Yirmisekiz Mehmed Çelebi’nin 1720-1721 yıllarında kaleme aldığı Fransa Sefaretnâmesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun batıya bakışının değişmesinde ve toplum yaşantısında devrim niteliğinde etkiler yaratmıştır.
İbrahim Müteferrika, 1731’de I. Mahmud’a sunduğu ve Müteferrika Matbaası’nda basılan eserinde, fizik, astronomi ve coğrafya gibi ilimlerin devlet yönetimindeki hayati önemini vurgulamıştır.
En meşhur Osmanlı şehnâmecisi olan Seyyid Lokman bin Hüseyin, 27 yıllık görevi süresince Hünernâme, Selim Han-nâme ve Zübdetü’t-tevârih gibi çok sayıda anıtsal eser bırakmıştır.
Peçuylu İbrahim tarafından kaleme alınan 'Tarih-i Peçuylu', 1520 ile 1640 yılları arasındaki Osmanlı siyasî ve askerî gelişmeleri ihtiva eden dönemin en güvenilir kaynaklarındandır.
Ünlü Şeyhülislâm Hoca Sadeddin Efendi’nin III. Murad döneminde kaleme aldığı Tacü’t-Tevârih, I. Selim devri sonuna kadar gelen dönemi akıcı bir dille aktaran temel bir eserdir.
17. yüzyılda kaleme alınan Koçi Bey Risaleleri ve Veliyüddin Telhisleri, devşirme ve tımar sistemlerindeki bozulmaları ele alarak kanun-i kadime dönüşü savunan en önemli ıslahat metinleridir.
Osmanlı Devleti'nin fethettiği arazilerin vergi ve mülkiyet yapısını tespit etmek için tuttuğu tahrir defterleri I. Murad dönemine kadar inmekte olup, en eski toplu örnekleri II. Murad devrine aittir.
Çok yönlü bir Osmanlı aydını olan Kâtip Çelebi, 1592-1654 yılları arasını ihtiva eden 'Fezleke' adlı eseriyle 17. yüzyıl tarih yazıcılığında çok önemli bir boşluğu doldurmuştur.
Ata Bey tarafından yazılan Tarih-i Atâ; Enderun teşkilatını, saraydan yetişen sadrazamları, kaptan-ı deryaları ve şairleri beş ciltlik kapsamlı yapısıyla inceleyen zengin bir biyografi kaynağıdır.