Sözdizimsel Kelime Yapımı: Fiilimsiler. Fiilimsiler, geleneksel dil bilgisi kitaplarında genellikle kelime türleri veya biçim bilimi başlığı altında incelense de, sözdizimsel açıdan ana cümleleri tamamlayan bağımlı cümleler (yan cümleler) kurma işlevine sahiptirler. Batı dillerindeki yan önermelerde yüklemin çekimli bir fiil olmayışına benzer şekilde, Türkçe fiilimsiler de ana cümlelerden sonlarına aldıkları özel eklerle ayrılır. Sırf biçim veya sözde anlam farklarına dayanan yargılar yerine, fiilimsilerin işlevsel düzeyde Batı dillerindeki yan cümlelerle önemli koşutluklar taşıdığı görülmektedir. İsim, sıfat ve zarfların cümle oluştururken öge yönetme güçleri oldukça sınırlıdır; ancak isimfiil, sıfatfiil ve zarffiiller ana cümle yüklemi ne kadar öge alabilirse o kadar öge alabilirler. Aldıkları bu ögelerle birlikte başka bir cümlenin içerisinde onun bir ögesinin veya bir bölümünün tamlayıcıları olarak ortaya çıkarlar. Örneğin 'Bozuk kaldırımların üzerinde buz tutmuş çamur parçalarını kırarak erkenden işe gidenler...' cümlesinde gidenler ögesi yan cümle yüklemi olarak alındığında 'işe' dolaylı tümleç, 'erkenden' zarf tümleci ve 'bozuk kaldırımların üzerinde buz tutmuş çamur parçalarını kırarak' zarf tümleci durumundadır. Bu bağlamda fiilimsi ekleri, bir kelimenin yüklem olarak kullanılmasını sağlayan 'yüklemleştirici' ekler olarak da değerlendirilebilir. Bu eklerin bir kısmı bitmiş cümleler kurarken, bir kısmı da bağımlı cümle oluşturur (-mak, -ıp, -an vb.). Fiilimsiler, diğer yapım eklerinden farklı olarak bir fiil bu eklerden birini aldığında fiillere özgü yüklem olma gücünü kaybetmemesini sağlar. Bu yönüyle kalıcı isimler yapmaktan çok cümlelerin isim, sıfat ve zarf olarak kullanılmasını sağlarlar. İsimfiil ekleri, fiillerin veya fiillerin gösterdiği oluşun adını yaparlar (gel-mek, gel-me, gel-iş vb.). Her fiile eklenebilirler ve isimlerin aldığı her eki alabilirler. Ancak -mak isimfiil eki, ilgi, yyelik ve çoğul eklerini almamasıyla diğerlerinden ayrılır. -mak ekinin bu eklerden önceki görevi, giderek yaygınlaşan -ma ekine bırakmış görünmektedir. Yine -mak eki, -lı ve -sızın gibi sınırlı sayıda yapım ekini alarak sıfat ve zarf göreviyle kullanılabilir (ağlamaklı, dinlemeksizin). -mak dışında kalan -dık, -(y)acak, -ma ve -(y)iş fiilimsi ekleri ortak yapısal özellikler gösterir; -mak eki açık bir öznesinin olmayışıyla diğerlerinden ayrılırken, diğer eklerin bulunduğu yan cümlelerde açık bir özne yer alır. Ancak bu özne ana cümle öznesi gibi yalın durumda olamaz; eğer fiilimsi eki –dık ve -(y)acak ise yan cümlenin öznesi ilgi eki, fiilimsisi de iyelik eki alır ('Ali’nin okulda olduğunu sanıyordum'). Mastar olarak da adlandırılan -mak/-mek eki, esas olarak bir aktivite, bir hareket veya soyut, genel bir durum hakkında konuşmak için kullanılır. Temel fiilin gösterdiği hareket veya aktiviteye karşı öznenin tavır ve duruşunu anlatır ('Kitap okumak istiyorum'). -mak eki sadece iste- fiiline yalın durumda nesne olarak eklenebilirken, diğer geçişli fiiller ancak –ma eki üzerine gelen belirtme eki biçimlerini nesne olarak alabilirler. İsimfiil eklerinden -ma, -mak ekinden daha somut yapılar türetir ve bu nedenle sözlükselleşme yaygındır (böl-me, süz-me, ev-me). -mak'lı cümlelerden farklı olarak -ma'lı cümleler çoğu durumda kendi öznelerini içerir. -ma ekinin belirtme eki hali (-mayı) geçişli fiillerin nesnesi olabilirken, yönelme eki hali (-maya) başla-, karar ver-, devam et-, çalış- fiillerinin istediği dolaylı tümleç görevini üstlenir. İlgi ekli -manın