Freiberger (2006) araştırmalarına göre, yaşlılıkta düşme kazaları en sık rastlanılan ve en dramatik olaylardır. Çünkü bu kazalar doğrudan yaralanmalara, güven duygusunun yitirilmesine ve kontrol kaybına yol açmaktadır.
Kalache ve Kickbusch (1997) çalışmalarına göre, Batı toplumlarında mide kanseri vakalarının artış göstermesinin arkasında konserve gıdalar ve dondurulmuş besinler gibi modern beslenme stilleri yer almaktadır.
Koroner damar tıkanıklığına bağlı kalp hastalıkları erkeklerde kadınlara göre daha erken ve sık görülür. Bunun temel nedeni kadınlarda salgılanan östrojen hormonunun kalbi hastalıklara karşı koruyucu bir kalkan görevi üstlenmesidir.
Kalp yetmezliği olan yaşlılarda vücutta ödem (sıvı birikmesi) oluşumunu izlemek için her sabah kahvaltıdan önce, aç karnına, aynı giysilerle ve aynı tartıyla kilo ölçümü yapılarak takip çizelgesine kaydedilmelidir.
Hipertansiyonun önlenmesinde ve kan basıncının azaltılmasında günlük tuz alımı hayati önem taşır. Yaşlı bireyin günlük toplam tuz tüketimi bir çay kaşığını (yaklaşık 5 gram) kesinlikle geçmemelidir.
Atay (2001) çalışmasına göre, yaşlılarda uykunun yapısı değişir ve genç erişkinlerde ortalama 7.5 saat olan gece uykusu süresi yaşlılıkta 5.5-6 saate kadar geriler. Gece uykusu sık sık uyanmalarla bölünür.
Doris ve arkadaşlarının (2010) yaptığı araştırmalara göre, yaşlı nüfusun %27-50 gibi çok yüksek bir oranı günlük yaşamlarında orta ve şiddetli düzeyde yorgunluk şikayeti yaşamaktadır.
Sağlığı korumak ve geliştirmek amacıyla yapılan ideal egzersiz; haftada 3 veya 5 kez gerçekleştirilen, düzenli, ritmik ve seans başına yaklaşık 25-35 dakika süren amaçlı fiziksel hareketler bütünüdür.
Dünya Sağlık Örgütü (1996) önerilerine göre yaşlılar fiziksel uygunluk ve bağımsızlık durumlarına göre 3 gruba ayrılır. Grup 1 tamamen bağımsız ve sağlıklıyken, Grup 3 günlük aktivitelerde bile sürekli yardıma muhtaçtır.