Sesli Özet
← Ünite 5

Ünite 5: Farsçada Kelime Yapımı: İsim ve Sıfatlar — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Farsçada Kelime Yapımı: İsim ve Sıfatlar. Farsça sayı isimlerinin bir bölümü Osmanlı Türkçesinde sıklıkla kullanılmıştır; özellikle ilk on sayı günlük hayatta ve edebi metinlerde en sık karşılaşılanlardandır. Bu sayılar şunlardır: 1 = يك (yek), 2 = دو (dü), 3 = سه (se), 4 = چهار (çehâr / چار çâr), 5 = پنج (penc), 6 = شش (şeş), 7 = هفت (heft), 8 = heşt (هشت), 9 = nüh (نه), 10 = deh (ده). Onluklar ve büyük sayılar da Osmanlıcası yazılırken belirli kalıplara dayanır: 20 = بيست (bîst), 30 = سی (sî), 40 = çihil / çel (چهل / چل), 50 = pencâh (پنجاه), 60 = şast / şest (شصت / شست), 70 = heftâd (هفتاد), 80 = heştâd (هشتاد), 90 = neved (نود), 100 = sad (صد), 1000 = hezâr (هزار), 100.000 = sad-hezâr (هزار صد). Sıra sayıları, asıl sayıların sonuna -üm (م), -ümî (می) veya -mîn (منی) ekleri getirilerek türetilir. Örneğin, yeküm (یکم) veya nühüst (هنست) 'birinci' anlamına gelirken; düvüm / düyüm (دوم / دمي) 'ikinci', sivüm / siyüm (سوم / سيم) 'üçüncü' anlamını verir. Üleştirme sayıları kelimelerin ikileme şeklinde tekrarlanmasıyla oluşur: yek yek, yekâ-yek, yek be-yek, yegân yegân (birer birer); dü dü, dü be-dü (ikişer ikişer); se se (üçer üçer) gibi. Toptan sayıların ifadesinde ise -gâne (کانه) veya -e (٥) ekleri kullanılarak yegâne (yegâne - biricik), çile (çile - kırklık) gibi kelimeler elde edilir. Farsçada isimden isim yapma ekleri genellikle kelimenin sonuna getirilir ve isme yeni bir durum, hâl veya anlam katarak yeni bir isim türetilmesini sağlar. Bu eklerin başında gelen -bân (بان) eki, hem meslek sahibi ismi hem de muhafazalık/koruyuculuk anlamı verir; bâğ-bân (bağ bekçisi), negâh-bân (bekçi), sâye-bân (gölgelik) örneklerinde olduğu gibi. Alet ismi türeten ve bir eşyanın konulduğu veya muhafaza edildiği nesneyi bildiren -dân (دان) eki oldukça yaygındır. Şem‘-dân (mumluk), çay-dân (çaydanlık), cüz-dân (evrak veya para çantası), kalem-dân (kalemlik) bu ekle türetilmiş somut nesne isimlerindendir. Zaman ve yer bildiren -gâh (کاه) eki, yer ve zaman isimleri yapımında kullanılır. Ordu-gâh (ordunun bulunduğu yer), ikâmet-gâh, subh-gâh (sabah vakti), seher-gâh ve secde-gâh (secde yeri) kelimeleri bu ekle kurulmuştur. Yer ve zaman bildirmede kullanılan bir diğer önemli ek -stân / -s tân (ستان) ekidir. Gül-stân (gül bahçesi), dîv-s tân (dev ülkesi), Türk-stân (Türk ülkesi), seng-stân (taşlık bölge), kûh-stân (dağlık bölge), bahâr-stân (bahar mevsimi) ve zem-stân (kış mevsimi) kelimelerinde bu ek açıkça görülmektedir. İsmin sonuna konularak bir iş yapmayı adet edinmiş veya o mesleği meslek edinmiş kişileri bildiren -kâr (کار), -gâr (گار), -ger (کر) ekleri Farsça kelime türetiminde kritik bir yere sahiptir. Ziyân-kâr (ziyan veren), âhen-ger (demirci), sitem-ger (zulmeden), hudâvend-gâr (hükmeden), hizmet-kâr (hizmetçi) ve zer-ger (kuyumcu) bu eklerin tipik örnekleridir. -î (ی) ekinin Farsçada birden fazla fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlardan ilki adiyet (mensubiyet) bildirerek ülke, millet ve aile isimlerinden mensup olduğu yeri veya grubu türetmesidir; İrân-î (İranlı), İstanbul-î (İstanbullu), Tebrîz-î (Tebrizli) gibi. -î eki ayrıca alet isimlerinin sonuna gelerek o aleteni kullananı belirtir (Çeng-î: çeng sazını çalan; palan-î: palancı/semerci) veya mücerret (soyut) isimler türetir (hiç-î: hiçlik; nevmîd-î: ümitsizlik; hûb-î: güzellik). Kelimenin sonu -e (٥) harfiyle bitiyorsa, bu ek geldiğinde -e düşer ve yerine -gî (کی) şeklini alır (şikeste-gî: kırıklık; zinde-gî: zindelik). Küçültme anlamı veren -çe / -چه eki isimlere getirilerek onlara küçüklük veya sevimlilik katar; bâğ-çe (küçük bağ), dîvân-çe (küçük şiir