Ponzo illüzyonu, lineer perspektifteki derinlik ipuçlarının ve yatay plan yüksekliğinin insan gözünü nasıl yanılttığını gösterir. Gerçekte boyları birbirinin tamamen aynısı olan iki çizgiden yukarıda yer alan çizgi, uzaklık algısı nedeniyle beyin tarafından daha uzun olarak algılanır.
Aristo algılama kavramını hem potansiyel güç olarak hem de fiili gerçekleştirme anlamında kullanmıştır. Ona göre duyu yetisi yanmaya hazır bir maddeye benzer; faaliyetine başlamak için ise ilk ateşlemeyi yapacak bir uyarıcıya yani ateşleyiciye ihtiyaç duyar.
Gestalt psikologları, insan zihninin uyarıcıları tek tek parçalar halinde değil, organize edilmiş bütünler olarak algıladığını savunur. Bu ekole göre bütün, asla onu oluşturan bireysel parçaların basit bir toplamından ibaret değildir, ondan çok daha farklı ve kapsamlıdır.
Algı yanılmalarından biri olan illüzyon iki gruba ayrılır. Fiziksel illüzyonlar nesnelerin fiziksel açılardan şekil veya açı değişimiyle farklı algılanmasıdır; psikolojik illüzyonlar ise bireyin o anki beklentileri, duyguları ve geçmiş deneyimleri doğrultusunda ortaya çıkar.
Gerçek ile algı arasındaki her zaman var olan farkı vurgulamak için filozof Immanuel Kant, nesnenin gerçek halini 'numen', bireyin zihninde algıladığı ve dönüştürdüğü biçimini ise 'fenomen' kavramıyla açıklamıştır.
İnsanlar yaşlandıkça görme, işitme, koklama ve dokunma gibi dış duyu algıları zayıflama eğilimi gösterir. Ancak birey yaşam tecrübesi ve bilgisiyle donandığı için dış gözler zayıfladıkça bilgece bakışı sayesinde iç algısı ve sezgisel gücü artar.
Arka arkaya gelen durgun görsel uyarıcıların belirli bir tempoda yanıp sönmesi durumunda beyin bunları hareketsiz nesneler olarak değil, hareket ediyormuş gibi algılar; bu durum beyin hücrelerinin hareket algısını nasıl tamamladığının kanıtıdır.