Çermik (2013) tarafından yapılan çalışmada, bilim insanı; gözlüklü, dağınık saçlı, beyaz önlüklü, yaşlı bir erkek ve asosyal biri olarak tanımlanmıştır.
Öztürk Demirbaş ve Coşkun (2014) çalışmasında, sosyal bilimciler; yaratıcı, zeki, gözlemci ve şık giyimli kişiler olarak tanımlanmış, belirli bir cinsiyet kalıbı bulunmadığı görülmüştür.
Schacter vd. (2016) tarafından aktarılan bu örnekte, kazadaki çocuğun ameliyatına giren cerrahın 'bu benim oğlum' demesi üzerine, insanların cerrahı otomatik olarak erkek varsaydığı için annesi olduğunu anlayamadığı gösterilmiştir.
2008 yılında yapılan bu araştırmada, öğretmenlik mesleği en yüksek düzeyde olumlu kalıpyargılarla, müteahhitlik mesleği ise en yüksek düzeyde olumsuz kalıpyargılarla ilişkilendirilmiştir.
Max Weber, toplumsal itibarı yaşam tarzı, resmi eğitim süreci ve doğuştan gelen veya meslekten gelen itibar olmak üzere üç boyutta ele almıştır.
Merton tarafından geliştirilen 'eğer insanlar olayları gerçek olarak kabul ederse, sonuçta bunlar gerçekleşir' ilkesine dayanan kendini gerçekleştiren kehanet kavramının temelidir.
Ekonominin odak noktasının üretimden tüketime kaydığı dönemdir. Bu tarihten itibaren statünün kaynağı da tüketim gücüyle ilişkilendirilmeye başlanmıştır.
Türk Dil Kurumu'na göre 'iş' 19 farklı şekilde tanımlanırken, 'meslek' sistemli bilgi ve beceriye dayalı, kuralları belirlenmiş bir faaliyet olarak tanımlanır.
De Botton, modern toplumda yeni tanışılan kişilere sorulan en ısrarlı sorunun 'ne iş yaptıkları' olduğunu belirterek, işin kimlik üzerindeki baskın etkisine dikkat çeker.
Hughes, toplumsal olarak yapılması zorunlu ancak kimsenin yapmak istemediği işleri 'pis iş' olarak tanımlayarak, bu işlerin düşük statüyle ilişkisini vurgulamıştır.