Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium
Lipitler, genel olarak suda çözünmeyen, eter, benzen ve kloroform gibi organik çözücülerde çözünebilen önemli bileşiklerdir. Canlı organizmaların en temel enerji kaynaklarından biri olan lipitler, yapı ve fonksiyon açısından kendi aralarında büyük çeşitlilik gösterirler. Hücre ve organel zarlarının temel yapı taşlarını oluştursalar da, protein ve karbonhidratlar gibi polimer yapı oluşturmazlar.
Lipitlerin başlıca fonksiyonları arasında membranların temel yapısal komponenti olmak, enerji için depolama ve taşıma görevi yapmak, hücre çeperinin koruyucu bileşeni olmak ve hücre yüzey bileşeni olarak tür özgüllüğünde rol almak yer alır. Ayrıca yağda çözünen vitaminlerin taşınması ve elektriksel izolasyon sağlayarak sinir uyarılarının iletilmesinde görevlidirler.
Lipitler genel olarak iki ana sınıfta incelenir: Sabunlaşabilen lipitler (açilgliseroller, ester tipi mumlar, fosfogliseritler, sifingolipitler, glikolipitler) ve sabunlaşmayan lipitler (terpenler, steroitler, prostoglandinler). Sabunlaşabilen tüm lipitlerin yapısında yağ asitleri bulunur.
Yağ asitleri, sabunlaşabilen lipitlerin temel yapı taşları olup genellikle ester veya amid şeklinde bulunurlar, ancak hücrelerde az miktarda serbest olarak da yer alabilirler. Kimyasal olarak uç kısımlarında karboksil grubu içeren uzun zincirli hidrokarbonlardır ve çift bağ içermeyen doymuş ya da en az bir çift bağ içeren doymamış olarak ikiye ayrılırlar.
Doğada bulunan yağ asitlerinin karbon sayısı genellikle çifttir ve özellikle 16-18 karbon içerenler çok yaygındır. Sistematik adlandırmalarında zincirdeki karbon sayısına karşılık gelen hidrokarbon adının sonuna 'oik' eki getirilir. Suda çözünmeyen uzun zincirli yağ asitlerinin sodyum veya potasyum tuzlarına ise sabun adı verilir.
İnsan organizmasında bir tane çift bağ içeren yağ asitleri sentezlenebilirken; linoleik, linolenik ve araşidonik asit gibi bazı doymamış yağ asitleri sentezlenemez. Diyetle dışarıdan alınması zorunlu olan bu maddelere esansiyel yağ asitleri denir. Yeterli alınmadığında ciltte kuruma, kanama, büyümede gecikme ve saç dökülmesi görülür.
Yağ asitlerinin gliserolle verdikleri esterlere açilgliserol veya gliserit adı verilir. Gliseroldeki hidroksil gruplarının her üçünün de yağ asitleriyle esterleşmesi durumunda triaçilgliserol (trigliserit), bir veya ikisinin esterleşmesi durumunda mono- veya diaçilgliseritler meydana gelir. Triaçilgliseroller, bitki ve hayvan hücrelerindeki en önemli nötral depo lipitleridir.
Triaçilgliserollerde üç yağ asidi de aynı ise basit, farklı ise karışık triaçilgliserol adını alır; doğada karışık olanlar daha yaygındır. Tristearilgliserol basit, oleildistearilgliserol ise karışık trigliseritlere örnektir.
Mumlar ise suda çözünmeyen, uzun zincirli yağ asitlerinin uzun zincirli mono alkoller veya sterollerle yaptığı esterlerdir. Kolay hidroliz olmazlar, enzimlerle parçalanmazlar, soğukta sertleşip sıcakta yumuşayarak meyve, yaprak ve derilerde koruyucu tabaka oluştururlar.
Fosfogliseritler, sabunlaşabilen lipitlerin büyük kısmını oluşturur ve hücre zarının temel elemanlarıdır. Genellikle beyaz mumsu maddeler olup, fosfatitler adıyla da bilinirler. Yapılarında gliserolün birinci hidroksili doymuş, ikinci hidroksili doymamış yağ asidi ve üçüncü hidroksili fosforik asitle esterleşmiştir.
Bu dört molekülden oluşan temel yapıya fosfatidik asit denir. Fosfatidik asit fizyolojik koşullarda iyonlaşmış haldedir, hücrelerde çok az miktarda bulunur ve fosfogliseritlerin biyosentezinde çıkış maddesi olarak görev yapar.