İnfografik
← Ünite 9
Davranış Bilimleri

Ünite 9: Algılama ve Algı Yasaları

Görme Duyusunun Mutlak Eşiği Örneği
İnsan gözünün mutlak duyarlılık sınırını kanıtlamak için verilen klasik örnekte, karanlık ve berrak bir gecede bir mum ışığı tam bir kilometre uzaklıktan açıkça görülebilmektedir. Bu durum görme duyusunun ne kadar hassas bir mutlak eşik değerine sahip olduğunu somut biçimde ortaya koymaktadır.
İşitme Duyu Eşiği Sınırları
İnsan kulağının işitme frekansı belirli fiziksel sınırlarla çevrilmiştir. Ses titreşimi saniyede yirmiden (20 Hz) az veya yirmi binden (20.000 Hz) fazla olduğunda kulak zili bu uyarıcıyı duymaz ve işitme olayı fizyolojik olarak gerçekleşemez.
İşitme ve Tatma Duyusu Mutlak Eşik Örnekleri
Kitapta yer alan verilere göre işitme duyusu mutlak eşiği tam sessizlik ortamında 6 metre mesafedeki saatin işleyiş sesidir. Tatma duyusu için ise 8 litre suda tamamen erimiş olan bir çay kaşığı şekerin tadının fark edilmesidir.
Koku ve Dokunma Duyusu Eşikleri
Koku duyusunun hassasiyetini göstermek amacıyla 6 odalı bir evde sadece bir damla parfüm kokusunun hissedilmesi örnek verilir. Dokunma duyusunda ise 1 santimetre yükseklikten hafifçe düşen bir sinek kanadının yanağa değmesi dokunma eşiğini temsil eder.

Anahtar Kavramlar

AlgılamaDış çevreden gelen uyarıcıların duyu organları aracılığıyla fark edilip beyinde anlamlandırılması sürecidir. Hem fizyolojik hem de bilişsel mekanizmaları içerir; örneğin ses ve renk uyarıcılarının beyin tarafından yorumlanarak tanınması bu sürece girer.
DuyumÇevreden gelen fiziksel uyarıcıların duyu organlarındaki alıcı hücreler tarafından sinirsel enerjiye dönüştürülerek beyne iletilmesi olaydır. En yalın fizyolojik tepkidir; örneğin deriye batan bir iğnenin yarattığı ilk sinirsel akım duyumdur.
Mutlak EşikOrganizmanın dışarıdan gelen bir uyarıcıyı fark edebilmesi ve tepkide bulunabilmesi için gereken en düşük uyarıcı şiddeti seviyesidir. Örneğin karanlık bir gecede 1 km uzaktaki mum alevinin fark edilebilmesi mutlak eşik sınırındadır.
Fark Eşiğiİki uyarıcı arasındaki şiddet farkının veya mevcut bir uyarıcıdaki değişikliğin denek tarafından fark edilebildiği en küçük miktar veya değişim oranıdır.
Algıda Seçicilikİnsan zihninin çevredeki binlerce uyarıcı arasından sadece kendi ihtiyaç, inanç, değer ve beklentilerine uygun olanları seçip diğerlerini dışlaması yeteneğidir; örneğin kalabalık bir ortamda kişinin kendi adının söylenmesini fark etmesi.
Algısal DeğişmezlikNesnelerin uzaklık, açı veya ışık koşulları nedeniyle retinadaki görüntüleri değişmesine rağmen beyin tarafından hep aynı boyutta, renkte ve biçimde algılanması olgusudur; örneğin uzaklaşan bir tanıdığın gerçekte küçülmemesine rağmen aynı boyda algılanması.
Şekil-Zemin YasasıAlgılama sürecinde uyarıcılardan birinin dikkat çekerek ön plana 'şekil' olarak çıkması, diğer öğelerin ise arka planda 'zemin' oluşturması kuralıdır; örneğin beyaz kağıt üzerindeki siyah harflerin harf (şekil) ve kağıt (zemin) olarak algılanması.
İllüzyon (Yanılsama)Var olan dış bir uyarıcının zihin tarafından hatalı veya gerçeğe aykırı biçimde algılanması durumudur; örneğin Ponzo illüzyonunda eşit uzunluktaki çizgilerin uzaklık ipuçları nedeniyle farklı boyda algılanması.
HalüsinasyonOrtada hiçbir dış uyarıcı veya fiziksel nesne yokken bireyin sanki varmış gibi nesneleri, sesleri veya olayları algılaması durumudur; genellikle aşırı yorgunluk veya psikiyatrik bozukluklarda görülen gerçeksiz algıdır.
Phi Fenomeni (Fi Fenomeni)Art arda gelen durgun görsel uyarıcıların belirli bir hızda yanıp söndüğünde beyin tarafından hareket ediyormuş gibi algılanması olgusudur; örneğin ışıklı tabelalardaki hareket illüzyonu.
Yakınlık YasasıZihnin birbirine mekânsal veya zamansal olarak yakın olan nesneleri ayrı ayrı değil, tek bir grup veya bütün olarak algılama eğilimidir; örneğin müzikteki yakın vuruşların ayrı sesler yerine melodi olarak algılanması.
Benzerlik YasasıRenk, biçim, boyut veya nitelik bakımından birbirine benzeyen uyarıcıların zihin tarafından aynı kategori altında gruplandırılarak algılanması kuralıdır; örneğin benzer kıyafet giyen insanları aynı gruptan sanmak.
Tamamlama YasasıEksik, parçalı veya yarım bırakılmış nesne ve uyarıcıların zihinsel olarak boşlukları doldurularak bütün hâlinde algılanması eğilimidir; örneğin bazı harfleri silinmiş bir kelimenin doğru okunması.
Pragnanz YasasıGestalt psikolojisinde her psikolojik olayın ve algının en yalın, düzenli, simetrik ve basit biçime dönüştürülerek algılanma eğiliminde olduğunu savunan temel yasadır.
Öz AlgıBireyin iç ve dış algılarını sentezleyerek kendi varlığına dair ulaştığı kendilik farkındalığı ve 'ben' bilinci yapısıdır; davranışları yönlendiren çekirdek mekanizmadır.

