← Ünite 9
Zootekni ve Genetik

Ünite 9: Genetik

Mendel'in Yeniden Keşfi
Gregor Mendel'in 1865 yılında bezelyelerle yaptığı ve kalıtım kurallarını ortaya koyduğu çalışmaları, döneminde ilgi görmemiştir. Ancak 1900'lerin başında üç bağımsız bilim insanının benzer sonuçlara ulaşması ve kromozomların mayozdaki davranışlarının keşfedilmesiyle Mendel genetiği modern biyolojinin temeli olarak kabul edilmiştir.
Ki-Kare Analizi ve Sıfır Hipotezi
Genetikte gözlenen fenotip oranlarının teorik Mendel oranlarından sapmasının sadece şansa bağlı olup olmadığını belirlemek için Ki-kare testi uygulanır. Bu analizde kurulan sıfır hipotezi (H0), gözlenen ve beklenen değerler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını savunur.
Cri-du-Chat (Kedi Ağlaması) Sendromu
İnsanlarda 5. kromozomun kısa kolunda meydana gelen bir delesyon (parça kaybı) sonucu ortaya çıkan kromozomal bir bozukluktur. Bu sendroma sahip bebekler, gırtlak gelişimindeki anormallikler nedeniyle kedi ağlamasına benzer tiz bir ses çıkarırlar ve ciddi zihinsel gerilik gösterirler.
Kırılgan X Sendromu
X kromozomu üzerinde yer alan kolay kırılabilir (fragile) bir bölge nedeniyle ortaya çıkan ve insanlarda en sık rastlanan kalıtsal zihinsel gerilik nedenidir. Bu sendrom, nesiller geçtikçe genetik beklenti (antisipasyon) etkisiyle daha erken yaşlarda ve daha ağır seyretmektedir.

