Özet
Ana Sayfa » Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı » Makine Güvenliği » Makine Risk Değerlendirmesi Eğitim Modülleri Modül 3: Mekanik Korumalar
← Ünite 1

Ünite 1: Makine Risk Değerlendirmesi — Konu Anlatımı

Ünitenin tamamını tek sayfada görPremium

1Makine Koruma Kavramı ve Uluslararası Standartların Temeli

Makine koruma, endüstriyel ortamlarda çalışanların güvenliğini en üst düzeyde sağlamak amacıyla geliştirilen, makinelere yönelik fiziksel ve sistemsel koruyucu önlemler bütünüdür. Bu önlemlerin temel amacı, makinenin çalışma döngüsü sırasında ortaya çıkan kesme, ezilme, sıkışma veya parça fırlaması gibi tehlikeli durumlara karşı çalışanların maruziyetini engellemek ve tehlikeli bölgelere yetkisiz ya da kazara erişimi imkansız hale getirmektir.

Ülkemizde makine koruyucularının tasarımı ve uygulanması, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 30. Maddesi kapsamında yürürlüğe konulan yönetmelikler ve özellikle 'İş Ekipmanlarının Kullanımında Sağlık ve Güvenlik Şartları Yönetmeliği' hükümlerine tabidir. Bu yasal mevzuat, iş ekipmanlarının güvenli kullanımı için uyulması zorunlu olan asgari sağlık ve güvenlik şartlarını belirler ve işverenlere bu şartları sağlama yükümlülüğü getirir.

Uluslararası düzeyde ise makine emniyeti süreçleri belirli standartlar çerçevesinde standardize edilmiştir. TS EN ISO 12100 standardı, makine tasarımında risk değerlendirmesi ve risk azaltma hiyerarşisinin genel prensiplerini belirler. Bu standardın 3.27 maddesinde korumaların tanımları yapılırken, 6.3 maddesinde güvenli koruma ve tamamlayıcı koruyucu tedbirlerin nasıl seçileceği ve uygulanacağı detaylandırılır. Bu standart, tehlikelerin öncelikle tasarım aşamasında yok edilmesini, bu mümkün değilse teknik koruyucularla kontrol altına alınmasını öngörür.

2Koruma Türleri: Statik, Dinamik ve Algılama Tipi Sistemler

Mekanik koruma sistemleri işlevlerine ve çalışma prensiplerine göre temel olarak statik ve dinamik koruma olmak üzere iki ana kategoride incelenir. Statik koruma, makinenin tehlikeli bölümlerini fiziksel ve kalıcı olarak çevreleyen sabitlenmiş bariyerlerden oluşur. Bu koruyucular, makinenin normal çalışma döngüsü boyunca tehlikeli bölgeye erişimi tamamen engellemek üzere tasarlanmıştır. Dişlileri, kayış-kasnak mekanizmalarını veya dönen milleri kapatan sabit metal kafesler statik korumanın en tipik örnekleridir.

Dinamik koruma ise makinenin tehlikeli hareketleriyle doğrudan etkileşim halinde olan, hareketli veya kilitleme mekanizmalarına sahip sistemleri ifade eder. Bu koruyucular, üretim süreci veya bakım gereği tehlike bölgesine sık sık erişilmesi gereken durumlarda tercih edilir. Dinamik koruyucular, açıldıklarında makinenin tehlikeli hareketlerini anında durduran veya koruyucu açıkken makinenin çalışmaya başlamasını engelleyen güvenlik switchleri ve interlok sistemleri ile entegre çalışırlar.

Fiziksel bariyerlerin kullanılamadığı veya operasyonel esneklik gerektiren alanlarda ise Algılama Tipi Koruyucu Cihazlar devreye girer. TS EN ISO 12100 kapsamında tanımlanan bu cihazlar, tehlikeli bölgeye insan veya uzuv yaklaşımını optik, lazer veya basınç hassasiyetiyle algılayan sistemlerdir. Işık perdeleri, lazer alan tarayıcılar ve güvenlik paspasları (basınç matları) bu kategoride yer alır. Bu cihazlar, fiziksel bir engel oluşturmadan, ihlal algılandığı anda makineyi güvenli duruşa geçirerek çalışanı korur.

3TS EN ISO 14120 Standardına Göre Koruyucu Tasarımı ve Çeşitleri

TS EN ISO 14120 standardı, makinelerde kullanılan koruyucuların tasarımı, yapımı ve seçimi için genel gereklilikleri belirleyen temel kılavuzdur. Bu standarda göre koruyucular, maruz kalacakları mekanik gerilmelere, titreşimlere, fırlayan parçalara ve toz, nem, yağ gibi çevresel etkenlere karşı son derece dayanıklı malzemelerden üretilmelidir. Ayrıca, koruyucuların kendisi ek bir tehlike (keskin kenar, çapak vb.) oluşturmamalıdır.

