Eşleştirme
Ana Sayfa
Üniversiteler
Dersler
Özellikler
Çalışma Planı
Hakkımızda
İletişim
Premium
Giriş Yap
Ücretsiz Kayıt Ol
Ana Sayfa
»
Anadolu Üniversitesi AÖF
»
Türk Dili ve Edebiyatı Lisans Programı
» Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı 1
← Ünite 1
Paylaş
Ünite 1
19. Asrın İlk Yarısında Türk Edebiyatının Genel Görünümü
Ünite 2 Eşleştirme
→
Ünite 1: 19. Asrın İlk Yarısında Türk Edebiyatının Genel Görünümü — Kavram Eşleştirme
Tur 1 / 4
0 / 5 eşleşti
Önce bir kavram seç, sonra karşılığı olan tanıma dokun.
Kavramlar
Barok Devre
Sebk-i Hindî
Mahallîleşme
Türkî-i Basit
Caize / Atıye
Tanımlar
Yukarıdan bir kavram seç.
Arap ve İran edebiyatından gelen ortak imaj sistemini yerli ve milli karakterle, İstanbul'un günlük hayatı ve unsurlarıyla zenginleştirerek kullanma gayretidir. Nedim ve Kânî gibi şairlerin şiirlerinde İstanbul'un semtlerinin ve yerli hayatın işlenmesi bunun somut örnekleridir.
Osmanlı Türkçesinin Eski Anadolu Türkçesinin yerini almaya başladığı 15. yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başlarında bazı şairlerin bilinçli olarak dilin sadeliğini koruma ve yerlileştirme hareketidir.
Klasik dönemde şairlerin kaside, divan veya mesnevilerini sundukları devlet büyüklerinden, padişahlardan veya makam sahiplerinden karşılık olarak aldıkları para, hediye veya ihsanlardır.
Klasik sanat ve edebiyat geleneklerinin gelişim süreçlerinin sonunda ulaştığı, kuralların yumuşadığı, aşırılığın, şahsiliğin ve süsün ön plana çıktığı evredir. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı şiiri de mimari ve musikide olduğu gibi barok bir evreye girerek klasik ölçütlerini kaybetmeye başlamıştır.
Hint tarzı anlamına gelen, Babürlü saraylarında Farsça yazan ozanlarca geliştirilen ve 17. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında etkisini gösteren akımdır. Girift hayaller, derin anlamlar ve süslü söyleyişler barındırır.
Barok Devre
— Klasik sanat ve edebiyat geleneklerinin gelişim süreçlerinin sonunda ulaştığı, kuralların yumuşadığı, aşırılığın, şahsiliğin ve süsün ön plana çıktığı evredir. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı şiiri de mimari ve musikide olduğu gibi barok bir evreye girerek klasik ölçütlerini kaybetmeye başlamıştır.
Sebk-i Hindî
— Hint tarzı anlamına gelen, Babürlü saraylarında Farsça yazan ozanlarca geliştirilen ve 17. yüzyıldan itibaren Türk edebiyatında etkisini gösteren akımdır. Girift hayaller, derin anlamlar ve süslü söyleyişler barındırır.
Mahallîleşme
— Arap ve İran edebiyatından gelen ortak imaj sistemini yerli ve milli karakterle, İstanbul'un günlük hayatı ve unsurlarıyla zenginleştirerek kullanma gayretidir. Nedim ve Kânî gibi şairlerin şiirlerinde İstanbul'un semtlerinin ve yerli hayatın işlenmesi bunun somut örnekleridir.
Türkî-i Basit
— Osmanlı Türkçesinin Eski Anadolu Türkçesinin yerini almaya başladığı 15. yüzyılın sonu ve 16. yüzyılın başlarında bazı şairlerin bilinçli olarak dilin sadeliğini koruma ve yerlileştirme hareketidir.
Caize / Atıye
— Klasik dönemde şairlerin kaside, divan veya mesnevilerini sundukları devlet büyüklerinden, padişahlardan veya makam sahiplerinden karşılık olarak aldıkları para, hediye veya ihsanlardır.
Mansıb
— Osmanlı devlet teşkilatında memuriyet, makam, rütbe veya görev anlamlarına gelen ve şairlerin geçimlerini sağlamak için talep ettikleri idari pozisyondur.