Diğer Önemli Bilgiler

Ponzo İllüzyonu ve Uzaklık İpuçları

Ponzo illüzyonu, lineer perspektifteki derinlik ipuçlarının ve yatay plan yüksekliğinin insan gözünü nasıl yanılttığını gösterir. Gerçekte boyları birbirinin tamamen aynısı olan iki çizgiden yukarıda yer alan çizgi, uzaklık algısı nedeniyle beyin tarafından daha uzun olarak algılanır.

Aristo'nun Algılama ve Ateşleme Benzemesi

Aristo algılama kavramını hem potansiyel güç olarak hem de fiili gerçekleştirme anlamında kullanmıştır. Ona göre duyu yetisi yanmaya hazır bir maddeye benzer; faaliyetine başlamak için ise ilk ateşlemeyi yapacak bir uyarıcıya yani ateşleyiciye ihtiyaç duyar.

Gestalt Psikolojisi ve Bütüncül Algı İlkesi

Gestalt psikologları, insan zihninin uyarıcıları tek tek parçalar halinde değil, organize edilmiş bütünler olarak algıladığını savunur. Bu ekole göre bütün, asla onu oluşturan bireysel parçaların basit bir toplamından ibaret değildir, ondan çok daha farklı ve kapsamlıdır.

Fiziksel ve Psikolojik İllüzyon İkilisi

Algı yanılmalarından biri olan illüzyon iki gruba ayrılır. Fiziksel illüzyonlar nesnelerin fiziksel açılardan şekil veya açı değişimiyle farklı algılanmasıdır; psikolojik illüzyonlar ise bireyin o anki beklentileri, duyguları ve geçmiş deneyimleri doğrultusunda ortaya çıkar.

Immanuel Kant ve Numen - Fenomen Ayrımı

Gerçek ile algı arasındaki her zaman var olan farkı vurgulamak için filozof Immanuel Kant, nesnenin gerçek halini 'numen', bireyin zihninde algıladığı ve dönüştürdüğü biçimini ise 'fenomen' kavramıyla açıklamıştır.

Yaşlanma Sürecinde İç ve Dış Algı Dengesi

İnsanlar yaşlandıkça görme, işitme, koklama ve dokunma gibi dış duyu algıları zayıflama eğilimi gösterir. Ancak birey yaşam tecrübesi ve bilgisiyle donandığı için dış gözler zayıfladıkça bilgece bakışı sayesinde iç algısı ve sezgisel gücü artar.

Phi Fenomeni ve Hareket Algısı Tamamlama

Arka arkaya gelen durgun görsel uyarıcıların belirli bir tempoda yanıp sönmesi durumunda beyin bunları hareketsiz nesneler olarak değil, hareket ediyormuş gibi algılar; bu durum beyin hücrelerinin hareket algısını nasıl tamamladığının kanıtıdır.

Sınavda Dikkat Et

  • Mutlak eşik ile fark eşiği kavramlarını birbirine karıştırmayın; mutlak eşik algılama için gereken en düşük uyarıcı şiddetiyken, fark eşiği uyarıcıdaki en küçük değişiklik miktarıdır.
  • Algılama sürecinin 5 aşamasını (uyarıcı, duyu, izlenim, geri bildirim, anlama) sırasıyla ezberleyin; sınavlarda aşamaların sırası veya hangisinin aşama olmadığı sıkça sorulmaktadır.
  • İllüzyon ile halüsinasyon arasındaki temel ayrımın 'uyarıcının var olup olmadığı' olduğunu unutmayın; illüzyonda hatalı algılanan gerçek bir uyarıcı varken, halüsinasyonda dış uyarıcı hiç yoktur.
  • Gestalt algı yasalarının (şekil-zemin, yakınlık, benzerlik, süreklilik, tamamlama, pragnanz) tanım örneklerini iyi çalışın; özellikle Pragnanz yasasının en yalın ve basit form olma eğilimini vurguladığını unutmayın.
  • İçsel faktörler (kişilik, zeka, beklenti, kültür) ile dışsal faktörlerin (şiddet, büyüklük, kontrast, hareket) hangisine ait olduğunu ayırt edebilmeniz sınav sorularını çözmede kritik rol oynamaktadır.
  • Algısal değişmezliğin (büyüklük, biçim, renk değişmezliği) retinadaki görüntünün değişmesine rağmen beynin yorumuyla nesnenin sabit algılanmasını sağladığını unutmayın.