mecmuası), der-içe (küçük kapı) kelimelerinde bu işlev açıkça izlenmektedir. Farsçada sıfatlar ismin ne durumda ve ne şekilde bulunduğunu bildirir ve kelimenin yanına getirilir. Yalın isim ve fiil köklerine ekler getirilerek de sıfat görevli kelimeler elde edilebilir. Sebz (yeşil), zerd (sarı), rûşen (parlak), bülend (yüksek), nîk (iyi), saht (katı), kûtâh (kısa) gibi basıt sıfatlar dil içinde sıkça kullanılır. Ön eklerle yapılan sıfatlardan -nâ (نا) ve -bî (بی) olumsuzluk anlamı vererek Türkçedeki '-sız, -siz' eklerinin işlevini görür. Nâ-puhte (pişmemiş), nâ-pâk (temiz olmayan), nâ-tüvân (güçsüz), bî-pervâ (korkusuz), bî-çâre (çâresiz), bî-âb (susuz) ve bî-dîn (dinsiz) kelimeleri bu ön eklerle türetilmiştir. Kelemelere '-lı, -li, ile' anlamı veren -be (ب) ve -bâ (با) ön ekleri olumlu nitelik bildiren sıfatlar yapar. Be-nâm (nâmlı), be-hıred (akıllı), bâ-vakar (vakarlı), bâ-kemâl (olgunlukla), bâ-haber (haberli) ve bâ-sened (senedli) örneklerinde bu anlam net olarak görülmektedir. Birlik, beraberlik ve yakınlık bildiren -hem (هم) ön eki ile kadarlık bildiren -tâ (تا) edatı ve 'üzere, üzeri' anlamı katan -ber (بر) ön eki sıfat yapımında ve zarf kuruluşunda yaygın olarak kullanılır. Hem-âheng (uygun), hem-derd (dert ortağı), ber-karâr (devamlı, karar verildiği üzere), ber-hayât (canlı) kelimeleri bunlardandır. Farsçada isimlerin sonuna getirilerek onları sıfatlaştıran pek çok son ek bulunur. Madde belirten isimlerin sonuna gelerek o maddeden yapılmış nesneyi bildiren -în (ين) eki, sîm-în (gümüşten), zerr-în (altından), âhen-în (demirden) gibi sıfatlar türetir; ayrıca şeb-în (geceyle ilgili) gibi zamanla ilgili sıfatlar da yapar. Gamlı, utangaç, dertli ve faydalı gibi nitelikler bildiren -gîn (کني), -mend (مند), -nâk (ناك), -ver (ور) ekleri sıfat sisteminin temel yapı taşlarındandır. Gam-gîn (gamlı), derd-mend (dertli), sûd-mend (faydalı), nem-nâk (nemli), hâtar-nâk (tehlikeli), hüner-ver (hünerli) kelimeleri bu gruptadır. Bir şeye benzetme amacı güden -âsâ (آسا), -mânend (مانند), -sân (سان), -vâr (وار) ve -veş (وش) ekleri nesneleri başka unsurlara benzeterek sıfatlaştırır. Cennet-âsâ (cennet gibi), dîv-mânend (dev gibi), bebr-sân (aslan gibi), bülbül-vâr (bülbül gibi), mâh-veş (ay gibi) örnekleri benzetme sıfatlarının en güzel örnekleridir. Renk bildiren sıfat yapım ekleri (-gûn, -fâm, -î, -e) isme renk durumu kazandırır. Gül-gûn (gül renkli, pembe), nîl-gûn (çivit mavisi), anber-fâm (gri, anber renkli), zer-fâm (sarı, altın renkli), hâk-î (toprak rengi) ve sebz-e (yeşillik) kelimeleri bu ekler vasıtasıyla türetilmiştir. Farsçada asıl fiil kökü, masdar ekleri olan -den (دن) ve -ten (تن) ekleri kaldırıldıktan sonra geriye kalan kısımdır ve bu durum Türkçedeki emir tekil 2. şahsa işaret eder. Fiillerin geçmiş zaman gövdesi ise masdarın sonundaki -n (ن) harfinin çıkarılmasıyla elde edilir; reft-en masdarından reft (gitti, gitme) kelimesinin türemesi gibi. Masdar eklerinden arındırılmış gövdelere bazı ekler getirilerek isim, sıfat ve zarf şeklinde kelimeler türetilir. Geçmiş zaman gövdesi, Osmanlı Türkçesinde hem birleşik kelimelerde hem de tek başına sıkça kullanılmıştır; ser-âmed (başa gelmiş), mâder-zâd (anadan doğma), şikest (kırık) gibi. Emir veya hâl-i hazır gövdesinde, -den ekli masdarlardan ek atıldığında kökte bazı ses değişmeleri meydana gelebilir. Örneğin sonu -â (آ) ile bitenlerindeki elif düşer (frîstâ-den -> frîst); -û (و) ile bitenlerde ise -û kalkarak yerine -â veya -ây gelir (fermû-den -> fermâ / fermây). R (ر) harfi ile biten bazı fiil gövdelerinde ise ses değişerek -âr olurken (şümür-den -> şümâr; âzür-den -> âzâr), bazılarında harf aynen kalır (perver-den -> perver; âver-den -> âver). Bu kökler Farsçada türetme mekanizmalarının temelini oluşturur.