Tardiye
— Muhammesin özel bir biçimi olan, aruzun 'Mef’ûlü, Mefâilün, Feûlün' kalıbıyla yazılan ve Türk edebiyatında pek az kullanılmış bir nazım şeklidir. Şeyh Galib bu şekle önem vermiş, Nedim de Damat İbrahim Paşa için medhiyelerini bu biçimde yazmıştır.
Vak'anüvis
— Osmanlı Devleti'nde resmi devlet tarihi yazmakla görevlendirilen resmi tarihçidir. 19. yüzyılda da bu gelenek sürmüş, Şânizâde, Esad Efendi ve Ahmet Cevdet Paşa gibi isimler vak'anüvislik yapmıştır.
Zeyl
— Kelime anlamı ilave veya ek olan, bir eserin devamı veya tamamlama amacıyla yazılan eserlere verilen adıştır. 19. yüzyılda yazılan biyografi ve tarih eserlerinin çoğu önceki temel eserlere zeyl niteliğindedir.
Sefâretnâme
— Osmanlı devlet adamlarının yabancı ülkelere elçi olarak gönderildiklerinde o ülkelerin sosyal, siyasi, kültürel ve idari yapıları hakkında hazırladıkları rapor ve gezi izlenimlerini içeren eser türüdür.
Encümen-i Şu'arâ
— 19. yüzyılın ikinci yarısında aralarında Leskofçalı Galip, Hersekli Arif Hikmet, Yenişehirli Avnî ve Ziya Paşa gibi isimlerin bulunduğu, klasik şiiri ihya etmek amacıyla toplanan şairler topluluğudur.
Vak'a-yı Hayriye
— II. Mahmud döneminde, 1826 yılında isyanları ve yenilik karşıtı tutumları nedeniyle Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılması olayına verilen isimdir. Dönemin şairleri bu olayı manzum tarihleri ve eserleriyle işlemiştir.
Mazmun
— Divan şiirinde belli kalıplar ve benzetmelerle söylenen, gelenekselleşmiş ortak imge ve kavramlardır. 19. yüzyılda fes, vapur, balon gibi modern nesneler de mazmunlaşmıştır.
Ode
— Lirik duyguların ifade edilmesi için kullanılan, vezinli veya vezinsiz yazılabilen uzun şiir türüdür. Pertev Paşa'nın Victor Hugo'dan çevirdiği 'Tıfl-ı Naim' Türk edebiyatındaki ilk ode denemelerindendir.
Nakîbü'l-eşrâf
— İslam devletlerinde Hz. Muhammed'in soyundan gelen (seyyid ve şerif) kişilerin doğum, vefat ve nesep kayıtlarını tutan, işleriyle ilgilenen kurumun idarecisi ve unvanıdır.
Tezkire
— Divan edebiyatında genellikle şairlerin hayatlarını, edebi kişiliklerini anlatan ve şiirlerinden örnekler sunan biyografik eser türüdür. Fatin Efendi'nin Hâtimetü'l-eşrâr'ı buna örnektir.
Bâbıâli
— Osmanlı İmparatorluğu döneminde başbakanlık, içişleri, dışışleri bakanlıkları ve danıştayın bulunduğu, hükümet kararlarının alındığı idari merkezdir.
Hezeliyyât
— Kimi klasik şairlerin şiirlerinde mizahi, alaycı, şaka ve hiciv dolu ifadelerle yazdıkları şiirleri topladıkları eser veya bölüm adıdır. Sürûrî'nin Hezeliyyât'ı buna örnektir.
Mecelle
— 1868-1876 yılları arasında Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir komisyon tarafından derlenen, İslamî özel hukuk kurallarını içeren medeni kanun niteliğindeki eserdir.
Sâkînâme
— Divan edebiyatında genellikle mesnevi biçiminde yazılan, şarap, içki meclisleri, musiki ve tasavvufi anlamları barındıran eser türüdür. Antepli Aynî'nin Sâkînâme'si 1500 beyittir.
Lutfiyye
— Nâbî'nin Hayriyye'si tarzında yazılmış manzum nasihat kitaplarına verilen genel addır. Sünbülzâde Vehbî'nin oğlu için yazdığı Lutfiyye bu türün önemli bir örneğidir.
⚑ Bu kavramlarda hata var
Paylaş
Ünite 1
19. Asrın İlk Yarısında Türk Edebiyatının Genel Görünümü
Ünite 2 Eşleştirme
→
Ana Sayfa
Dersler
Çalışmam
Hesabım