İnfografik
Ana Sayfa » Anadolu Üniversitesi AÖF » Tarih Lisans Programı » 19. Yüzyıl Türk Edebiyatı
← Ünite 3
19. Yüzyıl Türk Edebiyatı

Ünite 3: 19. Yüzyılda Encümen-i Şuara

19. Yüzyılda Encümen-i Şuara - kaynak sayfa görseli
Kaynak: ders kitabı, sayfa 54
Hersekli Ârif Hikmet Bey'in Evi (Çukurçeşme)
Sadaret Mektubî Kalemi mensubu Hersekli Ârif Hikmet Bey'in Çukurçeşme'deki evi, 1861 baharından itibaren Encümen-i Şuara şairlerinin salı günleri düzenli olarak toplandığı merkezi mekân olmuştur.
Leskofçalı Galip'in Trablusgarb'a Tayini (1861)
Encümenin reisi ve fikir babası olan Leskofçalı Galip Bey'in Ağustos 1861'de Trablusgarb Eyaleti Gümrük Emaneti'ne tayin edilmesi, meclisin reissiz kalarak dağılma sürecine girmesindeki en büyük kırılma noktalarından biridir.
Namık Kemal'in Galip'in Divanıyla Fal Açması
Genç Namık Kemal, üstadı bildiği Leskofçalı Galip'in divanını başucunda bulundurmuş, 'Olup mecrûh-ı peykân-ı havâdis tâir-i devlet' beytine denk gelince duyduğu teessürle sokağa fırlamış ve bu kıta kendisine Hürriyet Kasidesi'ni ilham etmiştir.
Memduh Faik Bey'in 'Eser-i Memduh'unun Toplatılması
Dahiliye Nazırı bulunduğu sırada yazdığı ve hürriyetin tazyikten doğuracağı mahzurları ele alan gazellerinin de yer aldığı Eser-i Memduh adlı divanı, II. Abdülhamit döneminde muzır sayılarak toplatılmıştır.

Anahtar Kavramlar

Encümen-i ŞuaraXIX. yüzyılda İstanbul'da (genellikle Hersekli Ârif Hikmet Bey'in evinde) toplanan, şiir ve edebiyat sohbetleri yapılan, yenilikçi arayışlarla klasik geleneği harmanlayan yaklaşık bir yıl ömürlü özel şairler meclisidir. Örnek olarak Leskofçalı Galip, Hersekli Ârif Hikmet ve Namık Kemal gibi isimler bu mahfelin müdavimleridir.
MutavassıtînEdebiyatımızda batılılaşma gayretlerine paralel olarak doğan, gelenekli kutup ile Doğu-Batı sentezinden yana olan ılımlı edebiyatçıları ve zihniyeti ifade eden kavramdır. Encümen-i Şuara şairleri bu mutavassıt duruşun en belirgin temsilcileridir.
Sebk-i HindîKlasik Türk şiirinde anlamı derinleştirmek, hayal dünyasını genişletmek ve kapalı, süslü, ıstıraplı bir söyleyiş oluşturmak amacıyla Hint havzasında gelişen ve Türk şairlerce benimsenen bir şiir üslubudur. Encümen şairleri estetik açlıklarını gidermek için bu üsluba sıklıkla başvurmuşlardır.
MazmunŞiirde teşbih ve mecaz yoluyla kurulmuş imgelerin arkasında yatan geleneksel, anonim semboller ve kalıplaşmış ortak hayallerdir. Encümen dönemiyle birlikte bu anonim yapından bireysel imge ve sembollere doğru bir geçiş yaşanmıştır.
PoetikaŞiir teorisi, şiir felsefesi ve sanatçının şiir yazma ilkeleri üzerine düşündüğü, bunları sistematize ettiği fikirler bütünüdür. Leskofçalı Galip şiir dili ve poetik temelleri kurmada encümenin lideri konumundadır.
La PléiadeFransız edebiyatının en eski edebi toplaşmalarından biri olup yedi yıldızlı Süreyya burcundan adını alır. Tanpınar, hem ana dillerini savunup hem de zengin lügatlerden kopamayan ikilemleri nedeniyle Encümen-i Şuara'yı bu topluluğa benzetmiştir.
Sûk-ı UkazCahiliye devri Araplarının Mekke yakınlarında kurdukları, en iyi şairlerin yarışıp birinci gelenlerin şiirlerinin Kâbe duvarına asıldığı panayırdır. İbnülemin, Encümen-i Şuara toplantılarını bu Şark geleneğine benzetmiştir.
Musarra KıtaNormalde ilk beyti kendi arasında kafiyelenmeyen kıta nazım şeklinin, birinci beytinin de kendi arasında kafiyelendirilerek yazılmış biçimidir. Encümen şairleri bu tür biçimsel denemeler yapmışlardır.
Kaht-ı RicalYetişmiş devlet adamı, bürokrat ve liyakatli insan kıtlığı anlamına gelen ve XIX. yüzyılda Osmanlı aydınları ile şairlerinin şiirlerinde eleştiri konusu yaptığı toplumsal bir meseledir.
Hermenötik ProblemMetinlerin anlaşılması ve yorumlanması sürecinde okur ile yazar arasında ortaya çıkan anlam uyuşmazlığıdır. Encümen şairlerinin yeni mazmunlar üretmesi, Servet-i Fünûn'da zirveye çıkacak bu tür anlamlandırma sorunlarının ilk işaretidir.
InşâdŞiiri güzel, sesli ve etkili bir edayla okuma işidir. Encümen toplantılarında genç müdavim Namık Kemal, güzel şiir okuma yeteneğiyle şairlerin yazdığı şiirleri inşad etmekle görevlendirilmiştir.
CaizeEski dönemlerde padişahların veya zengin devlet adamlarının şairlere ve yazarlara sundukları maddi ödül ve bahşiştir. Eski hami-şair ilişkilerinin bozulmasıyla encümen toplantıları bir caize yarışması olmaktan çıkıp akademik bir fikir alışverişine dönüşmüştür.
Türkçe AruzManastırlı Salih Faik Bey'in Ahmet Cevdet Paşa'nın teşvikiyle kaleme aldığı, hece vezni ve Türkçenin imkânları üzerine aydınlara rehberlik etmeyi amaçlayan çalışmasıdır.
Yek-mânâŞiirde beyitlerin birbirinden bağımsız anlamlar taşımaması, aksine tüm şiirin tek bir konu ve anlam etrafında bütünlük oluşturması durumudur. Bu anlayış Encümen-i Şuara döneminde daha büyük bir gereklilik haline gelmiştir.