Anahtar Kavramlar

Homolog KromozomBiri anneden diğeri babadan gelen, aynı boyuta, sentromer konumuna ve aynı karakterleri kontrol eden gen lokuslarına sahip kromozom çiftidir.
Krossing-overMayoz bölünmenin profaz I evresinde homolog kromozomların kardeş olmayan kromatitleri arasında gerçekleşen genetik parça değişimidir. Bu olay gametlerdeki genetik çeşitliliğin en temel kaynağıdır.
Test ÇaprazlamasıBaskın fenotipli bir bireyin genotipinin homozigot mu yoksa heterozigot mu olduğunu belirlemek amacıyla, çekinik homozigot fenotipli bir bireyle çaprazlanması işlemidir.
Eş Baskınlık (Kodominans)Heterozigot durumda olan iki farklı allelin her ikisinin de fenotipte aynı anda, birbirini baskılamadan ve ayırt edilebilir şekilde kendisini göstermesi durumudur; insanlardaki AB kan grubu buna örnektir.
EpistazBir gen lokusundaki allellerin gösterdiği fenotipik etkinin, başka bir lokustaki gen veya genler tarafından maskelenmesi, engellenmesi veya değiştirilmesi durumudur.
Barr CisimciğiDişi memelilerin somatik hücrelerinde, dozaj kompenzasyonunu sağlamak amacıyla gelişimin erken döneminde rastgele inaktive edilerek yoğunlaşan X kromozomudur.
AnöploidiDiploid bir kromozom setinden bir veya birkaç kromozomun eksilmesi (monozomi) ya da eklenmesi (trizomi) şeklinde ortaya çıkan sayısal kromozom düzensizliğidir.
Yarı Saklı (Semikonservatif) ReplikasyonDNA'nın kendini eşlemesi sırasında, atasal çift sarmalın her bir zincirinin kalıp olarak kullanılması ve oluşan yeni DNA moleküllerinin bir eski bir de yeni zincir içermesi modelidir.
Okazaki FragmanlarıDNA replikasyonu sırasında antiparalel yapı nedeniyle kesintili zincir üzerinde 5'-3' yönünde sentezlenen kısa, kesikli DNA parçacıklarıdır.
TelomerazDoğrusal ökaryotik kromozomların uçlarında bulunan ve her replikasyon döngüsünde kısalan telomer bölgelerini kendi yapısındaki RNA kalıbını kullanarak uzatan özel enzimdir.
NükleozomÖkaryotik kromatinin temel yapı birimi olup, yaklaşık 200 baz çifti uzunluğundaki DNA'nın sekizli histon protein çekirdeği etrafına sarılmasıyla oluşan yapıdır.
Dejenere ŞifreGenetik kodda birden fazla farklı kodonun (üçlü nükleotit dizisi) aynı amino asiti şifreleyebilmesi durumudur; bu durum mutasyonların etkisini hafifletir.
Sıplayzing (Ekleme)Öncül mRNA'nın olgun mRNA'ya dönüşümü sırasında, protein kodlamayan ara dizilerin (intronların) kesilip çıkarılması ve kodlayan dizilerin (ekzonların) birleştirilmesi sürecidir.
Kolinear İlişkiBir gendeki nükleotit dizisinin sırası ile bu gen tarafından kodlanan polipeptit zincirindeki amino asit dizisinin sırası arasındaki doğrudan ve paralel eşleşme ilişkisidir.
Ames TestiSalmonella typhimurium bakterisinin özel mutant suşlarını kullanarak, kimyasal maddelerin mutasyon oluşturma (mutajenisite) ve kansere yol açma potansiyellerini hızlıca belirleyen testtir.
OperonProkaryotlarda ortak bir metabolik yolu kontrol eden, tek bir promotor altında koordineli olarak transkripsiyonu gerçekleştirilen yapısal genler grubudur.
OnkogenHücre büyümesini ve bölünmesini kontrol eden normal proto-onkogenlerin mutasyona uğraması veya aşırı ifade edilmesiyle oluşan, kanser gelişimini tetikleyen mutant gen formudur.
Restriksiyon EnzimleriDNA molekülü üzerindeki özgül nükleotit dizilerini (tanıma sitelerini) tanıyarak çift sarmalı belirli noktalardan kesen, rekombinant DNA teknolojisinin temel araçları olan enzimlerdir.
Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR)Hedeflenen özgül bir DNA dizisinin, canlı bir hücreye ihtiyaç duyulmadan (in vitro), ısı döngüleri ve özel polimeraz enzimi yardımıyla milyonlarca kez çoğaltılmasını sağlayan yöntemdir.
Hardy-Weinberg YasasıEvrimsel güçlerin etkilemediği büyük ve rastgele eşleşen popülasyonlarda, allel ve genotip frekanslarının nesiller boyu değişmeden sabit kalacağını öngören matematiksel modeldir.
Genetik SürüklenmeÖzellikle küçük popülasyonlarda, gametlerin rastgele örneklenmesi ve şans faktörüne bağlı olarak allel sıklıklarında meydana gelen rastgele dalgalanmalardır.
Soy İçi Eşleşme ÇöküntüsüYakın akraba olan bireylerin çiftleşmesi sonucunda popülasyonda homozigotluğun artması ve zararlı çekinik allellerin fenotipte ortaya çıkarak uyum başarısını düşürmesi olayıdır.

Diğer Önemli Bilgiler

Endosimbiyotik Teori Kanıtları

Mitokondri ve kloroplastların kendilerine ait halkasal DNA'ya, bakteriyel tipte ribozomlara sahip olması ve iki katmanlı membran yapıları, bu organellerin yaklaşık 2 milyar yıl önce ökaryotik hücreler tarafından yutulan protobakterilerden evrimleştiğini kanıtlar.

Avery, MacLeod ve McCarty Deneyi

1944 yılında Streptococcus pneumoniae bakterileriyle yapılan transformasyon deneylerinde, bakterilerdeki genetik bilgi aktarımından sorumlu aktif molekülün protein veya RNA değil, sadece DNA olduğunu kimyasal olarak izole ederek kanıtlamışlardır.

Meselson-Stahl Deneyi (1958)

E. coli bakterilerini ağır azot (15N) içeren besi ortamından hafif azot (14N) içeren ortama aktararak çoğaltmışlar ve santrifüjleme sonrası elde ettikleri DNA bantlaşma profilleriyle DNA replikasyonunun yarı saklı (semikonservatif) gerçekleştiğini ispatlamışlardır.

DNA Sarmalının Boyutları

Watson ve Crick'in tanımladığı B-DNA modeline göre, ikili sarmalın çapı tam olarak 2 nanometre (nm) olup, sarmalın kendi etrafındaki her bir tam dönüşünün (kıvrımının) uzunluğu 3,4 nm'dir ve her kıvrımda yaklaşık 10 baz çifti bulunur.