biçimi ise aktivite, hareket veya genel durum bildirir. İyelik ekli -ma yapıları özne olarak kullanılır ve genellikle zorunluluk, gereklilik, neden, istenen bir hareket veya durum, dolaylı emir, rica ve öneri bildirir ('8.30’da havaalanında olmamız gerekiyor'). Bu yapılar durum eklerini de alarak ana cümleye nesne ve dolaylı tümleç olarak bağlanabilir ('Müdür toplantıya sizin de katılmanızı rica ediyor'). İsimfiller konusunda son olarak bu eklerin seçiminde, fiilin gerçekleşip gerçekleşmemesine dayalı bir ayrımdan da söz etmek gerekir. Can kitabı aldığını unuttu cümlesinde eylem gerçekleşmiş olduğu için 'olgu cümlecği', Can kitabı almayı unuttu cümlesinde ise eylem gerçekleşmemiş olduğu için 'devinim cümlecği' söz konusudur. Buna göre -dık, -(y)iş, -(y)acak olgu cümlecği ekleri; -ma, -mak ekleri de devinim cümlecği ekleri olarak adlandırılır. Sıfatfiillerin temel işlevlerini üç açıdan ele alabiliriz: Sözlüksel açıdan, öbek yapı açısından ve cümle açısından. Sözlüksel açıdan kalıcı isimler türetebilirler (gelir, gider, bilgisayar, okuryazar, tanıdık, bilidik, gelecek, silecek, geçmiş). Öbek yapı açısından fiilleri sıfatlaştırarak sıfat tamlamaları içinde niteleyici olarak kullanılmalarını sağlarlar. Cümle açısından ise fiili sözdizimsel isimleştirici hâline getirerek bitimsiz cümleler kurarlar. Geleneksel dil bilgisi kitaplarında -dık ve -(y)acak ekleri sadece sıfatfiil ekleri arasında sayılır; ancak işlev açısından bakıldığında her zaman bir ismi nitelemedikleri, doğrudan ana cümle yüklemine bağlanabildikleri için isimfiil ekleri arasında da ele alınmaları gerekmektedir. Sıfatfiil eklerinin en yaygın kullanılan bağımlılaştırma ekleri –(y)an ve -dık’tır. Bunun yanı sıra -(y)acak ve -mış ekleri de bağımlılaştırma işleviyle kullanılır. Sıfatfiil eklerinin seçimi, cümlede nitelenen ögenin özne, nesne, tümleç gibi dilbilgisel işlevlerine bağlıdır. Özne nitelenecekse -(y)an, başka bir öge nitelenecekse -dık eki kullanılır. Evrensel olarak en yaygın sıfatfiil, özneyi niteleyen sıfatfiildir. Ayrıca nitelenen ögenin belirsiz olduğu durumda veya yaş kelimesinden önce -(y)acak sıfatfiil eki kişi eki almadan kullanılabilir ('çayla yiyecek bir şeyler', 'Seni anlayacak yaşta değil'). Zarffiil ekleri; isimfiil ve sıfatfiil ekleri gibi sınırlı sayıda değildir; çok farklı anlam ilişkileri kuran çok sayıda zarffiil eki vardır. Bunlardan -(y)a, -(y)arak, -(y)ınca gibi bazı zarffiil ekleri fiillere doğrudan eklenebilirken, bazıları ise üzerlerine durum ekleri alır ve/veya kendilerinden sonra bir kelime gelir (-dığında, -(y)alı beri). Zarflar arasındaki en önemli yapısal ayrım, bazılarının kişiyi gösteren ekleri alması, bazılarının ise alamamasıdır. Zarffiiller; fiilleri ve bu fiillere bağlı cümle ögelerini başka fiillere bağlayarak zaman, koşul, tarz, neden-sonuç gibi çok çeşitli anlam ilişkilerini ortaya koyarlar. Zarffiillerle kurulan bağımlı cümleler, zarf yan cümlesi veya belirteç yan cümlesi olarak da adlandırılır. -(y)ıp ve –(y)arak ekleri zaman, görünüş ve kip açılarından eşit statüdeki cümleleri bağlar ve bağlama işlevinin en yaygın örnekleridir. Zarffiillerin anlamsal sınıflandırılması oldukça geniştir. 'Ayrıca, bir de' anlamını karşılayabilir, karar verme/sözleşme işlevinde bulunabilir, karşıtlık ilişkisi kurabilir, koşul koyma anlatabilir, çıkarım bildirebilir. Ayrıca tarz, araç (-mak suretiyle, -makla), oran (-dikçe, -diği oranda), amaç (-mak için, -ması için), karşılaştırma/miktar (-acak kadar) ve neden göstermek için (-diği için) yaygın olarak kullanılırlar.