Mondros mütarekesi günlerinde İtilaf Devletleri baskısıyla idam edilen Boğazlıyan eski kaymakamı Kemal Bey 'şehid-i millî' ilan edilmiş, eşi ve çocuklarına vatana hizmet tertibinden maaş bağlanmıştır.
Mudanya Mütarekesi'nin ardından, Lozan Konferansı devam ederken dahi ekonomik yükü azaltmak amacıyla 1881-1898 doğumlu erleri kapsayan 17 dönem askerin terhisi gerçekleştirilmiştir.
5 Ağustos 1923 tarihli bu askeri projeyle ordu barış düzenine geçirilmiştir. Türk Kara Kuvvetleri; 3 ordu müfettişliği, 9 kolordu, 18 piyade tümeni ve 3 süvari tümeni olarak İzmir, Çatalca, Erzurum ve Kars'ta konuşlandırılmıştır.
Saltanatın kaldırılmasının ardından can güvenliği endişesine kapılan eski padişah Vahdettin, 16 Kasım 1922 tarihinde İngiliz işgal kuvvetleri komutanlığına yazılı başvuruda bulunarak İngiltere'ye sığınmış ve ülkeden kaçmıştır.
Vahdettin'in kaçışı üzerine TBMM, 18 Kasım 1922'de Şer'iye Vekili Vehbi Efendi'nin fetvasıyla Vahdettin'i azletmiş; yapılan oylamada 163 milletvekilinin 148'inin oyuyla Abdülmecid Efendi'yi yeni halife seçmiştir.
24 Kasım 1923'te Londra'dan gönderilen ve halifeliğin korunmasını talep eden bu mektup, hükümete ulaşmadan 5-6 Aralık'ta İstanbul basınında yayımlanmış ve İngiliz müdahalesi şüphesiyle halifeliğin kaldırılmasını hızlandırmıştır.
Bu tarihte kabul edilen 429, 430 ve 431 sayılı kanunlarla Şer'iye-Evkaf ve Erkan-ı Harbiye vekaletleri kaldırılmış, Tevhid-i Tedrisat kabul edilmiş ve Halifelik ilga edilerek hanedan yurt dışına sürülmüştür.
3 Mart 1924'teki meclis oturumunda Adliye Vekili Seyyid Bey, fıkıh ve İslam tarihi kaynaklarıyla halifeliğin dini değil siyasi bir hükümet meselesi olduğunu ispat ederek yasanın oy birliğiyle geçmesini sağlamıştır.
3 Mart 1924 tarihli kanun uyarınca, eski halife Abdülmecid Efendi 4 Mart'ta İsviçre'ye gönderilmiştir. Birkaç gün içinde hanedana mensup 33 erkek ve 36 kadın olmak üzere tüm aile sınır dışı edilmiştir.
1923 yılında 952,6 milyon TL olan GSMH'nin sektörel dağılımında tarım 377,3 milyon TL (%43,1), sanayi 125,7 milyon TL (%10,6) ve hizmetler 449,6 milyon TL (%46,3) paya sahipti.
20 Nisan 1924 tarihinde yürürlüğe giren yeni anayasa, devletin cumhuriyet niteliğini korumuş, temel hak ve özgürlükleri güvenceye almış ve 1960 yılına kadar Türkiye'nin anayasal düzenini belirlemiştir.