Orak Hücre Anemisi ve Kolinearlık

Pauling ve Ingram, orak hücre anemili hastaların hemoglobin beta zincirindeki tek bir amino asit değişiminin (glutamik asit yerine valin gelmesi), DNA'daki tek bir nükleotit mutasyonundan kaynaklandığını bularak gen-polipeptit kolinearlığını göstermişlerdir.

Xeroderma Pigmentosum Hastalığı

İnsanlarda nükleotit kesip-çıkarma onarım mekanizmasını kontrol eden genlerde meydana gelen mutasyonlar sonucu oluşan kalıtsal bir hastalıktır. Bu bireyler UV ışınlarının neden olduğu DNA hasarlarını onaramazlar ve yüksek düzeyde cilt kanseri riski taşırlar.

Ames Mutajenisite Testi

Bruce Ames tarafından geliştirilen bu testte, histidin sentezleyemeyen Salmonella mutantları kullanılır. Test edilen kimyasal madde bakteride geri mutasyona (reversiyon) yol açarak histidinsiz ortamda büyümeyi sağlıyorsa, o maddenin güçlü bir mutajen ve potansiyel kanserojen olduğu anlaşılır.

İnsan Genom Projesi ve Gen Yoğunluğu

2001 yılında taslağı tamamlanan İnsan Genom Projesi verilerine göre, insan genomunun %5'inden daha az bir kısmı protein kodlayan 20.000-25.000 geni içerir. Geriye kalan devasa kısım ise kodlama yapmayan, işlevi tam çözülmemiş dizilerden oluşur.

Arabidopsis thaliana Model Organizması

Bitki genetiği çalışmalarında kullanılan bu model bitki, son derece küçük bir genoma, kısa yaşam döngüsüne ve kolay mutasyona uğratılabilme özelliğine sahiptir. Arabidopsis genomu, hayvan genomlarına benzer karmaşık bir gen organizasyonu sergiler.

Hardy-Weinberg Dengesi Varsayımları

Bir popülasyonun Hardy-Weinberg dengesinde kalabilmesi için mutasyonun olmaması, göçün gerçekleşmemesi, doğal seçilimin işlememesi, popülasyonun çok büyük olması ve bireylerin tamamen rastgele eşleşmesi (panmiksi) gereklidir.

Popülasyon Darboğazı (Bottleneck)

Deprem, yangın veya aşırı avlanma gibi felaketler sonucu bir popülasyonun birey sayısının aniden çok düşük seviyelere inmesidir. Hayatta kalan az sayıda bireyin gen havuzu, orijinal popülasyonun genetik çeşitliliğini temsil edemez ve çeşitlilik büyük ölçüde kaybolur.

Sınavda Dikkat Et

  • Mitoz ve mayoz bölünme evrelerindeki kromozom davranışlarına dikkat edin; krossing-over sadece mayozda (Profaz I) gerçekleşir ve genetik çeşitliliğin temelidir.
  • Baskın fenotipli bireyin genotipini bulmak için her zaman 'test çaprazlaması' (çekinik homozigot bireyle çaprazlama) yapılması gerektiğini unutmayın.
  • Eksik baskınlıkta ara fenotip (pembe çiçek), eş baskınlıkta (kodominans) ise her iki özelliğin aynı anda fenotipte belirdiğini (AB kan grubu) aklınızda tutun.
  • Memelilerde dozaj ayarlamasının dişi hücrelerinde rastgele bir X kromozomunun inaktive edilmesiyle (Barr cisimciği) sağlandığını unutmayın; bu Lyon hipotezidir.
  • DNA replikasyonunda kesintili zincirde sentezlenen kısa parçaların 'Okazaki fragmanları' olduğunu ve bunların DNA ligaz ile birleştirildiğini sınavda karıştırmayın.
  • Hardy-Weinberg dengesinin bozulmasına yol açan beş temel gücü (seçilim, mutasyon, göç, genetik sürüklenme ve rastgele olmayan eşleşme) mutlaka ezberleyin.
  • Popülasyon darboğazı (bottleneck) ve genetik sürüklenmenin popülasyon büyüklüğü azaldığında etkili olduğunu ve genetik çeşitliliği dramatik olarak düşürdüğünü unutmayın.