir. Yardımcı sesler bağlama ünlüsü (yardımcı ünlü) ve bağlama ünsüzü (kaynaştırma ünsüzü) olmak üzere ikiye ayrılır. Bu ögeler kelimeye ek eklenirken fonetik akıcılığı ve kural uygunluğunu sağlar.
Bağlama ünlüsü, ünsüzle biten bir sözcüğe, köken olarak ünsüzden ibaret veya çift ünsüzle başlayan bir ekin gelmesi sonucunda ortaya çıkan ve hece sonunda bulunamayan ünsüz çakışmalarını önleyen ünlüdür. Örneğin '(benim) el-i-m' derken araya giren /i/ sesi bağlama ünlüsüdür; çünkü *elm biçimi Türkçenin ses sistemine aykırıdır. Tarihi süreç içerisinde bazı bağlama ünlülerinin asıl ekle kaynaştığı veya ekin düşmesiyle işlevi devraldığı görülmektedir.
Bağlama ünsüzü ise sözcüğün ünlüyle bitmesi ve ekin de ünlüyle başlaması durumunda Türkçenin ikiz ünlülerden kaçınma ilkesi gereği araya giren ünsüzdür. Türkoloji çalışmalarında asıl bağlama ünsüzü olarak kabul edilen ses /-y-/ sesidir. Bunun dışında 'ev-i-n-de', 'masa-sı-n-dan', 'anne-si' örneklerinde görülen /n/, /ş/ ve /s/ sesleri de ekler arası geçişte yardımcı ses işlevi görmektedir; ancak bunların kökenleri tarihsel ek kalıntılarından ve yanlış bölünmelerden (zamir n'si, eski çoğul ekleri vb.) gelmektedir.