İnsanın en temel özelliklerinden biri, onun sosyal bir varlık olmasıdır. Bir toplumda her bireyin yaşamını sürdürmek, toplumsal üyelik görevlerini yerine getirmek ve toplumda kendine bir konum sağlamak için gereken davranışları öğrenmesi gerekir. Birey, bu davranışları öğrenmek için toplumda bunları bilen başka üyelere başvurur. Böylece toplumda üyeler arasında bir 'eğitsel ilişkiler' dokusu oluşur. Bu ilişkiler dokusu, eğitimin kurumsallaşmasına neden olur. Kurumsallaşmayı açıklayan en iyi kavramlardan biri sistemdir. Sistem, birbirine bağımlı ve karşılıklı etkileşimde bulunan birtakım alt parçalardan oluşan, aynı zamanda daha büyük sistemlerin parçası olarak işlevde bulunan bütündür. Sistemler, doğal sistemler ve yapay (insan yapısı) sistemler olarak iki gruba ayrılabilirler. Doğal sistemler doğada kendiliğinden var olan, insan eliyle biçimlenmemiş sistemlerdir. Yapay sistemler ise belli işlevleri karşılamak üzere insan eliyle biçimlendirilmiş sistemlerdir. İnsanın yer aldığı sistemlerde tam bir kapalılık söz konusu olmayıp, çevreyle etkileşim hızı değişkenlik gösterir. Sistem denen bütünü oluşturan parçalara alt sistem, her sistemin bağlı olduğu daha büyük sistemlere de üst sistem denir. En küçüğü dışında tüm sistemlerin alt sistemleri, en büyüğü dışında tüm sistemlerin çevrelerinden oluşan üst sistemleri vardır. Örneğin okulun üst sistemi il, ilçe ve merkez örgütleridir. Alt sistemini ise okul yönetimi içerisindeki birimler, bölümler ve sınıflar oluşturmaktadır. Eğitim sistemi, devlet sisteminin bir alt sistemidir; çünkü devletin ekonomik, politik ve toplumsal hedefleri eğitim sistemini doğrudan etkiler ve değiştirir. Tüm sistemler, varlıklarını sürdürmek ve kendilerine yüklenen görevleri başarıyla yerine getirebilmek için çevrelerinden birtakım girdiler alırlar. Sistemler, önceden belirlenmiş olan ilke ve yöntemlere göre bu girdileri işler (dönüşüm süreci) ve çevrelerine çıktı olarak verirler. Çıktıların işe yarayıp yaramadığını saptamak, varsa eksikliklerini belirlemek amacıyla dönüt almaya gereksinim duyarlar. Bu doğrultuda bir sistem; girdiler, dönüşüm süreçleri, çıktılar, dönüt ve içerisinde bulunulan çevre olmak üzere beş temel ögeden oluşmaktadır. Türkiye'de eğitim sistemini düzenleyen pek çok yasal dayanak bulunmaktadır ve bu yasal dayanakların tümüne 'eğitim mevzuatı' adı verilmektedir. Türkiye'deki Milli Eğitim uygulamalarını bu yasal dayanaklar biçimlendirmektedir. Milli Eğitimin yasal dayanakları; uluslararası belgelerin yanı sıra Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Bakanlar Kurulu (veya Cumhurbaşkanlığı) ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından koyulan yasaları, tüzükleri, yönetmelikleri ve genelgeleri dikkate almaktadır. T.C. Anayasası, devletin yapısını, hükümet biçimini, devletin organlarını ve aralarındaki ilişkileri, temel hak ve özgürlükleri düzenleyen en soyut ve en genel kuralları içerir. Anayasalar, yaptırım gücü bakımından en güçlü hukuksal metinlerdir. Anayasada eğitimle doğrudan ilişkili maddeler arasında; Yasa Önünde Eşitlik (Madde 10), Din ve Vicdan Hürriyeti (Madde 24), Eğitim ve Öğretim Hakkı ve Ödevi (Madde 42) ile Yabancı Ülkelerde Çalışan Türk Vatandaşları (Madde 62) yer almaktadır. Yasalar, yazılı hukuksal kaynaklar içinde hiyerarşi bakımından anayasalardan sonra ikinci sırada yer alırlar. Yetkili yasama organı tarafından yapılıp usulüne uygun ilan edilen, genellik, süreklilik ve soyutluk