Sebepsiz zenginleşmede borçlu iyiniyetliyse, temerrüde düşmesi için alacaklının kendisine bildirimde bulunması veya ihtar çekmesi zorunludur.
Para borçlarında temerrüde düşen borçlu, alacaklının zararı olmasa ve kendisinin kusuru bulunmasa dahi yasal temerrüt faizini ödemekle yükümlüdür.
Borçlunun tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, ifa yararsız kalmışsa veya kesin vadeli işlem söz konusuysa alacaklı ek süre vermeden seçimlik haklarını kullanabilir.
İfasına başlanmış sürekli edimli sözleşmelerde (örneğin kira) borçlu temerrüde düşerse alacaklı geriye etkili dönme hakkını değil, ileriye etkili fesih hakkını kullanabilir.
İki veya daha fazla kişi, ticari bir iş dolayısıyla birlikte borç altına girerlerse, kanun veya sözleşmede aksine hüküm yoksa müteselsilen sorumlu olurlar.
Müteselsil borçlulardan sadece birine karşı icra takibi yapılması veya dava açılması durumunda, zamanaşımı diğer tüm müteselsil borçlular için de kesilir.
Müteselsil borçlulardan birinden iç ilişkide rücu yoluyla alınamayan miktar, diğer borçlular tarafından eşit olarak üstlenilmek zorundadır.
Taraflardan biri dürüstlük kuralına aykırı olarak koşulun gerçekleşmesini engellerse koşul gerçekleşmiş; dürüstlüğe aykırı olarak gerçekleşmesini sağlarsa gerçekleşmemiş sayılır.
Hâkim, sözleşmede kararlaştırılan ceza koşulunu (cezai şartı) aşırı/fahiş bulduğu takdirde, tarafların talebi olmasa dahi kendiliğinden indirmekle yükümlüdür.
Alacağın devrinin geçerli olabilmesi için devreden ile devralan arasında adi yazılı şekilde yapılması zorunludur. Alacağın devri sözü verme ise şekle tabi değildir.
Alacak bir edim karşılığında devredilmişse devreden, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş sayılır.