Mezidünfih Masdarlar 2. Osmanlı Türkçesinde Arapça asıllı isim tamlamaları (izafetler) oldukça yaygın bir kullanım alanına sahiptir. Bu tamlamalarda kelimelerin diziliş sırası Türkçe'nin tersinedir; yani önce tamlanan (muzâf), ardından tamlayan (muzâfun ileyh) gelir. Tamlama oluşturulurken kelimeler Latin harfleriyle yazıldığında araya tire (-), harf-i ta‘rîfin (el takısı) 'l'sinden önce ise kesme işareti (') konulmaktadır. Örneğin 'Beytullâh' veya 'Resûlullâh' örneklerinde görüldüğü gibi, harf-i ta'rifin elifi hiçbir zaman okunmaz ve yazımda iki kelime birbirine bağlanır. Özel kelime gruplarından biri olan 'Allah' kelimesiyle yapılan tamlamalarda günümüz alfabesinde tam yazım bazen sıkıntılı olabildiği için araya tire konulmadan 'Abdullah' veya 'Abdullah' şeklinde yazılması daha uygundur. Benzer şekilde 'dîn' kelimesiyle yapılan Arapça tamlamalarda bilinen kaidenin aksine Osmanlı Türkçesinde tamlanan ötrelis değil üstünlü okunur; örneğin 'Necmüddin' yerine 'Necmeddîn', 'Bedreddin', 'Şemseddîn' ve 'Celâleddîn' şeklinde okunur. Tamlanan (muzâf) kelime 'ه' (he) veya 'ت' (te) harfleriyle bitiyorsa, bu harfler tamlama halinde 'ة' (teli te / he-i resmiye) ile yazılır ve okunur. Örneğin 'Leyletü’l-kadr' veya 'Tezkiretü’ş-şu‘arâ' tamlamalarında bu kural açıkça görülmektedir. Tamlayan konumundaki kelimede bulunan 'ت' harfi ise 'ه' olarak okunabilmektedir, örneğin 'Dârü’s-sa‘âde' tamlamasında olduğu gibi. Arapça sıfat tamlaması, yapısal olarak isim tamlamasına çok benzer; yine tamlanan (muzâf) ve tamlayan (muzâfun ileyh) unsurlarından oluşur. Ancak sıfat tamlamasında tamlayan kelime doğrudan bir sıfattır. Bir tamlamanın isim tamlaması mı yoksa sıfat tamlaması mı olduğunu anlamanın yolu, tamlayan kelimenin sözlük türüne bakmaktır; tamlayan isimse isim tamlaması, sıfat ise sıfat tamlaması adını alır. 'Ramazânü’l-mübârek' (mübarek ramazan) veya 'Düvelü’l-mu‘azzama' (büyük devletler) bu duruma tipik örneklerdir. Sıfat tamlamalarında tamlayan ile mevsûf (tamlanan) olan birinci kelime arasında çeşitli yönlerden sıkı bir uyum aranır. Bu uyum kuralları üç ana başlıkta toplanır: Cinsiyet uyumu (müennes ve müzekkerlik bakımından), sayı uyumu (teklik, ikilik/tesniye ve çokluk bakımından) ve belirlilik-belirsizlik (harf-i ta'rif alıp almama bakımından) uyumudur. Sıfat, nitelediği ismin cinsiyetine ve durumuna göre şekil alır. Arapça tamlamaları doğru okuyabilmek ve çözebilmek için harf-i ta'rîf (el takısı) mantığını iyi kavramak gerekir. El takısının 'l' harfi, kelimenin başındaki harfin özelliğine göre bazen okunur bazen de okunmayarak kendinden sonraki harfe benzeşir (şeddeli okunur). Şemsî harfler lam harfini okutmazken, kamerî harfler lam harfinin net bir şekilde okunmasını sağlar. Bu gramer kuralı Osmanlı metinlerini okurken kritik bir basamaktır. Arapça tamlamalar ikiden fazla kelimeden de meydana gelebilir. Üç kelimeden oluşan klasik Arapça tamlamalarda birinci kelimenin sonu ötreli, ikinci kelimenin sonu esreli, üçüncü kelimenin sonu ise esreli veya sükûnlu olur; ayrıca son kelimenin başı harf-i ta'riflidir (Örn: Dîvânü Lügati’t-Türk). Ancak Osmanlı döneminde bu tür üçlü tamlamalar her zaman klasik Arapça kaidesine göre okunmamıştır. Osmanlı Türkçesinde ikinci ve üçüncü kelimeler kendi arasında bir Arapça tamlama oluştururken, birinci kelime ile bu grup arasında Farsça izafet (terkib-i izafî) bağı kurulmuştur. Başka bir deyişle, birinci kelime Farsça esresiyle (-i) okunmuş, ardından gelen grup ise Arapça tamlama olarak okunmaya devam etmiştir. Bu duruma en güzel örnek 'Derûn-ı Bâbü’s-selâm' ifadesidir; burada 'Derûn' kelimesi Farsça tamlama gibi esreyle okunmuş, devamındaki 'Bâbü’s-selâm' kısmı ise Arapça kurallarına tabi olmuştur. Osmanlı döneminde özellikle kitap isimlerinde bu yapı tercih edilmiş olup, ilk kelimenin sonunun ötrelenmesi veya Farsça tamlama kuralıyla okunmasına dikkat edilmelidir. Normal şartlarda Arapça isim ve sıfat tamlamalarında birinci kelimenin (tamlanan-muzâf) sonu ötreli okunur. Ancak bazı özel edatlar, kelimeler veya konumlar sebebiyle bu kural esner ve ilk kelimenin sonu üstünlü (fethalı) ya da esreli (kesreli) okunabilir. Tamlananın üstünlü (fethalı) okunduğu durumlar şunlardır: 'ba‘d' (sonra), 'kabl' (önce), 'fevk' (üst), 'taht' (alt), 'beyn' (ara), 'hasb' (göre) kelimeleri tamlanan durumunda olduğunda üstünlü okunur (Örn: fevka’l-‘âde, kable’t-tûfân). Ayrıca 'min' edatı tamlanan olduğunda, elif-i maksûre (ى) ile biten kelimeler tamlanan olduğunda ve 'yâ' ( يا ) ünleme edatı tamlamanın başına geldiğinde tamlamanın sonunu üstün okutur (Örn: Yâ Resûlallâh). Tamlananın esreli okunduğu durumlar ise şunlardır: Zincirleme tamlamalarda ikinci kelimeden itibaren sonlar esrelenir. Sonu tek 'ى' (ye) ile biten kelimeler tamlanan olduğunda bu 'ى' okunmaz ve önceki harf esreli okunur (Örn: Kâdı’l-hâcât). Ayrıca Arapçada 'harf-i cer' denilen ön edatlar (b, an, fî, l, min, ke) tamlamanın başına geldiklerinde tamlananın sonunu esreli okuturlar (Örn: fî sebîlillâh).