İnfografik
← Ünite 8
Tarih Felsefesi 2

Ünite 8: Çağdaş Tarih Felsefesi ve Sorunları

Rothacker ve Troeltsch'ün Tarihselcilik Ayrımı
20. yüzyılın başlarında Eric Rothacker 'tarihselcilik' ile 'tarihsicilik' arasında ayrıma gitmiş; Troeltsch ise Dilthey'ın tarihsel göreliliğini 'iyi tarihselcilik' (olumlu), Hegel/Marx tarzı kehanetçi yaklaşımları ise 'kötü tarihselcilik' (tarihsicilik) olarak adlandırmıştır.
Karl Popper’ın Tarihsicilik Eleştirisi
Karl Popper, 'Tarihsiciliğin Sefaleti' adlı eserinde, insan bilgisinin gelecekteki artışının önceden bilinemeyeceğini mantıksal olarak kanıtlamış, bu nedenle tarihte genel geçer öndeyilerde bulunmanın ve geleceği tahmin etmenin imkansız olduğunu savunmuştur.
Spengler’in Kültür Organizması Teorisi
Oswald Spengler, tarihte çizgisel erekler aramanın anlamsız olduğunu savunmuş; her kültürün canlı bir organizma gibi metafizik-dinsel, simgeci ve sivil geç kültür basamaklarından geçerek sonunda mutlaka çöküşe uğradığını öne sürmüştür.
Arnold Toynbee ve Uygarlık Birimleri
Toynbee, tarihsel incelemenin anlaşılabilir biriminin ne tek bir ulus-devlet ne de bütün insanlık olduğunu, insanlığın belirli grupları olan toplumlar veya kültürler olduğunu savunarak uygarlıkların doğuşunu 'meydan okuma ve yanıt verme' ilkesiyle açıklamıştır.

Anahtar Kavramlar

Tarihselcilik (Historism)Geçmişin bugünden hareketle yorumlanabileceğini ve insan tinselliğinin mutlak değil tarihsel olarak göreli olduğunu savunan felsefi yaklaşım, iyi tarihselcilik olarak da bilinir. Dilthey ve Croce’nin felsefeleri bu kapsamdadır.
Tarihsicilik (Historicism)Tarihi doğabilimsel zorunluluklar, genel yasalar ve aşkın ilkeler altında ele alarak geleceğe ilişkin kehanetlerde bulunmaya çalışan kaderci tarih metafiziklerine verilen olumsuz addır. Popper ve Rothacker tarafından eleştirilmiştir.
Çizgisel Tarih AnlayışıTarihin belirli bir ereğe doğru kesintisiz ve ilerleyen bir çizgi halinde geliştiğini savunan modern tarih felsefesi yaklaşımıdır. Hegel ve Marx bu anlayışın en önemli temsilcileridir.
Döngüsel Tarih AnlayışıTarihin çizgisel ilerlemediğini, tıpkı doğa gibi kültürlerin ve uygarlıkların doğup, gelişip çöktüğü bir devirli hareketler dizisi olduğunu savunan görüştür. Oswald Spengler ve Arnold Toynbee bu akımın temsilcileridir.
Olumsallık (Contingency)Tarihsel olayların kaçınılmaz ve zorunlu bir yasa gereği değil, rastlantısal ve alternatifli koşullara bağlı olarak gerçekleştiğini savunan felsefi ilkedir. Nietzsche, Berlin ve Foucault tarafından savunulmuştur.
YapısalcılıkTarihi çizgisel bir ilerleme olarak değil, ardarda gelen dilbilimsel, kültürel ve toplumsal yapıların kesintili bir dizisi olarak ele alan çağdaş yaklaşım olup, Lévi-Strauss ve Barthes tarafından savunulmuştur.
HermeneutikGeçmişe ait yazılı metinlerin ve dilsel ürünlerin, yazıldıkları dönemin tinselliği dikkate alınarak yorumlanması ve anlaşılması yöntemidir. Dilthey, Heidegger ve Gadamer bu alanda öne çıkmıştır.
Meydan Okuma ve Yanıt VermeArnold Toynbee'nin uygarlıkların doğuşunu ve gelişimini açıklarken kullandığı kavram olup, kültürlerin çevrelerine karşı gösterdikleri meydan okumalara yaratıcı azınlıkların yanıt vermesiyle geliştiklerini ifade eder.
Frankfurt OkuluHorkheimer, Adorno, Marcuse ve Habermas’ın temsil ettiği, tarihin akılsel bir ilerleme değil insan ve doğa üzerinde kurulan tahakküm ile akıl dışı tutkuların süreci olduğunu savunan eleştirel teori akımıdır.
Tarihsel Görelilik (Relativizm)Tarihsel bilgi ve değerlerin mutlak olmadığını, her dönemin kendi koşullarına ve bugünün tinselliğine göre şekillendiğini öne süren epistemolojik tutumdur.

Diğer Önemli Bilgiler

Edward H. Carr ve 'Kleopatra’nın Burnu' Örneği

Carr, tarihin rastlantılardan oluşan bir oyun olmadığını, Actium savaşının veya Antonius’un Kleopatra’ya duyduğu aşkın tarihte nedensellik ilişkilerini ortadan kaldırmadığını, özgürlüğün nedensiz eylem demek olmadığını savunmuştur.

Edmund Husserl’in Tarihselcilik Eleştirisi

Husserl, Dilthey’ın her şeyin göreli olduğu yönündeki tümel savının, kendisinin de tarihin dışına çıkma iddiası taşıması nedeniyle tarihsiciliğin düştüğü dogmatik hatayla aynı olduğunu ileri sürerek bu akımı eleştirmiştir.

Frankfurt Okulu ve Tahakküm Eleştirisi

Adorno, Horkheimer ve Marcuse gibi Frankfurt Okulu filozofları, dünya savaşları ve kitle kıyımları ışığında tarihin akılsel bir ilerleme olmadığını, aksine insanın doğa ve insan üzerinde egemenlik kurma tutkusunun ve aklın baskı aracına dönüşmesinin tarihi olduğunu savunmuştur.

Sınavda Dikkat Et

  • Tarihselcilik (iyi/olumlu, Dilthey, tarihsel görelilik) ile Tarihsicilik (kötü/olumsuz, Hegel/Marx, kehanetçi, yasa arayışı) kavramlarının karıştırılmamasına dikkat edin.
  • Karl Popper’ın tarihsiciliği eleştirirken temel gerekçesinin gelecekteki bilgi artışının önceden bilinemeyeceği ve mantıksal olarak öndeyide bulunmanın imkansızlığı olduğunu unutmayın.
  • Oswald Spengler ile Arnold Toynbee'nin döngüsel tarih anlayışını savunduğunu; Spengler'in kültürleri canlı organizma olarak gördüğünü, Toynbee'nin ise 'meydan okuma ve yanıt verme' kavramını kullandığını daima hatırlayın.
  • Edward H. Carr’ın tarihin rastgele olmadığını ama aynı zamanda Hegelci anlamda katı bir zorunluluk da barındırmadığını savunan orta yolu gözden kaçırmayın.
  • Yapısalcılığın tarihi kesintili yapılar dizisi olarak ele aldığını, hermeneutiğin ise yazılı metinleri ve bugünün tiniyle geçmişi anlamayı hedeflediğini testlerde ayırt edebilmelisiniz.
  • Frankfurt Okulu’nun tarihin akılsel bir ilerleme olmadığını, aksine tahakküm ve akıl dışı insan tutkularının ürünü olduğunu savunduğunu unutmayın.