Standart kapsamında tanımlanan 'Sabit Koruyucular', normal çalışma koşullarında açılması veya çıkarılması kesinlikle mümkün olmayan, ancak özel aletler (anahtar, tornavida vb.) kullanılarak veya bağlantı elemanlarının tahrip edilmesiyle sökülebilen koruyuculardır. Sabit koruyucular da kendi içinde tehlikeli bölgeyi her yönden kapatan 'Sabit Muhafaza Koruması' ve tehlikeli bölgeye olan uzaklığı sayesinde erişimi engelleyen 'Mesafeli Sabit Koruyucular' olarak ikiye ayrılır.

Buna karşın 'Hareketli Koruyucular', herhangi bir alet kullanmadan menteşe veya kızak sistemleri üzerinden elle ya da otomatik olarak açılabilen yapılardır. Hareketli koruyucular, güvenlik şalterleri (interlock) ile izlenmelidir. Ayrıca, iş parçasının boyutuna göre ayarlanabilen 'Ayarlanabilir Koruyucular' ile malzeme giriş-çıkışında kendiliğinden açılıp kapanan 'Kendiliğinden Kapanan Koruyucular' da TS EN ISO 14120 standardında tanımlanan diğer mekanik koruyucu çeşitleridir.

4Kilitleme Tertibatlı (İnterloklu) Koruma Sistemleri

Kilitleme tertibatlı koruyucular (interloklu koruyucular), hareketli koruyucuların makinenin kontrol sistemiyle entegre edilmesini sağlayan güvenlik sistemleridir. Bu sistemlerin tasarımı ve seçimi TS EN ISO 14119 standardına göre gerçekleştirilir. İnterlok sistemlerinde, koruyucu kapak açık olduğu sürece makinenin tehlikeli fonksiyonlarının çalışması engellenir ve kumanda devresindeki acil durdurma komutu aktif kalır. Koruyucunun kapatılması ise makineyi kendiliğinden başlatmamalı, başlatma için her zaman ayrı bir komut (start butonu) kullanılmalıdır.

Eğer makine kapatıldıktan sonra tehlikeli hareketler atalet (momentum) nedeniyle hemen durmuyorsa, standart kilitleme tertibatı yerine 'Kilitleme Tertibatlı ve Kilitlenebilen Koruyucular' (Guard Locking) kullanılmalıdır. Bu sistemlerde, makinenin dönen veya hareket eden tehlikeli parçaları tamamen durana kadar koruyucu kapak fiziksel olarak kilitli kalır ve operatörün kapağı açmasına izin verilmez. Bu durum, yüksek ataletli fanlar, büyük volanlar veya santrifüj makineleri için hayati önem taşır.

İnterlok sistemlerinde konumu izlemek amacıyla mekanik güvenlik şalterleri, manyetik algılayıcılar veya yüksek güvenlik sunan kodlanmış RFID okuyucular kullanılır. Bu cihazların bypass edilmesini (devre dışı bırakılmasını) zorlaştıracak şekilde monte edilmesi ve seçilmesi TS EN ISO 14119 standardının en kritik gereksinimlerinden biridir. Bu sayede operatörlerin güvenlik sistemlerini devre dışı bırakarak tehlikeli koşullarda çalışmasının önüne geçilir.

5TS EN ISO 13857 Standardı ve Güvenlik Mesafeleri Hesaplamaları

TS EN ISO 13857 standardı, çalışanların üst ve alt uzuvlarının (parmak, el, kol, ayak, bacak) makinenin tehlikeli bölgelerine ulaşmasını engellemek için uyulması gereken asgari güvenlik mesafelerini belirler. Güvenlik mesafelerinin hesaplanmasında; insan vücudunun antropometrik boyutları, tehlikeli bölgenin zeminden yüksekliği, koruyucu yapının yüksekliği ve koruyucu üzerindeki açıklıkların geometrik şekli ile boyutları (e değeri) gibi kritik parametreler dikkate alınır.

Yüksekte bulunan tehlikeli bölgelere doğrudan erişimin engellenmesi için standart iki farklı risk seviyesi tanımlar. Yapılan risk değerlendirmesi sonucunda tehlikeli bölgedeki risk seviyesi 'düşük' olarak belirlenmişse, tehlikeli bölgenin referans zeminden yüksekliği (h) en az 2500 mm olmalıdır. Eğer risk seviyesi 'yüksek' ise, bu yükseklik sınır değeri en az 2700 mm'ye çıkarılmalıdır. Bu yükseklikler, ortalama bir insanın uzanma mesafesi temel alınarak belirlenmiştir.

Koruyucu yapıların (bariyerlerin) üzerinden aşarak tehlikeli bölgeye ulaşılmasını engellemek için ise standardın Tablo 1 (düşük risk) ve Tablo 2 (yüksek risk) verileri kullanılır. Bu tablolarda, tehlikeli bölgenin yüksekliği (a), koruyucu yapının yüksekliği (b) ve tehlikeli bölgeye olan yatay mesafe (c) arasındaki ilişkiler kesişim matrisleriyle sunulur. Tasarımcılar, güvenli tarafta kalmak adına tablodaki en yakın güvenli değerleri seçerek bariyer konumunu ve yüksekliğini belirlemek zorundadır.

SponsorluReklam Alanı · 300 × 250