Diğer Önemli Bilgiler

Manastırlı Nailî'nin İfrit Hicviyesi

Encümenden bilinmeyen bir sebeple kovulan Manastırlı Salih Nailî, öfkelenerek Encümen mensuplarını hedef alan müstehcen ve küfre varan ağır hicivler kaleme almıştır.

Abdülhak Hamid'in İlk Eserlerinde Memduh Faik'in Desteği

Türk edebiyatının 'Dâhi-i Âzam'ı Abdülhak Hamid, ilk eseri Macerayı Aşk ve İçli Kız'ın müsveddelerini baba dostu Memduh Faik Bey'e okutmuş, Faik bu eserleri beğenerek tashih etmiş ve gencin yazarlık yolunda ilerlemesini teşvik etmiştir.

Ziya Paşa'nın Harabat'ı Neşretmesi

Ziya Paşa'nın eski şiiri savunan ve antoloji niteliği taşıyan Harabat'ı yayımlaması, yenilikçi gençleri (özellikle Namık Kemal'i) derinden sarsmış ve encümen dostlukları ile yeni dava arasında ideolojik bir çatışma yaratmıştır.

Manastırlı Faik'in Hece Vezniyle Kasidesi

Encümen müdavimlerinden Manastırlı Faik, Sadrazam Âli Paşa için aruz yerine halk şiiri nazım şekli ve hece veznini kullanarak on dört dörtlükten oluşan yenilikçi bir kaside kaleme almıştır.

Ahmet Midhat Efendi'ye Gönüllü Şiir Öğretmenliği

Leskofçalı Galip'in Tuna Vilayeti'nde görevliyken genç Ahmet Midhat Efendi'ye gönüllü olarak şiir öğretmenliği yapması, encümen şairlerinin sonraki nesillerin yetişmesindeki doğrudan etkisini gösterir.

Ziya Bey'in Geçici Zabtiye Müsteşarlığı Görevi

30 Ocak 1862'de Mabeyn Kitabeti'nden alınarak geçici olarak Zabtiye Müsteşarlığı'na getirilen Ziya Bey, sadece on üç gün sonra Atina Sefiri olmuş, ardından Kıbrıs Mutasarrıfı yapılarak İstanbul'dan uzaklaştırılmıştır.

Sınavda Dikkat Et

  • Encümen-i Şuara'nın süresine dikkat edin; bir topluluk olarak sadece bir yıl (1861-1862) sürmüştür ancak etkisi çok daha uzun ömürlüdür.
  • Topluluğun liderinin Leskofçalı Galip Bey, ev sahibi ve sözcüsünün ise Hersekli Ârif Hikmet Bey olduğunu kesinlikle unutmayın.
  • Encümen şairlerinin şiir anlayışını tanımlayan en temel terimin 'Mutavassıtîn' (orta yolcu / sentezci) duruş olduğunu aklınızda tutun.
  • Namık Kemal'in 'Hürriyet Kasidesi'ni yazarken Leskofçalı Galip'in divanından fal açtığı anekdotu sınavda soru olarak gelebilir.
  • Şiir dilindeki üç sapmanın (Saf/kaba Türkçe, sade Türkçe ve Sebk-i Hindî) encümen tarafından laboratuvar mantığıyla yanyana denendiğini unutmayın.
  • Manastırlı Salih Faik Bey'in hece veznini aydınlara tanıtmak için yazdığı kitabın adının 'Türkçe Aruz' olduğunu karıştırmayın.
  • Ziya Paşa'nın 'Harabat'ı yayımlamasının Namık Kemal tarafından bir 'ihanet' olarak görüldüğü eleştirel detayına dikkat edin.