özellikleri taşıyan uyulması zorunlu kurallardır. Türk eğitim sistemini şekillendiren başlıca yasalar arasında 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Yasası, 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Uygulanması Hakkında Yasa, 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Yasası ile 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasası bulunmaktadır. Yönetmelikler, bakanlıklar ya da kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren yasaların uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır. Genelgeler ise bir kuruluşun geneli ya da büyük çoğunluğunu ilgilendiren buyruklar ve duyurulardır. Milli Eğitime ilişkin yasa, yönetmelik, yönerge ve genelgeler bakanlıkça çıkarılan 'Tebliğler Dergisi'nde yayımlanır. Milli Eğitim örgütünde çalışan yönetici, uzman ve öğretmenler bu dergiyi her yayımlanışında okuyup imzalamakla yükümlüdürler. 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Yasası'na göre Türk Milli Eğitiminin Temel İlkeleri, eğitim sisteminin işleyişini ve yönünü belirleyen temel kılavuzlardır. Bu ilkelerden ilki 'Genellik ve Eşitlik'tir; eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet ve din ayrımı gözetilmeksizin herkese açıktır. 'Bireyin ve Toplumun Gereksinimleri' ilkesine göre ise milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve yetenekleri ile Türk toplumunun gereksinimlerine göre düzenlenir. 'Yöneltme' ilkesi, bireylerin eğitimleri süresince ilgi, yeti ve yetenekleri ölçüsünde çeşitli programlara ya da okullara yöneltilerek yetiştirilmelerini öngörür. 'Eğitim Hakkı' ilkesi temel eğitim görmenin her Türk vatandaşının hakkı olduğunu belirtirken, 'Fırsat ve Olanak Eşitliği' ilkesi eğitimde kadın ve erkek herkese eşit fırsatlar sunulmasını, maddi olanaktan yoksun başarılı öğrencilere burs, kredi ve parasız yatılılık imkanları sağlanmasını garanti altına alır. 'Süreklilik' ilkesi, bireylerin genel ve mesleki eğitimlerinin yaşam boyunca devam etmesini esas alır. 'Atatürk İnkılap ve İlkeleri ve Atatürk Milliyetçiliği' ilkesi, ders programlarının hazırlanmasında ve uygulanmasında bu değerlerin temel alınmasını şart koşar. 'Demokrasi Eğitimi' ilkesi öğrencilere demokrasi bilinci ve sorumluluk duygusu kazandırmayı hedeflerken, 'Laiklik' ilkesi Türk milli eğitiminde laikliğin esas olduğunu ve Din Kültürü ve Ahlak öğretiminin zorunlu dersler arasında yer aldığını belirtir. 'Bilimsellik' ilkesi ders programları ve yöntemlerinin bilimsel ve teknolojik esaslara göre sürekli geliştirilmesini; 'Planlılık' ilkesi eğitimin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınma hedeflerine göre planlanmasını; 'Karma Eğitim' ilkesi okullarda kız ve erkek öğrencilerin bir arada eğitim görmesini esas alır. Son olarak, 'Okul ile Ailenin İşbirliği' ilkesi okul-aile birliklerinin kurulmasını, 'Her Yerde Eğitim' ilkesi ise eğitimin sadece okulda değil, evde, iş yerinde ve her fırsatta sürdürülmesini ifade eder. Türk Eğitim Sistemi, bireylerin eğitim gereksinimlerini karşılayacak biçimde ve bir bütünlük içinde örgün eğitim ve yaygın eğitim olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Örgün eğitim, belirli yaş grubundaki ve aynı düzeydeki bireylere, amaca göre hazırlanmış programlarla okul çatısı altında yapılan düzenli eğitimdir. Örgün eğitim; okulöncesi eğitim, ilköğretim, ortaöğretim, özel eğitim, özel öğretim ve yükseköğretim kurumlarını kapsamaktadır. Okulöncesi eğitim, zorunlu