Okuma Parçası
← Ünite 3

Ünite 3: Kaynakların Eleştirisi ve Yöntem Tartışmaları — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

Okuma Parçası

Ne birincil ne de ikincil kaynaklar topraktan bitmez, hepsini insanlar yazar. Bunları eleştirel bir tarzda değerlendirebilmek için, nasıl yazıldıkları hakkında bir şeyler bilmemiz gerekir. Konunun en sinsi, en kolay atlanan veçhelerinden biri, türlere özgü yerleşmiş uygulamalarıdır. Söylediğimiz ya da yazdığımız her şey, geçmişte söylenmiş ya da yazılmış her şey ya belli bir türe ya da birkaç türün özelliklerini birleştiren “karma” bir türe dâhildir. Her türün de kendine özgü kuralları vardır. Tek tük tarihleri ve arşiv belgelerini saymazsak, 16 ve 17. Yüzyıl Avrupalılarının Ortadoğu hakkındaki görüşlerinin öğrendiğimiz esas tür seyahatnamedir. En yaygın seyahatname çeşidi, Kudüs’e ya da Filistin’deki diğer kutsal yerlere yapılan hac yolculuklarının anlatıldığı eserlerdi. Maalesef hac anlatılarının “tür kuralları” yolculuk sırasında yapılan kişisel gözlemleri içermiyordu. Kuralı kanıtlayan birkaç istisna dışında Ortadoğu tarihçileri bu türü şaşırtıcı ölçüde faydasız bulacaklardır. Diğer bir gezi anlatısı çeşidi de son derece yerleşmiş kurallara göre yazılan diplomatik raporlardır. Daha önce de gördüğümüz gibi, gezi anlatısının herhangi bir çeşidini kullanmak için, çoğu yazarın kendinden öncekileri kopyalama eğilimi taşıdığını kabullenmek gerek. Bu nedenle, yazarların orijinallik iddialarının, 16., 17. ya da 18. yüzyılda pratikte ne anlama geldiği konusunda bir fikir sahibi olmak şarttır. Osmanlı bağlamında da yerleşik tür kuralları yazarların neleri söyleyip neleri söyleyemeyeceğini belirliyordu. Mesela çoğu Osmanlı vakanüvisi ellerindeki malzemeyi, padişahların hüküm sürdükleri dönemlere göre düzenliyordu. Bu aşağı yukarı bizim “yüzyıl” kavramını kullanışımıza benzer ve en az onun kadar keyfidir. Bir vakanüvis şu ya da bu sebeple bu formatın dışına çıktığında, düşünme tarzında önemli bir değişiklikle karşı karşıyayız demektir ve vakanüvisin neden böyle yaptığını araştırmamız gerekir (Neumann, 1994, s. 53-54). Arşiv belgelerini yazanlar bile, türlerin edebî kurallarına uymak zorundaydılar. Mesela Osmanlılar arzuhalde bulunurken mektupta “arz-ı bende-i bî-mikdar” gibi bir ifadeyle başlar ve “ferman efendimizindir” sözüyle bitirirlerdi. (Suraiya Faroqhi, Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir (Çeviren Zeynep Altok), İstanbul 2003 (ikinci baskı) s.22-23)