İnfografik
← Ünite 9
Zihin Felsefesi

Ünite 9: Bilinç Sorunu

Larry Weiskrantz ve Kör Görü Deneyleri (1989)
Nörolog Larry Weiskrantz, 'kör görü' sendromlu hastalar üzerinde yaptığı deneylerde, hastaların görme alanlarındaki kör bölgelere yansıtılan ışıkları bilinçli olarak görmediklerini söylemelerine rağmen, tahmin etmeleri istendiğinde renk ve şekil konusunda şaşırtıcı derecede doğru tahminler yapabildiklerini kanıtlamıştır.
Thomas Nagel'in Yarasa Düşünce Deneyi (1974)
Thomas Nagel, 'What Is It Like To Be Bat?' adlı ünlü makalesinde, bir yarasa olmanın kendine özgü bir öznel deneyimi olduğunu ve bu deneyimin başka hiçbir canlı türü tarafından tam olarak bilinemeyeceğini öne sürerek bilincin indirgenemez öznelliğini ortaya koymuştur.
Immanuel Kant'ın Saf Aklın Eleştirisi'ndeki Tam Algı Analizi
Kant, 1781 tarihli Saf Aklın Eleştirisi eserinin Aşkınsal Analitik bölümünde, Hume'un kalıcı bir kendilik bulunmadığı iddiasına karşı çıkarak, deneyimlerin birliğini ve kendiliğin sürekliliğini sağlayan kökensel koşulun 'aşkın tam algı' olduğunu kanıtlamıştır.
Colin McGinn'in Yeni Gizemcilik Görüşü (1991)
Filozof Colin McGinn, 1991 yılında yayımladığı 'The Problem of Consciousness' kitabında, beyin süreçlerinin bilinci nasıl oluşturduğunun gerçek bir metafizik bilmece olmadığını, ancak insan beyninin evrimsel bilişsel sınırları nedeniyle bu psikofiziksel bağlantıyı asla anlayamayacağımızı savunmuştur.

Anahtar Kavramlar

BilinçKişinin zihninin içinde olup bitenlerin, düşüncelerinin, duygu ve isteklerinin farkında olması durumudur. Locke'a göre insanın kendi zihninin içeriklerini algılamasıdır; örneğin bir kişinin acıktığını veya üzgün olduğunu doğrudan bilmesi bilinçli bir zihinsel durumdur.
EpifenomenalizmBilincin, beynin ve sinir sisteminin içinde oluşan fiziksel olaylar sonucunda ortaya çıkan etkisiz bir yan ürün olduğunu iddia eden materyalist yönelimli bir yaklaşımdır. Bu görüşe göre zihinsel olaylar fiziksel beyin süreçlerinin bir sonucudur ancak beyin üzerinde nedensel bir güce sahip değildir.
Kör Görü (Blindsight)Nörolojik bir bozukluk sonucu hastanın görüş alanındaki bazı bölgelerin görülemez olmasına rağmen, hastanın görmemesine rağmen nesnelerin rengi veya konumu hakkında doğru tahminlerde bulunabilmesi durumudur. Bu olgu, duyum bilgisinin işlendiği ancak bilinçli farkındalığın olmadığını gösterir.
Yoksun Nite (Absent Qualia)Hastanın görme, işitme gibi duyularının mükemmel işlediği ancak bu duyuların hiçbirinin nitel bir algısına (kırmızılık hissi, soğukluk algısı vb.) sahip olmadığının varsayıldığı düşünce deneyidir. Bu durumdaki varsayımsal varlıklara zombi adı verilir; dışarıdan normal görünürler ama bilinçten yoksundurlar.
ÖznellikBilinçli deneyimlerin tek bir özneye ait olması ve sadece o özne tarafından birinci şahıs bakış açısıyla dolaysız olarak bilinebilmesidir. Örneğin bir yarasa olmanın öznel deneyimi sadece o yarasaya aittir ve başka hiçbir varlık tarafından aynı şekilde deneyimlenemez.
Ayrıcalıklı ErişimKişinin kendi zihinsel durumlarına (duygularına, inançlarına, ağrılarına) başka hiçbir aracı veya dışsal kanıt olmaksızın, doğrudan ve birinci şahıs formunda ulaşabilme yetisidir. Örneğin karnımıza giren ağrıyı başkalarından farklı olarak dolaysız bir şekilde hissetmemiz bu erişimle ilgilidir.
Öz Bilinç (Kendilik Bilinci)Kişinin kendi eylemlerinin, zihinsel durumlarının ve genel varlığının farkında olmasını ifade eden ikinci düzey bilinç durumudur. İnsanı hayvanlardan ayıran en temel özellik olarak kabul edilir; örneğin acıktığını bilmek birinci düzeyken, 'ben acıktım' diyebilmek öz bilinçtir.
Tam Algı (Apperception)Kant'ın felsefesinde öznenin duyarlıktan gelen görüleri kategoriler altına yerleştirirken kendi bilincine varması ve bu eylemleri yapan varlık olduğunu idrak etmesidir. Öznemizin tasarımsal dünyamızı bir birlik altında tutmasını sağlayan en yüksek ilkedir.
YönelimsellikBilincin her zaman bir şeyin bilincinde olması, dünyanın belli bir içerikle deneyimlenmesi ve şeylerin zihinde temsil edilmesidir. Örneğin Ponce de León'un gençlik çeşmesini araması, nesnesi gerçekte var olmasa bile yönelimsel bir zihin edimidir.
NoemaHusserl'in fenomenolojisinde bilincin nesneyle ilişkiye geçmesini olanaklı kılan yapıdır; bir bilinç ediminin görünüşte bir nesneye yönelmesini sağlayan özsel anlamdır. Örneğin dış dünyadaki bir ağaç yanabilir ama ağacın noema'sı yanmaz.
Yeni GizemcilerColin McGinn ve Thomas Nagel gibi, beynin bilincin nedensel temeli olduğunu kabul eden ancak beyin süreçleriyle bilinç arasındaki bu bağlantının doğasının insan zihninin bilişsel sınırları nedeniyle çözülemez bir giz olduğunu savunan düşünürlerdir.
İndirgemeci Olmayan Fizikalizm (Supervenience)Bilincin, beyin süreçlerini izleyerek ve onlara bağlı olarak ortaya çıktığını savunan görüştür. Bu yaklaşım, beyin süreçlerinde fiziksel bir değişiklik meydana gelmeden zihinsel durumlarda hiçbir değişiklik olamayacağını öne sürer.
Panpsişizm (Tüm Ruhçuluk)Bilincin evrende her yerde ve her şeyde olduğunu iddia eden görüştür. Bu görüşü savunanlara göre evrendeki her mikro organizma ve hatta bir termostat bile kendine özgü temel bir bilinç düzeyine sahiptir.
HeterofenomenolojiDaniel Dennett'in, kişinin kendi zihinsel durumlarına ayrıcalıklı erişimi fikrini reddederek bilinci üçüncü şahıs bakış açısıyla, bireyin dışsal davranışlarına ve söylemlerine yansıyan yönüyle inceleme yöntemidir.

