Sesli Özet
← Ünite 7

Ünite 7: Farsçada Tamlamalar, Transkripsiyon Alfabesi — Sesli Özet

Dinleme Premium'a özel. Seslendirme metninin tamamı aşağıda ücretsiz okunabilir.
Premium'u İncele
Metni oku

Farsçada Tamlamalar, Transkripsiyon Alfabesi. Farsça sıfat tamlamalarında tamlanan (mevsûf) ile niteleyen (sıfat) arasındaki uyum kuralları, kelimelerin kökenine göre değişiklik gösterir. Eğer tamlanan ve niteleyen kelimelerin her ikisi de Farsça kökenliyse, aralarında herhangi bir çokluk veya erillik-dişillik (müzekkerlik-müenneslik) uyumu aranmaz; bunlar serbest bir şekilde bir araya gelebilirler. Ancak sıfat tamlamasında niteleyen ve nitelenen her iki unsur da Arapça kelimelerden oluşuyorsa, özellikle Osmanlıca'da bu unsurlar arasında sayı (tekillik-çoğulluk) ve cinsiyet (erillik-dişillik) uyumuna titizlikle dikkat edilmesi gerekir. Örneğin, nitelenen isim dişil (müennes) ise sıfat da dişil formda olmalıdır; nitekim 'vazîfe-i müşküle' tamlamasında bu kural açıkça görülmektedir. Arapçada kelimeler çoğul (cem) haline geldiklerinde dişil kabul edildiklerinden, çoğul isimler sıfatla tamlandıklarında sıfatlar da dişil (müennes) halde yazılırlar. Vezinle çoğul yapılan kırık çoğullar (cem'-i mükesser) ve '-ât' ekiyle yapılmış çoğul kelimeler bu kuralın dışına çıkmaz; 'düvel-i muazzama', 'vüzerâ-yı izâm', 'ulemâ-yı kirâm' ve 'memâlik-i mahrûse' örneklerinde olduğu gibi sıfatlar hep dişil eklerle nitelenmiştir. Farsçada isim veya sıfat tamlamaları her zaman sadece iki kelimeden meydana gelmez; bazen üç, dört, beş veya daha fazla sayıdaki kelime ya da kelime grubu bir araya gelerek zincirleme tamlamalar oluşturabilirler. Tamlamada kullanılan kelime sayısı kaç olursa olsun, mantıksal olarak yapı bir tamlanan ve bir tamlayan unsura dayanır. Zincirleme tamlamalarda bütünün türünü (isim veya sıfat tamlaması olmasını) belirleyen temel unsur, en sondaki veya belirleyici konumdaki tamlayan grubunun durumudur. Eğer tamlayan kelime grubu isim karakteri taşıyorsa tamlamanın bütünü isim tamlaması olur; eğer tamlayan bir sıfat grubu ise bütün bir sıfat tamlaması halini alır. Dört ve daha fazla kelimeden oluşan karmaşık tamlamalarda kelimelerin yapısı büyük önem taşır. Örneğin, 'Hıdemât-ı ricâl-i devlet-i aliyye' gibi yapılarda kelimeler sondan başa doğru kendi içlerinde anlam bütünlükleri kurarak gelir. Kelimelerin aralarındaki bağlar izâfet kesresi (-ı, -i) veya bazen araya giren atıf vavları (u, ü) ile sağlanır, ancak Farsça tamlama sırası Türkçe'nin tam tersi olduğundan çözümlemeye her zaman sondan başlanmalıdır. Osmanlı döneminde kullanılan Arap alfabesindeki bütün seslerin karşılığı Latin alfabesinde doğrudan bulunmadığı gibi, bazı Latin harfleri de eski alfabeye alınmamıştır. Bu nedenle eski metinleri ilmî seviyede bugüne aktarırken birtakım özel işaretler ve harfler barındıran transkripsiyon (çeviriyazı) alfabesi kullanılır. Transkripsiyon alfabesinin temel işlevlerinden biri, Arap alfabesinde yer alan ancak Latin abesinde tek bir harfle karşılanan benzer sesler arasındaki ince farkları mîhenk altına almaktır. Özellikle 'h' sesi veren (ه, خ, ح), 's' sesi veren (ث, س, ص), 'z' sesi veren (ذ, ز, ض, ظ) harfler ile 'te' ve 'tı' (ت, ط), 'kef' ve 'قاف' gibi harfler özel işaretlerle (altı çizili, noktalı vb.) birbirinden ayrılır. Çeviriyazı uygulanırken ayn (ع) ve hemze (ء) gibi sessiz harf kabul edilen karakterler kesme işaretleri (’ ve ‘) ile gösterilir. Ayrıca Türkçe kökenli kelimelerdeki eklerin yazımında (örneğin fiillerdeki -up, -üp ekleri veya -duğu ekleri) dönemin orijinal imla özelliklerinin korunması veya günümüzimlasına uyarlanması ilmî çalışmaların niteliğine göre değişiklik gösterir. Osmanlı Türkçesi metinlerinde Türkçe'nin yanı sıra Arapça ve Farsça kelimeler de yoğun olarak yer aldığından, bu dildeki metinleri okuyup anlayabilmek için sözlük kullanımı hayati bir önem taşır. Tarih ve edebiyat araştırmacılarının elinin altında hem Osmanlıcadan Osmanlıcaya hem de Latin alfabesinden Latin alfabesine düzenlenmiş sözlükler bulunmalıdır. Osmanlıcadan Osmanlıcaya düzenlenmiş sözlükler, harekesiz yazılan metinlerdeki kelimelerin yanlış okunmasını önlemek açısından büyük avantaj sağlar. Çünkü ilk bakışta birçok farklı şekilde seslendirilebilecek bir kelimenin (örneğin 'müclâ', 'mücellî', 'mücellâ') kök ve harf dizilimini eski harfli sözlüklerde takip etmek, okuyucunun metin bağlamına en uygun anlamı bulmasını kolaylaştırır. Tarih ve edebiyat lisans öğrencilerinin kolayca ulaşabileceği Ferit Devellioğlu'nun 'Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lügati', Mehmet Kanar'ın Osmanlıca ve Farsça sözlükleri ile Şemseddin Sami'nin 'Kamûs-ı Türkî' gibi eserleri, bu alandaki temel başvuru kaynakları arasında yer almaktadır.