Okuma Parçası
Osman Vasıf “Tahmîs bâ-ıslâhât-ı zenân der vâdî-i nush u pend ez-dehân-ı vâlide”sini ve “Cevab-nâme-i pesendîde-eser ez-dehân-ı duhter-i zîbende-güher”ini yazar. İlk muhammesinde bir annenin ağzından konuşan şair, devrin İstanbulu’nda kapısı çalınacak her sıradan evde, her sıradan kadının kullandığı kelime ve deyim dağarcığını büyük bir başarıyla taklit eder. Anne fazla hoppa bulduğu on üç yaşındaki kızına nasihat vermektedir:
Kız dinle nush u pendimi kavlinde sâdık ol
Gözle rızâ-yı kaynatayı kul halâyık ol
Kim der sana ki bir çamura var bulaşık ol
Ne kesret ile zâhide ne pek de açık ol
Olma sokak süpürgesi kadın kadıncık ol
diye başladığı sözleri, sağduyunun ve geleneğin sesi olduğunu gösterir. Her beşliğin sonunda kızına “kadın kadıncık olma” isteğini tekrarlar. Kızı ise, geleneklere öfkeli, asi ve fazla rahattır; deli deli akan kanının ve değişen çağının sesini dinler:
Pend ederse bir dahi ağaca sarayım
Yanmış odunla başını gözünü yarayım
Başlı başına ben dahi bir iş başarayım
Bir âşinâya yalvarayım sonra varayım
On beş yaşında kendime bir oynaş arayım
O da her beşliğin sonunda “oynaş arama” isteğini tekrarlar. Vasıf, “kenar mahalle dilberi”nin ağzıyla konuşmakta ve kadınlar arasında yaşanan değişim sancılarını aktarmakta çok başarılıdır. Şair, Osmanlı kadınının evlilik, kız evlat fikri, inanışları, ev hayatı; yeni nesil kızların geleneklere isyanı ve sevdiğini kendi seçme isteği, dört duvar arasına tıkılı bir geleceği reddi; annenin kıza öfke ile şefkati karıştırarak hitabındaki dramatik başarısı ile Hüseyin Rahmi’nin atası sayılsa yeridir. Latife olsun diye söylenen şiirlerin gerçek yeniliği taşıdığı hakkındaki tezimi bir kere daha tekrarlayayım. Unutmamalı ki kadın ağzından şiirler yazmak, biraz da anadilinde şiir yazmak demektir. Şair bir koldan elitist tavrını sürdürürken diğer koldan da anasından öğrendiği tabii Türkçeye yönelmektedir.
Kaynak: M. Kayahan Özgül, Dîvan Yolu’ndan Pera’ya Selâmetle-Modern Türk Şiirine Doğru, Hece Yayınları, Ankara, 2006, 311-312.