Diğer Önemli Bilgiler

Daniel Dennett'in 'Bilinci Açıklamak' Eseri (1991)

Daniel Dennett, 1991 tarihli 'Consciousness Explained' adlı çığır açan çalışmasında, Descartes'ın zihinsel içeriklerin toplandığı merkezi bir yer varsayımını 'Kartezyen Tiyatro' olarak nitelendirip reddetmiş, bilincin beynin farklı bölgelerindeki paralel yarışların ürünü olduğunu savunmuştur.

John Locke'un 'İç Duyum' Tanımı (1690)

John Locke, 'İnsan Anlığı Üzerine Bir Deneme' adlı eserinde, bilinçli olmayı zihnimizin içinde olup bitenlerin farkında olunması olarak tanımlamış ve iç duyumu zihnin temel bilgi edinme yollarından biri olarak konumlandırmıştır.

Ponce de León'un Gençlik Çeşmesi Arayışı

Felsefe literatüründe yönelimselliğin somut bir örneği olarak kullanılan Ponce de León'un gençlik çeşmesini bulma çabası, aranan nesne gerçekte var olmasa bile arama eyleminin yönelimsel bir nesnesinin ve içeriğinin olabileceğini göstermektedir.

David Chalmers ve Termostat Örneği

Panpsişizm akımının modern savunucularından David Chalmers, Thomas Nagel'in görüşlerini temel alarak evrendeki her şeyin bir bilinç sahibi olduğunu savunmuş, hatta basit bir termostatın bile kendine özgü bir 'termostat olmaklık' bilincine sahip olduğunu öne sürmüştür.

Nicolas Humphrey'in Sosyal Zeka ve Bilinç Teorisi (1984)

Nicholas Humphrey, bilincin evrimsel kökenini araştırdığı çalışmasında, bilincin grubun diğer üyelerinin davranışlarını tahmin edebilmek ve kendi zihnimizi başkalarını anlama konusunda bir model olarak kullanabilmek amacıyla sosyal zekanın bir parçası olarak evrimleştiğini savunmuştur.

Edmund Husserl'in Fenomenolojik İndirgeme Yöntemi

Edmund Husserl, günlük yaşamdaki 'doğal tavır' yerine geçerek nesneleri fiziksel gerçeklikleri yerine birer bilinç fenomeni ('ide') olarak ele alan fenomenolojik indirgeme yöntemini geliştirmiş ve bilincin özünün yönelimsellik olduğunu kanıtlamıştır.

Sınavda Dikkat Et

  • Locke ve Descartes gibi klasik düşünürlerin bilinci 'zihindekilerin farkında olmak' (iç duyum) olarak tanımladığını, Freud'un ise bilinçdışı zihin hallerini öne sürdüğünü karıştırmayın.
  • Kör görü (blindsight) hastalarının samimi olarak görmediklerini söylemelerine rağmen doğru tahminler yapabilmesi, bilinçdışı zihinsel durumların en somut kanıtıdır.
  • Thomas Nagel'in yarasa argümanının zihinsel olguların öznelliğini (birinci şahıs bakış açısı) ve fiziksel kuramların yetersizliğini kanıtlamak için kullanıldığını unutmayın.
  • Kant'a göre kendiliğin birliğini sağlayan ilkenin deneysel iç duyum değil, a priori 'aşkın tam algı' (apperception) olduğunu sınavda dikkate alın.
  • Husserl'in 'noema' kavramının nesnenin kendisi değil, bilinçle nesne arasındaki ilişkiyi kuran yapı olduğunu, dışdaki ağaç yanarken noema'nın yanmayacağını hatırlayın.
  • Daniel Dennett'in kartezyen tiyatro modelini ve ayrıcalıklı erişim fikrini reddederek 'heterofenomenoloji' yöntemiyle üçüncü şahıs perspektifini savunduğunu unutmayın.
  • Panpsişizmin evrendeki her şeyin (termistatlar dahil) bilinçli olduğunu savunduğunu, Yeni Gizemcilerin ise beyin-bilinç bağının bilişsel sınırşar nedeniyle çözülemez olduğunu öne sürdüğünü karıştırmayın.