ilköğrenim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsar ve isteğe bağlıdır. İlköğretim ise 6-14 yaş grubundaki çocukların eğitim ve öğretimini kapsar; kız ve erkek tüm vatandaşlar için zorunludur ve devlet okullarında parasızdır. Ortaöğretim, ilköğretime dayalı, en az dört yıllık genel, mesleki ve teknik öğretim kurumlarının tümünü kapsar. Ortaöğretim, öğrencileri ilgi ve yetenekleri doğrultusunda yükseköğretime, mesleğe ya da yaşama hazırlar. Özel eğitim, özel eğitim gerektiren bireylerin eğitim gereksinimlerini karşılayarak onları toplumla bütünleştirmeyi ve meslek sahibi yapmayı amaçlar. Özel öğretim kurumları ise her kademe ve türdeki özel okulları, özel dershaneleri, özel kursları ve etüt merkezlerini kapsar ve Milli Eğitim Bakanlığının gözetiminde faaliyet gösterir. Yükseköğretim, ortaöğretime dayalı en az iki yıllık yükseköğrenim veren, üniversite, fakülte, enstitü ve yüksekokullardan oluşan en üst düzey eğitim kademesidir. Yaygın eğitim, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş, herhangi bir kademesinde bulunan ya da bu kademelerden ayrılmış olan bireylere ilgi ve gereksinim duydukları alanda düzenlenen eğitim etkinlikleridir. Yaygın eğitim; halk eğitimi, çıraklık eğitimi ve uzaktan eğitim yoluyla gerçekleştirilir. Bu eğitimler, yetişkinlere okuma-yazma öğretmek, temel bilgiler vermek ve yaşamlarını kazanmalarını sağlayacak yeni mesleki beceriler kazandırmak amacıyla okul dışında sunulur. Milli Eğitim Bakanlığının örgüt yapısı; merkez örgütü, taşra örgütü, yurt dışı örgütü ve bağlı kuruluşlar olmak üzere dört ana bölümden oluşmaktadır. Merkez örgütü, bakanlığın politika üreten ve yönetsel kararlar alan ana gövdesidir. Bakanlık makamında bakan, müsteşar ve müsteşar yardımcıları görev yapmaktadır. Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı ise doğrudan bakana bağlı bir karar ve danışma organı olarak eğitim programları ve ders kitapları gibi kritik konularda görev yapar. Bakanlığın merkez örgütündeki birimler; Ana Hizmet Birimleri, Danışma ve Denetim Birimleri ile Yardımcı Birimler olarak ayrılır. Ana hizmet birimleri (örneğin İlköğretim Genel Müdürlüğü, Ortaöğretim Genel Müdürlüğü) eğitim-öğretim hizmeti için yönetsel kararlar üretir. Danışma ve denetim birimleri (Teftiş Kurulu Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı vb.) bakana bilgi ve denetim desteği sağlar. Yardımcı birimler (Personel Genel Müdürlüğü vb.) ise destek ve lojistik hizmetleri yürütür. Taşra örgütü, Milli Eğitim Bakanlığının 81 il ve 924 ilçede yapılandırılmış teşkilatıdır. Her ilde il milli eğitim müdürlüğü, her ilçede ise ilçe milli eğitim müdürlüğü bulunur. İlçe milli eğitim müdürlükleri, görev ve hizmetleri açısından il milli eğitim müdürlüklerine karşı sorumludur. İl ve ilçe milli eğitim müdürlükleri; hizmetin özelliklerine göre şubeler, bürolar ile sürekli kurul ve komisyonlardan (İl Milli Eğitim Danışma Kurulu, İlköğretim Müfettişleri Kurulu vb.) oluşur. Yurt dışı örgütü, Türk milli kültürünün dış ülkelerde korunması, tanıtılması ve yaygınlaştırılması ile ilgili eğitim ve öğretim hizmetlerini düzenlemek üzere oluşturulmuştur. Dış ülkelerdeki eğitim gelişmelerini izlemek ve ülkemizin eğitim etkinliklerini tanıtmak amacıyla büyükelçilikler nezdinde Eğitim Müşavirlikleri ve başkonsolosluklar nezdinde Eğitim Ataşelikleri kurulmuştur. Bakanlığın bağlı kuruluşları ise Milli Eğitim Akademisi ile Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğüdür.