Okuma Parçası
← Ünite 8

Ünite 8: Geçmişten Günümüze Masal Anlatıcılığı — Okuma Parçası

Ders kitabının ünite sonuna koyduğu ek okuma metni. Sınavda doğrudan sorulmaz; konuyu bağlamına oturtmak için.

Okuma Parçası

bizden daha delisi yokmuş. Ne ise hoppala hoptan, sana bir mintan kestirdim, makas kesmez iğne batmaz toptan… ilikleri karpuz, delikleri turptan… Ne aslı var ne astarı ama, giyersin gene hiç yoktan… Atarsın bir yana durur, yazın sıcaktan korur, kışın soğuktan…. Yaşa yağmura gelmez ama, ne kurşun işler, ne delini oktan …. Gayrı çıkarma dilini, öp babanın elini azdan çoktan. GÜNEY, Eflatun Cem. Masallar. Syf.99. K.B.Y. 1992, ANKARA 7. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynarken eski hamam içinde… Aç tavuk düşünde darı görürmüş; hastalar dersen, narı görürmüş; ben de ben olalı her gece sarı görürüm… Yumurta sarısı mı desem, kanarya sarısı mı desem, altın sarısı mı desem, ne desem, ne desem; sarı mı dedin sarı; sarıyı görünce erir dağların karı! İşte gör, düşte gör; hayalde gör, düşte gör; olur ya olamaz mı, olup bitenler az mı? Mademki altınlar sarı, sarılar da altın olsa, ne küp kalsa, ne gülek, ağzı beraber dolsa; bununla bir şehir yaptırsam köyü beraber, seksen sekiz oda boyu beraber; içinde bahçesi, suyu beraber; vah neyleyim yürekte var elde yok… Dört bacım olsa perde yüzünde; hiçbirinin olmasa dünya gözünde; dört saray kurdursam dağ üzerinde; vah neyleyim yürekte var, elde yok… Bin kilelik tarlam olsa su basar; vergi haktır elbet, buna kim küser; otuz beş de sürüm olsa beraber, vah neyleyim yürekte var, elde yok… Dört bin devem olsa bir düz ovada; yirmi bin kuşum uçsa havada; beş on batman yağ eritsem tavada; vah neyleyim, yürekte var, elde yok… Bin beş yüz ineğim, körpe danalı; iki yüz cariyem, eli kınalı; doksan da çobanım, beli kamalı; vah neyleyim yürekte var, elde yok… Her sene verirdim on yük iane; el avuç açmazdım hana, çobana; on iki bin atlı döksem meydana; vah neyleyim yürekte var, elde yok… Böyle olsa ile bulsa bir araya gelse, görmemişin bir oğlu, kör Memiş’in bir kızı doğsa, seyreyle sen gümbürtüyü, ama velakin lafla peynir gemisi yürümez ki koca koca sal yürüsün; yürüse yürüse yine masal yürür! İyisi mi köşkü, sarayı bir yana, kurmayı, kuruntuyu öbür yana bırakalım da; biz kendi ocağımızın başına oturup kendi keyfimize bakalım GÜNEY, Eflâtun Cem. Masallar. Syf. 120-121. K.B.Y. 1992, ANKARA. Evvel zaman içinde Kalbur saman içinde Cinler cirit oynarken Eski hamam içinde Bir seçe kanadını Kırk katıra yüklettim Ne az gittim ne uz gittim Kaf dağına ilettim Bir nefeste erittim O dağların karını Dikilmedik ağacın Orada yedim narını Eğrilmedik iplikle Ne çulhalar dokudum Elif dedim be dedim Dağı, taşı okudum Bir sinek bir kartalı Sallayıp vurdu yere Yalan değil, gerçektir Yer yarıldı birden bire Kerpiç koydum kazana Poyraz ile kaynattım Nedir diye sorana Şu masalı anlattım… GÜNEY, Eflâtun Cem. Masallar. Syf. 21. K.B.Y. 1992, ANKARA. Zaman zaman içinde